Ödüllü gazeteci yaşam, varoluş ve ölümü yazdı

Ödüllü gazeteci Ayşegül Ekinci, doktor olan ağabeyinin ani ölümünün ardından dünyayı dolaştı. Yaşam, varoluş ve ölüm konularında araştırma yapıp kitap yazdı.

Afganistan, Pakistan gibi bölgelerde savaş muhabirliği yapan Ayşegül Ekinci, doktor olan ağabeyi Hüseyin Ekinci'nin ani ölümünün ardından valizini hazırlayıp bir yolculuğa çıktı.

3 yıl içinde Hindistan'dan Brezilya'ya, Peru'dan Amerika'ya kadar birçok ülkeye gitti, röportajlar yaptı. Ağabeyine anlatmak istediklerini, ölümle tanışmasını, yas süreci, yaşam ve ölüm konularındaki analizlerini ise “Sana Söyleyeceğim Çok Şey Var” isimli serinin ilk kitabı olan "Son Yok" u kaleme aldı...

Sözcü Gazetesi'nden Sevgim Begüm Yavuz'un röportajı...

‘KIL PAYI KURTULDUM'

Uzun yıllar savaş muhabirliği yapan biri olarak birçok kez ölümle karşı karşıya kaldığınız anlar olmuştur. Neler yaşadınız?

İngiltere temsilciliği yaptığım basın mecralarında savaş bölgesi haberciliği gündeme geldiğinde aslında bunu kendim istedim. Savaş bölgesine gittiğiniz zaman hayat algınız çok değişiyor, savaşın içindesin. Pakistan'a gider gitmez kendimi bir kaos içinde buldum. 2 milyon kişi Benazir Butto gelecek diye şehri doldurmuştu ve biz havalimanından başka bir noktaya gidemiyorduk. Ben Benazir Butto'nun konvoyundaydım. Büyük kutlamaların ardından intihar saldırıları oldu. Ben o konvoydaki tek kadın haberciydim ve kıl payı kurtuldum. Olağanüstü hal ilan edildi. Oraya 2 hafta diye gittim küçük bir çantayla, 6 ay kaldım. Benazir Butto suikaste kurban gitti. Biz otelden çıkıyorduk, otele intihar saldırısı oluyordu. O dönem Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nden “Yılın En İyi Televizyon Habercisi” ödülü aldım.

‘SÖYLEYECEKLERİM VARDI'

Ağabeyinizi kaybettikten sonra valizinizi hazırlayıp sizi yola çıkaran şey neydi?

Ağabeyimin vefatından 6 ay önce aramızda farklı bir iletişim başlamıştı. Bir şeyleri hissediyor gibi ona “Hadi abi bir şey yapalım” diyordum. Ağabeyimin komada olduğu süre içinde “Sana söyleyeceğim çok şey var” benim mottom oldu. Bir şekilde onun beni duyduğunu hissediyordum. “Sana söyleyeceğim çok şey var, lütfen tutun. Gitme, lütfen kal” diyordum. 10 gün boyunca hep bunu söyledim ona. Hep mucize olacağını bekliyordum. Yola çıkma fikri, doğal bir şekilde gelişti. O çok gezen bir insandı. Yoğun bir cerrahtı ama tatillerinde dünyayı geziyordu. Gittiği yerler ise Peru, Meksika, Çin Seddi… Konfor tatilleri değil. Brezilya'ya gitmişti ve bir şifacıdan bahsetmişti. Hatta “Onunla niye röportaj yapmıyorsun” demişti. Hiç kimseye röportaj vermiyor. Ağabeyimin vefatından 2 ay sonra röportaj için Brezilya'dan benimle irtibata geçtiler. 3 hafta sonra Brezilya'daydım.

Kitap yazma fikriniz nasıl gelişti?

Kitap yazma fikrinin çıkışı ağabeyimin vefatından sonraki süreçte hayatı sorgulama yolculuğum, kendi yaşadığım deneyimin yoğunluğuyla çıktı. Ben bir savaş muhabiri olarak bunu yaşıyorsam, insanlar yas sürecinden nasıl geçiyor? Aslında yolculuk fikrimin ortaya çıkması da ‘Ağabeyim ile olan deneyimi ve yas sürecinin yoğunluğunu nasıl global hale getirebilirim' fikri ile oldu. Evrensel mesajları önemsiyorum.

"ZITLIKLARIN BÜTÜNÜDÜR HAYAT"

Yaşam, varoluş ve ölüm konularında araştırmalar yaptığınızı belirtiyorsunuz. Kitaptan biraz bahsedebilir misiniz?

Ciddi bir psikolojik kitap, felsefi de aynı zamanda. Kitabıma 3 sayfa önsöz yazan Dr. John Demartini “Dünyada gördüğüm en ilginç proje” diyor. İhtiyacı olan insan, ihtiyacı olduğu anda alıp okuyacak. Bir başucu kitabı olacak. Carl Jung mandala sanatını çok kullanırdı terapilerinde. Kitaba özel mandala da var.

Pandemide ani kayıplar oldu, yakınlarının cenazelerine gidemeyen insanlar için yas süreci daha zor olabiliyor. Kitabı okuyanlar kendilerine de bir cevap bulabilirler mi?

Türkiye'ye geldim ve pandemi başladı. Sonra fark ettim ki, kitap daha önce de çıkabilirdi. Bu sanki pandemi için hazırlanmış bir kitap gibi… Hem kendim şifalandım hem de okuyuculara şifa olsun istiyorum. Okuyucu yas duygusunun içinden geçecek, hayatına daha farklı bakacak ve hayatına odaklanacak. Hayat zıtlıkların bütünü. Bu kitap ciddi bir bilgi birikimi, dönüşümsel bir kitap. Düşündüren her şey seni dönüştürür de. Okuyucuyla bir yolculuğa çıkıyorum ve onların elinden tutup ‘Hayatın içinden birlikte geçelim' demek istiyorum.

"İNSANLARIN HAYATLARINA DOKUNMAYI SEVİYORUM"

Yolculuklarla geçen 3 yıl boyunca neler yaşadınız, nelerle karşılaştınız?

Dış haberci olarak çok seyahat eden biriydim. Ama 3 yıl yolda olmak çok başka bir şey. Yolda olduğun zaman kendini daha farklı buluyorsun. Aslında yolda kendini arıyorsun… Gittiğin coğrafyanın enerjisiyle de farklı senleri buluyorsun. Ben insanların hayatına dokunmayı çok seviyorum. Bunu yaparken de illa bir yerlere gitmeliyim. Bu benim önceliğim. Yol boyunca da 25 coğrafyaya gittim: Hindistan, Amerika, Meksika, Peru, Brezilya, Ukrayna… Doğum ve ölüm hayatın 2 tezat birbirini tamamlayan olgusu. İkisi de hayatın kendisi. O zaman insanları hayata aşkla bağlayan şey ne? Bunun sorgusuna girdim. Seçtiğim tüm karakterler kitabın içine enerjilerini akıtıyor. Kitabın içindeki kimlikler yaptıkları işi aşkla yapan insanlar. Her biriyle birebir, yüz yüze röportajlar yaptım. Hepsinin verdiği mesajlar var. Kitabı okuyan kişi hayata bambaşka bakacak. Stephen Hawking de seride var. Hawking ile röportajım sadece yolculuk sırasında değil. Cenaze törenine katıldım, kitapta bu da yer alıyor. Birçok dinde ve kültürdeki ritüelleri araştırdım. Kitapta “Benimle bir yolculuğa hazır mısın?” diyorum.