Yapışkanlık ve Sayın İmamoğlu’nun Vaadleri

0 okunma
KAYDA GEÇSİN

Ak Parti’nin İstanbul Belediyesini bırakmak istememesine çok şaşıranlar var.

Oysa tuttuğunu bırakamama bir hastalık gibi yayıldı toplumumuzda ve demokrasiye karşı koymanın en belirgin formu.

Sonsuza kadar ben olayım, benim olsun, bana ait olmayan herşeyi başkalarının fikirleri dahil ellerinde ne varsa hatta çalıp benimmiş gibi kullanayım ve hesap soramasınlar…. Demokrasilerde, hukuk devletlerinde olacak iş mi?

Sadece Ak Parti’liler, iktidar değil,

Ak Parti zihniyetinin, iktidarının beslediği Ak Partili görünmemeye son günlerde özen gösteren eski müseccel yani sicilli dar çevre yapışkanlarıda yerlerini asla bırakmak istemiyorlar onlara parti fark etmez zaten belli bir ideoloji veya ahlaki tutarlılıkları da yoktur.

Peki  onlar böyle de,  yıllardır medyada kendi kendilerin efsanesi olanlar bırakabiliyorlar mı, son 15 yılda girenler ise çıkmak istiyorlar mı?

Şaka değil, yerli yabancı hiç bir televizyonun tarihinde görülmemiş adeta ‘darbeler’le yerlerinden yollanıyorlar.

Her alanda bir yapışkanlık var.

Reklamlar bile aynı çevre yıldızlarıyla dönüp duruyor, darala darala aynı kişi 2, 3 reklam birden çeviriyor.

Dünyada hangi banka acaba aynı adama nerede ise 10 yıl boyunca milyonlar akıtarak üstelik kendini pohpohlayan reklam yaptırmıştır? Bir tane örneği yoktur.

Dizilerin durumu farklı mı?

Tutmuyor, inatla devam ediyor. Hele şimdi internet ortamı yeni cennetleri.

Dizilerde eskiden boş boş uzun konuşurlardı, şimdi az konuşup boş boş uzun uzun birbirlerine bakan bir oyunculuk hiç bir şey anlatmamakta devam ediyor. 

Onlar da tutmuyor ama yerlerini asla terk etmiyorlar nasıl mı?

Başarısız işlerin;

Aynı yapımcı

Aynı yazar

Aynı oyuncusu bir başarısılıktan çıkınca haftasına hemen yenisine başlıyor, bu nasıl bir yapışkan dar çevredir ki ‘ülke, vatanseverlik‘ filan laflarını utanmadan ağızlarına alırlar bir de üstelik.

Başarısızlık bir türlü gidememe haliyle malul ve ‘liyakat’ ile dalga geçiyor. 

Doğuştan tutkal mı salgılıyorlar nedir, yapışıp kalanlarla gelişim değişim nereden olacak Allah Aşkına.

Devlet güçlü yapısıyla bunların neden olduğu moral bozukluğu ve itibarsızlığa asla geçit vermez mutlaka bir sınırı vardır ve bu yapışkan  kibire gereğini yapacaktır.

Sünni’ye ‘Sünnü‘

Oksijene 'Okşizen', diyen dili arı sokmuşların, 

İmamoğlu’nun halkı Maltepe’ye davetini ‘Taç giyme’ törenine benzeten ‘sosyal demokratın’

Sanatı belediyelerin oyuncağı bedava dağıtılan sünnet düğün daveti benzeri eğlence zanneden anlayışın,

Kitap yazmayı yine belediyelerin entelektüel ulufe dagıtımı için lazım sahifeler gibi görenlerin ideolojisi filan da yok, partileri de önemli değil ama çok tehlikeliler 

Devlet isterse check-balans, verimlilik denetimi gibi mekanizmalarıyla bir dakikada bu yapışkan ve  artık tehlikeli patlayıcı maddeleri yok edebilir, yeter ki istesin.

Doğruyu yanlıştan ayırmak, ayıklamakla da sınırlı değil zor bir iş bunlarla mücadele,  zamanlama önemli devlet irade ve kararı olmadan olmaz.

Son Belediye seçimlerinde halk sandıkta hemen her alanda görülen bu tutkallı yapışkan insan yapısını demokrasi ile yapıştığı yerden çıkartmak istediğini anlattı.

