Türk Televi̇zyonculuğunda Entelektüel Ki̇bi̇r Sorunu
Sacit Aslan'ın yeni yazısı...
Türkiye’de televizyon ekranları uzun süredir bir bilgi alanı olmaktan çok, güç gösterisi sahnesine dönüşmüş durumda. Moderatör koltuğuna oturan bazı isimler, tartışmayı yönetmek yerine tartışmanın merkezine yerleşmeyi tercih ediyor. Bu durumun en görünür örneklerinden biri, yıllardır ana akım ekranlarda etkili bir figür olan Ahmet Hakan üzerinden okunabilir.
Gazetecilik; uzmanı bastırma sanatı değil, uzmanı parlatma sorumluluğudur. Ancak Türkiye’de özellikle prime-time tartışma programlarında farklı bir refleks devreye giriyor: Eğer konuk, moderatörden daha donanımlıysa, daha akademik bir zemine sahipse ya da sahadan gelen güçlü bir analiz sunuyorsa, ekranın sahibi rahatsız oluyor. Bu rahatsızlık çoğu zaman söz kesmelerle, konuyu dağıtmalarla, küçümseyici imalarla kendini gösteriyor.
Meksika’daki kartel yapıları üzerine detaylı ve akademik arka planı olan analizler sunan Talya İşcan gibi isimler karşısında sergilenen tavır tam da bu “entelektüel kibir” sorununun yansımasıdır. Karteller; sosyoloji, ekonomi, siyaset bilimi ve güvenlik çalışmalarını aynı anda gerektiren karmaşık yapılardır. Böyle bir konuda sahadan ve akademiden beslenen bir analiz karşısında yapılması gereken şey, bilgiyi açmak ve derinleştirmektir. Fakat ekran refleksi çoğu zaman farklı çalışıyor: Analizi sığlaştırmak, akademik çerçeveyi “fazla teorik” diye küçümsemek ya da tartışmayı polemik seviyesine çekmek.
Bu noktada mesele bir kişiden öte bir zihniyet sorunudur. Türkiye’de televizyonculuk uzun yıllar boyunca “en çok konuşan en güçlüdür” anlayışıyla şekillendi. Oysa entelektüel özgüven, daha bilgili görünen bir konuğu susturmakta değil; onu rahatça konuşturabilmekte yatar. Sürekli araya giren, cümle tamamlatmayan, akademik dili hafife alan bir moderasyon tarzı; Ahmet Hakan’ın gücünü değil aksine güvensizliğini ele veriyor.
Ekran bir ego alanı değildir. Hele ki konu uluslararası suç ağları, kartel şiddeti ve devlet, toplum ilişkileri gibi ciddi meselelerse… İzleyici, moderatörün performansını değil; net bilginin kendisini izlemek ister. Entelektüel kibir, bilginin önüne geçtiği anda ekran da değersizleşir sunucu da
Türkiye’nin ihtiyacı, uzmanla rekabet eden sunucular değil; uzmanı anlayan ve derinleştiren gazetecilerdir.
Ancak böylesi derinlik Ahmet Hakan’da ne gezer.
Sacit ASLAN