Pezevenklere “Prensim” Diyenler!
Sacit Aslan'ın yeni yazısı...
“Prensim” kelimesi bazen masum bir hayranlık, bazen de çürümüş bir düzenin küçük ama çok şey anlatan bir parçasıdır. Sosyal medyada kurulan yapay saraylarda, taçlar liyakatle değil görünürlükle, alkışla, etiketle dağıtılıyor. Balon gibi şişirilen figürlerin içinin boş olduğu ise çoğu zaman balon patladığında anlaşılıyor; o da geç kalınmış bir fark ediş oluyor.
Asıl mesele bir kişinin suçlamalarla anılması ya da tutuklanması değil. Asıl mesele, bu kişilerin nasıl ve kimler tarafından “muteber” kılındığıdır. Kimlerin “prens”, kimlerin “kanaat önderi”, kimlerin “entelektüel” ilan edildiğidir… Bir ülkede itibar bu kadar ucuzsa, suçlamalar o kadar pahalı olur.
Çünkü sahte itibar, gerçek bedelleri beraberinde getirir.
Muhabbet tellallığı yani pezevenklik (adı ne kadar süslenirse süslensin) tarih boyunca var olmuş bir aracı ahlâksızlıktır. Saray entrikalarından meyhane köşelerine, kulislerden sosyal medya mesaj kutularına kadar biçim değiştirir ama aslını korur: İlişkiyi metaya, insanı araca dönüştürmek. Şaşırtıcı olan bunun varlığı değil; şaşırtıcı olan, bu zihniyetin bugün köşe yazısı formatında, “fikirmiş” gibi sunulmasıdır.
Taksim’de bir elektrik direğinin dibinde fısıltıyla yapılan işin, bugün büyük gazetelerin köşelerinde yüksek puntolarla yapılmasıdır asıl skandal. Dün karanlık sokakta yapılan tellallık, bugün spot ışıkları altında yapılınca meşrulaşmıyor; sadece daha tehlikeli hâle geliyor. Çünkü artık birkaç kişinin değil, kamuoyunun zihni pazarlanıyor.
Medya dediğimiz yapı, süzgeç olmayı bıraktığında lağım kapağına dönüşür. Kimin ne olduğunu, neyi temsil ettiğini, hangi ilişkiler ağından beslendiğini sorgulamayı unutmuş ise ki unuttuğu için bugün yaşanan “şok” aslında bir sonuçtur, sebep değil.
Pişmanlık, sadece yanlış kişiye “Prensim” demekle ilgili değildir. Pişmanlık, yanlış zamanlarda susmakla, yanlış kişileri parlatmakla, yanlış düzenlere alkış tutmakla ilgilidir. Bu düzenin en büyük günahı: Suç ortaya çıkınca herkes şaşırır ama kimse aynaya bakmaz.
Çünkü bu ülkede balonlar hep birilerinin kirli nefesiyle şiştiğini bilir ama nedense patladığında herkes kokusundan iğreniyor…!
Sacit ASLAN