Serkay Tütüncü: "Aldatmak hem saygısızlık hem yorucu"

Son dönemin parlayan yıldızlarından Serkay Tütüncü, "Masumiyet"te canlandırdığı karakterin aksine, gerçek hayatta "İkinci bir seçenek oluştuysa birinci bitmiştir" diyecek kadar net.

Posta Gazetesi'nden Oya Çınar'ın röportajı...

Kişisel fikrim; ben oyuncu olsam ‘Masumiyet’ senaryosu bana geldiğinde büyük ikramiyeyi kazanmış gibi hissederdim. Siz ne hissettiniz?

Tabii ki ben de çok ayrıcalıklı hissettim. Hem hikayenin kendisi, hem İlker karakteri beni hayli heyecanlandırdı. Bu tarz, değişik yönleri, gizemleri olan karakterleri oynamak her oyuncunun isteyeceği bir şey. Ben de şu sıralar çok zevk aldığım, tatmin olduğum günlerin tadını çıkarıyorum.

Hem yıllar sonra ekrana dönen Hülya Avşar, Mehmet Aslantuğ gibi isimlerle başroldesiniz hem de İlker karakteri oyunculuğunuzu çok öne çıkaran bir karakter…

Gerçekten değerli oyuncularla birlikteyiz. Mehmet Abi de Hülya da inanılmaz tatlı insanlar. Tanıdıkça saygınız, sevginiz daha da artıyor. İlker’in bu hikayedeki yeri çok kritik. O yüzden çok fazla konsantreyim. Hayatımda şu sıralar ‘Masumiyet’ dışında çok az şey var. Kafamı tamamen İlker’e odaklamış durumdayım. Kariyerim açısından nerede olur bilmiyorum ama iç dünyamda hep farklı olacak. 

Dizide o kadar iyi oynuyorsunuz ki oyunculuğunuza hayran kalmaktan size kızamadığını söyleyenler de var…

Çok teşekkür ederim. Hem oyuncu arkadaşlarımdan hem de sokakta karşılaştığım izleyicilerimizden çok güzel yorumlar alıyorum. İlker’e çalışırken de çok keyifli bir süreç geçirdik oyuncu koçumla. Beni başından beri heyecanlandıran bir karakterdi o yüzden yapmak istediklerimizi, planladıklarımızı doğru tonda ekrana taşıyabildiğim için ben de değişik bir haz içerisindeyim. Ama asıl not izleyicinin tabii ki. “Gerçeğe en yakın olan en iyidir”.

AİLESİNİN DENGESİZ SEVGİSİ BİR NARSİST YARATMIŞ, İLKER’E HEM KIZIYOR HEM ÜZÜLÜYORUM

İlker anlaşılması zor biri. Ben, altıncı bölümde hala sizin kime aşık olduğunuzu çözemedim. 

İlker’le bağ kurmadan o karakterin gerçekliğine inandırmak zor. Gerçekten karmakarışık biri. İki kadın arasında oradan oraya sürüklenen, babasının psikolojik şiddeti altında büyüyen, annesinin orantısız sevgisiyle hep onaylanan bir erkek. Aslında dediğiniz gibi, iç dünyasıyla yeni hesaplaşmaya başlıyor. Tabii ki ailesinin dengesiz sevgisi bir narsist yaratmış. İlker’e zaman zaman çok kızıyorum. Zaman zaman aşırı üzülüyorum.

HAYATIMDA HİÇ ONAYLANMA İSTEĞİM OLMADI AKSİNE AYKIRIYDIM HEP

İlk bölümde şöyle bir cümleniz var: Herkesin hayatında bir sıfırcı hoca vardır. Serkay olarak, kendinizi ispat etmeye çalıştığınız biri oldu mu hiç? 

Hayatımda hiç onaylanma isteğim olmadı. Aksine biraz aykırıydım hep. Sporculuk dönemimde de özel hayatımda da karşı fikirlerin olması, fikrimin farklı olması beni hayatta tutan şeylerdi. Aile yapımda da hiç yaşamadığım için o konuda İlker’le pek aynı kaderi yaşamıyoruz.

Bir bölümde Ela’ya şöyle diyorsunuz, “Ela, benim arkamda gözüm yok, sırtımı dönemediğim bir kadının elini tutmam.” Sizin için güven hangi sırada? 

Kesinlikle benim için de güven ilk sırada. Hayatın her bölümünde güven ilk sırada bence. Özellikle ikili ilişkilerde güven ve saygı kaybolduğunda, fark edilmesi güç bir kısır döngüye giriliyor. İki taraf da onu fark edene kadar birbirini fazlasıyla yıpratmış oluyor. 

HAYATIMIN KONTROLÜNÜ HİÇ TAMAMEN KAYBETMEDİM 

Gerçek hayatta dizideki kadar muğlak bir durumda kaldınız mı? Seçim yapmakta zorlandığınız olmuş mudur? 

Bu konuda iki tarafı idare edebilecek bir enerjim olmuyor hiçbir zaman. Eğer birinden etkilendiysem ve orada olmak istediysem hemen bir karar alırım. Diğer türlüsü, iki taraf için de saygısızlığın yanı sıra aşırı yorucu ve kırıcı bir şey. Hayatımda olan kişiden de bunu isterim. Eğer ikinci seçenek oluştuysa birinci bitmiştir. Go! (Git)

Hayatınızın kontrolünü kaybettiğiniz bir dönem oldu mu hiç?

