Ya İsa hiç yaşamadıysa?

355 okunma
KAYDA GEÇSİN

Ya Nuh tufanı hiç olmadıysa?

Varsayalım, bazı insanların dünyası altüst olur, delirirler.

Mesele yanlız dini inançlarla ilgili bir meselede değil.

Herhangi başka bir konuda da belletilen, bildiğinde yanılmış olabileceğinin mahçubiyet ve asabiyetini insanların  başkalarından çıkartacaklarından şüpheniz olmasın.

Neye inanırlarsa inansınlar insanlar başkalarının iyiliğine bir dünya düşünebiliyorlarsa, ortak nokta birbirlerinin iyiliği olursa o zaman vatanlarını ve dünyayı her fenalıktan korurlar.

İnanç olmadan, merak olmadan bilim, bilim olmadan medeniyet olamayacağına göre hıyarlığın luzumu yok, insanlığa söylenebilecek ve herkesin anlayabileceği başka laf bulamadım.

Gelişmiş insanları sığır olmaktan ayıran peşinde olduğu asıl ‘Kadim’ soru ise daima "Biz neyiz, kimiz, nereden geldik nereye gidiyoruz?" soruları olmuş. Dindarı, bilimadamı, sanatkarı fark etmez, aslında demek ki maksatta bu kadar birbirinden ayrılmazdır inanç, bilim, sanat herkes  yanıtı kendi yolundan buluyor, yaklaşıyor veya geldiği gibi gidiyor. Belediyelerin üçüne de mesafeli olmalarını tercih ederim, işleri ne dini tebliğ, ne bilim ne sanat.

Peki bu ‘kadim’ soruların cevabını bilmeye hazır mı insanlık, sanmam daha Philedelphia olayını bilseler donuna doldururlar deniyor!

Hiç bir yere gitmeyeceklerini veya giderken almaya doyamadıkları malları maiyetleriyle birlikte  kayıkta yolculuk edeceklerini düşünen zenginlik ise, bu soruların yanıtını bilse ne olur bilmese ne olur!

İnsanlık sokaklara dökülüp birbirini gırtlaklamaya öyle hazır ki  peki ne yapacağız, bizi yönetenler ne yapmalı?

Aslında haksızlık etmeylim şu ana kadar idare ettiler son zamanlarda işin suyu çıktı, son 10, 15 yıldır foyalar döküldü.

Gezi iddianamesinde okuyanların beyanlarına göre Kabataş Olayının (Derili adamlar kadının üstüne işedi masalı) ve camide içki içildiği uyduruğunun yer almaması önemli bir aşamadır, bu saçmalıklara yer vermeyen hukuk tebrike şayan, ancak bunları yapanların, ortak bildiriler teessüfler yayınlayanların hala işlerine devam etmeleri, hiç bir şey olmamışcasına kimilerinin devlet protokolünde yer almaları, zenginleşmeye devam ettirilmeleri hukukun üstünde gezinen gölgelerdir.

Zaten bu tür insanlar, yalanlar medyada artık teselli vermiyor, oyalayamıyor, niye varlar anlaşılır gibi değil.

Ve popüler kültürün oyalama çözümleri de artık kısır bir döngü:

Plajda Okan Bey DJ, hanımı şarkıcı, Ajda super star, Tarkan Mega, Mimai’de oturan memleketlilerin  gönüllü olarak  kendilerini gözetlettikleri haberler, Sibel Can ve uzun zamandır şereflendirmediği balkonlar, Emrah’ tan büyük aktör kırıp sarma sevdası, Türkan Hanımın sinema sanatı üzerine AVM Bilimsel konferansları, Bücür Bitten özlü sözlerine eşlik eden şarkılar, derken bir Kürtçe Türkü  söyleyen stilize güzel bir Kürt kadın sahnede arkasında Selahattin Eyyubi’nin askerleri kılıklı adamlar dans ediyor filan derken bugünlere geldik tamam da…. Bizden kaçmak için mi artık bilemem üç büyük devlet aya birlikte konuşlanıyor diyesim geliyor neredeyse!

Velhasıl artık bunlarla olmaz, gençlik 'gelecek' diyor, sonra onlarda ‘ay’a kaçar kalırız bunlarla dımdızlak, zaten akın akın gidiyorlar .

Peki nasıl olacak bu değişim?

Cehaletin emekliliği olmuyo , yükümü tuttum bana müsaade diyen de yok.

Kendi yalanlarına inanan çocuksu insanların, ‘Bir çocuk çaresizliğinde istemeden çok zararı olabilir ama suçu asla' deniyor sanki, sonsuz bir af çıkmış bunlara.

