Silivri Cezaevi Kitapevi...

186 okunma
Geri Alınan Güzellik Sarıyer İskelesi

Cüneyt Özdemir’in Ahiretteki Rakibi

Veee İmamoğlu versus Yıldırım 

Halimiz

KAYDA GEÇSİN


Her Şey güzel Olacak ya, olmuşken bari şöyle bir güzellikte olamaz mı, Artık Silivri’de her hapise düşen kitap yazdığına göre, Silivri Cezaevi kendi Kitabevini açamaz mı?

Cezaevlerinde iyileştirme çalışmaları hep piyes sahnelemek üzerine, ya da meslek kursları -ki  özellikle meslek edinme kursları çok yerinde ama hayatını yazarak fikirleriyle kazanmaya alışık insanlara sepet örmeyi öğretmenin, kendi istekleri değilse tabii, ne manası var?

Ama bir kitabevi onlarında hayatlarını kazanmalarına ve cezaevine katkıda bulunmaya yarayacaktır.

Fikirlerinden dolayı içeride olup cezaevinde fikir üretmeye devam edenlere öncü bir ‘Cezaevi  Kitabevi’ Silivri’ye yakışır, itibar verir, örnek olsa keşke, böyle bir şey gerçekleşse kitabına yayınevi bulamayan gönüllü mahkumlar bile olacaktır, kitap mafyasına meydan okuma öyle değil böyle olur, koskoca devlet, mahpusu entelektüelizm fabrikası haline getiriyor, bize yakışan bir tuhaflıktır, edebiyatımız mahpusanelerden az neşet etmedi.

Silivri Cezaevi'nde yazarlara rahat çalışma ortamı sağlanıp, basım dağıtımın yazar mahkumların lehine organize edileceği bir yayınevinde verim daha da artacaktır.

Böylece her içeri gireni sırayla milletvekili yapmak gibi bir zorunluluk hisseden CHP’de rahatlayacaktır. Bu da ayrı bir güzellik olacak.

Her Şey Güzel Olacak dediği için İmamoğlu’ndan beklentiler İstanbul Belediye başkanlığı görev sorumluluklarını aşmış durumda, vatandaşta haklı,  vaadleri ‘Her Şey‘.

‘Her şey‘ çok sorumluluk getiren bir sıfat tamlaması.

‘Her’ belgesiz bir sıfattır, şey ondan beter, tanımsızlıktır.

VİP meselesi çok uzadı, İmamoğlu halkçı söylemlerinin devamı olarak ‘Ne VİP’si ben 16 milyonu eşidim olarak kucaklamaya talibim kendime özel muamele mi isteyeceğim, VİP filan dinlemem‘ diyemedi, hele sonrası İmamoğlu’nu destek amacıyla Berhan Şimşek’in ‘Anası da yanındaydı ayıp nasıl almazsınız‘ meali sitemleri, Önay Alpago’nun 'Ebru Gündeş, başka eğlendiriciler de kullanıyor VİP’yi'  mealinde hatırlatmaları sanki VİP meselesini kökünden halletmek yerine, -ki CHP’ye yakışan odur, özel yabancı resmi konukların dışında, sanki fena bir şeyden payını istemek gibi oldu. Yakışmadı. Güzellik olmadı yani.

Ve medyanın ‘yıldız’ları yapacağını yaptı, artık gündem İmamoğlu, Yıldırım, hatta seçmin değil, kimin moderatör olacağı haline geldi!

Sadece ikisinin tartışması ise demokrasimizin ayıp listesine eklendi.

Başka adaylar veya ittifakları destekleyen partiler elemeyi kazanamamış yarışma dışı güzellik kraliçelerine döndüler, güzellik olmadı yine.

Onlar yoklar olay hala nasıl aday olabildiğini anlayamadığımız ve sanki kendi memnuniyetsizliği de yüzünden okunan Binali Yıldırım ve aniden kendisine aşık ettiği yığınlara hitap etmeye doyamayan bir genç adam arasında, kabul edelim ki gerçek kaliteli demokrasilerin yiyip yutacağı işler değil bunlar!

Mücadele edeceğini iddia ettiği ne varsa onlarla rahat çalışacağını her fırsatta tekrar eden İmamoğlu’nun ‘Her Şey’i güzel yapma iddiası halkımızı inanmak istediği bir çatıda topladı ama  herkesi değil, hele kazandığı bir seçimi elinde tutamamasına kızanları hiç değil.

Dramatik yapı malum tartışma yüzünden moderator adaylarını ise birbirlerine düşürdü, bu çok iyi bir şey.