Hayatımın kontrolünü hiç tamamen kaybetmedim. Sadece benim dışımda gelişen olaylara ayak uydurmak, gerekirse hayatımdan çıkarmak gibi ufak adımlarım oldu. Kontrolünü kaybettiğimi düşündüğüm an, hemen başlama noktasına geri dönüyorum. Biraz hatırlamam, sakinleşmem ve huzurlu hissetmem gerekiyor. Sonra tekrar ipleri elime alıyorum…

Şöhretle nasıl bir ilişkiniz var? Arttıkça daha zevkli hale mi geliyor yoksa hayatı zorlaştırıyor mu?

Gerçekten bunu çok düşünmedim. Tabii ki keyifli yanları var ama çok canımı sıkan zamanlar da oluyor. Bazen fark edilmemek istiyorsunuz açıkçası. Etrafınızdaki insanların başarıya karşı bir kibir mekanizması oluşabiliyor. Bu çok normal bir reaksiyon, hepimiz bunu farklı tonlarda içimizde yaşıyoruz aslında. Ben güzel yönlerinin keyfini çıkartıyorum. Hayatımı değiştirmediğim sürece bence insanlar da buna alışıyor.

TANISANIZ SEVERSİNİZ, BENCE ÇOK TATLIYIM 

Karakterinizin en baskın özellikleri neler? Tanısak sever miyiz? 

Bence çok seversiniz, çok tatlıyım. Herkes yaşıyordur bunu gerçi ama “Başta bana çok itici gelmiştin” sözünü çok duydum hayatımda. Bu iyi bir şey mi, kötü mü bilmiyorum. Çünkü herkesin sevmesi de bir noktada samimiyetsiz gibi. En baskın özelliğim sanırım bildiğimi okumam. Çok fikir alırım ama kararı hep kendim veririm.

Defolarınız var mı?

Olmaz mı! Bazı meselelere kafamı çok takıyorum. Uzun süren krizler yaratıyorum kafamda. O konuyu hayatımın merkezine alıp, günlük rutinimdeki tüm enerjimi bozuyorum. Daha az kafaya takan biri olmak isterdim. Çoğu konudaki savruk ve akışa bırakan halimi bazı konularda koruyamıyorum. 

İzmirlisiniz. “Dönüp dolaşıp yine yaşayacağım yer İzmir” demiştiniz. Aynı fikirde misiniz? 

Hayatımı ufak bölümlere ayırdım. Ne kadar benim istediğim gibi gider bilmiyorum ama bir hedef koydum ve onun için çabalıyorum. Bu tamamen kendimi yeterli hissetmekle, neler yapabileceğimi kendime kanıtlamakla ilgili. Bu dönemim bittiğinde, doğup büyüdüğüm yere dönmek istiyorum. Orada yaşamak, ailemle arkadaşlarımla daha çok birlikte olmak, sörf okulumu açmak, daha sakin, stressiz ve keyifli yaşamak için oraya döneceğim. 

İstanbul neden eni sonu kaçma isteği uyandırıyor sizce? 

Burada çok yarış var. Şu an bu yarış için enerjim var ama ileride enerjimi hayatta kalmak için kullanmak istemiyorum.

AŞK, DEFALARCA DÜŞMEKTEN YORULMADIĞINIZ BİR ÇUKUR 

Aşkı nasıl tarif edersiniz? 

Aşk, değişik bir mesele. Defalarca düşmekten yorulmadığımız bir çukur. Yaş ilerledikçe daha dengeli, daha kontrollü hissetsen de konu aşk olunca her şey bir anda kontrolsüzleşiyor. Seviyorum sanırım bunu…

Sonsuz aşka inanıyor musunuz? 

Sonsuz aşk yoktur ama aşk sonsuzdur.

AŞKI İLİŞKİYLE ÇOK BAĞDAŞTIRMIYORUM, İLİŞKİYLE BERBAT EDİLEN AŞKLAR VAR

Aşk olmadan bir ilişkiyi devam ettirebilir misiniz? 

Aşkı ilişkiyle bağdaştıramıyorum çok. İlişkiyi götüren birçok şey var. Saygı, sevgi, anlayış, fedakarlık gibi. Birçok şey sayabiliriz. Ama aşk en başında bunların hepsini ateşleyen bir şey zaten. O yüzden ilişkiyle berbat edilen aşklar da var.

Nasıl bir kadın aklınızı başınızdan alabilir? 

Zeki kadınlar hep çekici gelmiştir. Dış görünüşe takılmayalı baya oldu. Kendini yeterli hisseden, öz güveni yüksek olan kadınlar sanırım çekici geliyor.

DAHA SAKİN KALIP AKIŞA SAYGI DUYMAYA BAŞLADIM 

Şu ana kadar yaşadıklarınız size ne öğretti?

Özellikle son dönemlerde kendime sürekli söylediğim şey, “Hangisinin senin için daha iyi olduğunu henüz bilmiyorsun.” Biraz daha sakin kalıp, akışa saygı duymaya başladım. Enerjimi iyi tuttukça zaten her şeyin güzel geliştiğine şahit oluyorum. Korkularımın azaldığı bir dönemdeyim. Sakin sakin sakin…