Ve yetmiyor korunakları, paraları, palavraları, azıttırdılar övülmeye de heves ediyorlar, entelektüel olarak anılmak dahası kahraman olmak arzusundalar, karşılarına kendilerini öven bir tokmak kafa bulunca olduk zannediyorlar  olmadı kendi kendilerine yağcılık yapıyorlar.

Hayata onur ve güzellik katmak sanatın ahlakıdır, uzaktan yakından alakaları yok.

Bu yalanlardan kurtulmadıkça iş iyice kör düğüm oluyor.

Ve şimdilerde korkuyorlar, hayatı bu kadar ısmarlama, kolay para kazanarak ve değer üretmeden yalan dolanla kazanmaktan mutlu oldular şimdi kaybetmekten korkuyorlar.

Ve kibir, azametle bu korkuyu örtmeye çalışıyorlar, çok yalan söylüyorlar hep taklit ediyor hiç bir zaman taklit edilen olamıyorlar.

Hayalgücünün bilgiden daha önemli olduğunu söyleyen ben değilim Einstein… Bunların  hayalgücüne tahammülleri yok,  aksine, yaptıkları işlerde ne hayalgücü var ne bilgi sadece olmaları istenenler var.

Ve hayal gücü en genişinin parayı toplayıp kapağı dışarı atmak büyük hayali ama burada vatansever olarak para kazanmaya eş zamanlı devam etmek, oh oh Maaşalaah.

Coşkuları ise hiç yok.

Bu gücü nasıl elde ettiler, ben komplo teorilerine yüzde yüz yaslanmaktan hoşlanmam, evet bir düzenek elbette bunları ayakta tutuyor, gizli ortaklar patronlar işbiliği olmalı, bazılarının eşleri, amca, baba ilişkileri ama esas güç ve bu kadar baskın olmalarının asıl sebebi:

Bu güne kadar varlıklarını kendilerine değil, bunlara susup izleyenlere borçlu oldukları. Susanlar sayesinde ciddi bir alışkanlık elde ettiler.

Şimdi bunlardan medyayı değiştiremelerini bekleyemeyiz, kendilerini değiştirmelerini hiç bekleyemeyiz, o zaman onları değiştirmek lazım.

Yoksa biri biterken öbürü başlayan geriliklere uygun adım yürüyen bir ülkeyle yatıp kalkarız. Devletimizin eyvallah edebileceği bir durum değil.

Bu düzenin içine girmek de zor değil, ‘süzme revani’ bir tv starının öyküsü bana hem çok komik geldi hem de genel durumu pek güzel açıklıyor;

Güzel bir kız, görece tabii güzellik, bir gün bankaya gitmiş çok beğenmişler bankacı olmuş, çok iyi değil mi! 'Çok hülyalı bakıyorsunuz size içimiz kaynadı bankacı yapalım' mı dediler acaba.

Sonra bir tanıdığı TV'de çalışıyormuş onu ziyarete gitmiş orada da çok beğenmişler bu sefer  sunucu olmuş, sonra dizi sahibi müteahhid çok beğenmiş artist oyuncu olmuş. Sonra başka bir yapımcı derken devletin TV’sine uzanıyor hiç işsiz bırakmamışlar .

Allah'tan beyin ameliyatı filan izlemeye gitmemiş bu güzellikle hevesi kalmasın diye cerrah da  yaparlardı.

Ülkeler bu kızımız kadar şansa bırakmaz işlerini. Bu ne böyle yahu!

Bu yazdığım yazılarda kötü kişi olmayı göze almak var, kolay değil hele karıncayı incitmemeye çalışan bir insan için hiç kolay değil.

‘Sakın Sana Kötüsün Diyenlere Aldırma. Bana da Gerizekalısın Diyenler Oldu. Ve Ben Atomu Parçalayıp Ellerine Verdim.‘ diyen Einstein’a, bilime, zekaya güveniyorum ve inancıma ahlakıma, ülkemin iyi insanlarına saygıyla kayda geçsin efendim. Yoksa atomu parçalamayı bırakın bunları kenara koyup medyayı kurtaracak zeka bana yeter artardı ama nerdeee….

Taziye Notu:

Balık bol olsun, halk rahatça yesin diye ada balıkçılarına duasını esirgemeyen bir din adamı öldü, Sayın Mesrop Mutafyan’ın vefatıyla ailesine yakınlarına başta annesi hanımefendiye, balıkçılara , ayırmadan duasını esirgemediği insanlara sabırlar dilerim, cennet mekan olsun.

Necef UĞURLU / necefugurlu@gmail.com