Vi̇cdanını Kaybedeni̇n Korti̇zol Masalı…
Sacit Aslan'ın yeni yazısı...
Bazen bir cümle, insanın içinin ne kadar boş olduğunu öyle bir ele verir ki, ne söylesen hafif kalır.
10 çocuk ölmüş, bir öğretmen hayatını kaybetmiş, onlarca insan yaralanmış…
Ortada tarifsiz bir acı, telafisi olmayan bir yıkım var. Ve sen çıkıp “kortizol seviyem”, “enerjim”, “kas gelişimim” diyorsun.
Bu sadece duyarsızlık değil; bu, insanlıktan istifa etmektir.
Acının karşısında susmak bile bir tercihtir ama bunu bile yapamayıp, meseleyi kendi beden kimyana indirgemek… Bu, çağın en büyük çürümüşlüğünün özeti. Empatiyi “negatif enerji” sanan bir zihin, aslında en ağır negatifliğin ta kendisidir. Çünkü gerçek insanlık, başkasının acısına değebilmekle başlar.
Senin “koruduğun enerji”, aslında boş bir kabuğun yankısından ibaret. Çünkü vicdanı olan insan, böyle bir felaket karşısında kendi konforunu değil, kaybedilen hayatları düşünür. Bir insanın kalbi, başkalarının acısıyla ağırlaşmıyorsa; o kalp sadece atıyordur, yaşamıyordur.
Bu kadar büyük bir trajediyi, kendi küçük dünyana sığdırmaya çalışmak…
İşte bu, sadece ayıp değil; utanç verici. Ve evet, insanlık tam da bu yüzden yara alıyor: Acıyı paylaşmak yerine ondan kaçanlar yüzünden.
Yazıklar olsun, gerçekten yuh olsun…
Sacit ASLAN