İstanbul Belediye Başkanı İmamoğlu’nun Görkemli Maltepe davetinde söyledikleri üzerinden gidecek olursak bakalım İmamoğlu fark yaratacak mı?

CHP belediyeleri Ramazan’dan başlayarak fark yaratabilecekler mi, yoksa yine ihtiyaç sahiplerine  Başkan‘ın dediği gibi ‘sağ elin verdiğini sol el görmeden‘ vermek yerine sokak sofralarında iftar show’ları devam mı edecek?

Parklara;

Lale devri alemleri için IV Murad’ın dönemini aşan miktarda Lale iftihar vesilesi mi olacak ve ağaç diplerine sıkıştırılmış üstüste laleler dahil, bilumum şuursuz çiçek dikimi, çimenlere çiçeklerden camii kalıpları, plastik replica çeşme, çimende dönen dervişler ve çimlerde yüzen balıklara varan  parklardaki rüküşlük sona erecek mi, yoksa onlarla ‘kucaklaşmaya‘ yani tahammüle mecbur mu kalacağız yine?

Çok su isteyen bakımı zor anlamsız çimenler yerine İmamoğlu Belediyesi fark yaratan neler dikecek, sosyal demokrat belediyeciliğinin Ankara’da ki plastk dinazorların ötesi bir şeyler olduğunu hissedebilecek miyiz?

Maltepe kucaklaşması, şaşalı açılışından sonra pistleri çöken Erzurum tesislerinin de açılışını yapan Anadolu ateşiyle başladı.

Sanatkarların, yaratıcıların cenneti  olacak bir İstanbul’dan bahsetti sayın İmamoğlu, Floransa mı olacağız ne, en zor iştir fark yaratmak AKP fark yaratamadığı için kaybediyor zaten, sanat, sanatkarane işler yumuşak karınları.

Yeni Nesil Belediye, Yurttaşlık, Yeni nesil siyaset, Yerel Demokrasi katılım diyor yeni Belediye başkanı, öte yandan kuralları herkesin kafasına ve birikimine göre koyduğu zaman orkestrasyon kolay değil.

Halka sormak, mesela bir kütüphaneye kimin adının verileceğini hiç fena bir fikir değil, ama adayların kimler olduğu açıkça anlatıldıktan sonra öyle kafadan koymamak lazım…

Ve en önemlisi;

İstanbullulara ‘İstanbullular’ diye direkt hitap etmesini beklerdim Belediye Başkanımızın, ‘hemşehri’ İstanbul kültüründe İstanbullu olma fikrine karşı direnenleri anımsatıyor. 

Gelmişsen hoşgelmişsin, İstanbullu olmak istiyorsan başım üstüne ama İstanbullu olmayı sindirememiş ve İstanbul’u geldiğin yere benzetmek gruplaşmak isteyenler, klikleşenler    karşısındakine ‘Memleket neresi hemşehrim‘ diye sorarlar ya ve gerçekten İstanbul’lu olmayı içselleştirmiş nereden gelirse gelmiş olursa olsun İstanbul’u kalben seçmiş İstanbul’lulardan   ‘İstanbul’ diye cevabını alır, bölünme yoktur.

İstanbul’lu; ismen belirterek, içinde İstanbul geçerek ‘İstanbullu Hemşehrilerim‘ hitabını ister, hasrettir.

Şehrimiz İstanbul’dur dünyada bir tanedir ve nereden gelmiş olursak olalım terk edip geldiğimiz şehirlerin toplamı değildir.

Kaliteli siyaset yapacağını söylüyor yeni Belediye Başkanımız acaba önemli ve zengin kişilerin  nikahlarını kıymaya gidecek mi yoksa bu görevi asıl sahipleri nikah memurlarına mı bırakacak?

Kurallara hep beraber karar vermeye gelince; İstanbul bir fikirdir ve her fikir gibi kuralları vardır onları muhafaza ederek tarihi, manevi  marka değerini korumak belediye başkanımızın en ağır sorumluluğu ve kutsal emanetidir.

‘Yeni Nesil Yurttaşlık’ , ‘ Eşit Koşullarda Erişim‘ , ‘Gelir farklılıklarının kamusal irade‘ ile dengelenmesi ne anlama geliyor uygulamada öğreneceğiz.

Yapışkan dar çevre ve Yeni İstanbul Belediye Başkanımızın vaadleri Kayda Geçsin

Saygıyla Efendim

Necef UĞURLU / necefugurlu@gmail.com