En komiği de uzun zamandır New York Sokaklarında söylenip, gülüp dolaşan Cüneyt Özdemir’in kendisini Allah Rahmet Eylesin, ustası Mehmet Ali Birand’ın rakibi ilan etmesi oldu, yani yaşayanların hepsinin üstü, tek rakipte öldüğüne göre rakipsiz… Biraz daha New York’da kalırsa kendini ‘Frost’ ile mukayese etmeye başlayabilir ama zor, çünkü Nixon yoksa Frost olmaz karışık bir ruh durumu kendi de gülüyor zaten.

Ama yazımızın bugünkü ana konusu başka, o da şudur;  

Medyanın eski dostlarının, mesai arkadaşlarıyla şimdi ayrı düştükleri noktaları bir türlü halka izah edememeleri, çünkü yıllarca geçinip gitmişler! Öyle ya, yıllarca karşılıklı oturup programlar  yapılmış, yenilen içilen ayrı gitmemiş, ortada ne kör ne sağır var ama birbirlerini pek güzel  ağırlamışlar, her program birbirlerine saygı sevgi sunmuşlar, ‘abla‘ , ‘ağabey‘ denilmiş, eh millet haklı olarak ne oldu da şimdi birbirinizin hakkında atıp tutuyorsunuz, o zaman niye oturdunuz onca  zaman karşılıklı diye soruyor.

Çok parasızdım cevap değil, bu gibi işlerde, parasızlığın ne demek olduğunu iyi bilirim ama hiç bir yanlışa mazeret  olmaz.

Karşında oturanın, gazeteci sıfatını gazeteci olmadan kullandığını biliyordun da niye itiraz etmedin, karşına oturtarak kendini meşrulaştırmasına izin verdin, o zaman senin gazetecilik mesleğine hiç mi saygın yoktu diye sormazlar mı? 

Bir hastanede hangi tıp doktoru üfürükçü, muskacı şifacılarla birlikte çalışmaya rıza gösterir ki? Asla, ama ekranları bu üfürüklere açtınız.

Bu konuda mazeret aramak yerine hatayı kabul etmek çok daha akılcı olmaz mı, yanılmışsınız işte en hafifinden.

Özür dileyin okuyucudan, izleyiciden, çok mu zor özür dilemek, ‘Yanılmışız arkadaş‘ demek, şimdi eski dostlarınıza lama gibi tüküreceğinize.

Mamafi medyada bu genel bir problem, yıllarca 17 yıllık AKP iktidarında el birliğiyle maddi, manevi güç sağlayarak belli noktaya gelene kadar medyada sahne alanlar kovuldukça muhalif olmaya başladılar, 15 gün işsiz kalanların kendilerini acındırmaları, işsizlerden yasaklılardan rol çalmaları ise büyük yüzsüzlük, bizleri bırakın içerideki arkadaşlarından da utanmaları yok.

Bu güruha yanlız yazar, çizer, politik programlar yapanlar değil oyucusundan yapımcısına, yönetmenine, romancısına dahil olan o kadar çok ki.

Bu arkadaşlara iyi bir papaza bulup günah çıkartmalarını tavsiye edeceğim ama çoğu Müslüman olduğu için bunların günahını isteselerde çıkartacak papaz bulmak zor, Hristiyanlar genellikle bu durumda Allah'tan isteyeceklerini papazdan isteyip paçayı kurtarıyorlar, çünkü öyle günahlar işliyorlar ki Allah affetmez.

Bizde bu durumda olanlar Nihat Hatipoğlu'ndan telefon bağlantısı ile gönül ferahlığı alabilirler.

Gerisi laf-ı güzaf yani boş laf.

Pazar gecesi kim moderatör olursa olsun, kimi, neyi etkileyecek ki?

Şayet İsmail Küçükkaya modere edecekse taşın ağır olduğu zamanda, keşke sabah olsaydı,   çünkü İsmail Küçükkaya prime-time adamı değil, Fox’un yerinde duramayan haber sunarken dans eden sabahlarının Prensi o.

Zaten CHP yıllardır eleştirdiği Ortak Yayın gibi antidemokratik bir dayatmaya nasıl peki diyebildi, ayrı bir muamma.

Türkiye’nin iyi yurttaşları dayanıyorlar, Sarıyerliler iskelelerini geri aldılar, son günlerin en ciddi umut veren partiler üstü gelişmesidir, halkın kendine ait olanı kaptırmayacağının delili oldu benim için darısı diğer demokrasinin kilit noktası iskelelerimizin başına.

Saygıyla KAYDA GEÇTİK 

Necef UĞURLU / necefugurlu@gmail.com