Yasemin Şefkatli: "İdo'nun maçoluğu bile kibar"

Yasemin Şefkatli: "İdo'ya 'Önceki hayatımda acaba benim oğlum muydun?' diyorum..."

Yasemin Şefkatli: "İdo'nun maçoluğu bile kibar"
14115 okunma

Posta Gazetesi'nden Dilara Doğan'ın röportajından...

“Ailem konusunda çok şanslıyım, arkadaş gibiyizdir” dedin. Hiçbir konuda yönlendirmeleri olmuyor mu?

Olmaz olur mu! Benim de ailemin de kabul etmediği şeyler var. Magazinde bizim bile haberimiz olmayan haberler çıkıyor. Yok “Evleniyorlar” , yok “Çocukları oluyor” falan. Tabii ki o noktada annemle babam arayıp “Nedir bu Yasemin?” diyorlar. Her ailenin olması gerektiği gibi onların da kırmızı çizgisi var. Bana, İdo’ya, kendi aileme yakışmayacak hiçbir şey yapmadım, yapmam da. Yaptığım her şeyi iki kere düşünüyorum.

Göz önünde olan biriyle ilişki zor değil mi?

İdo benim işimi o kadar kolaylaştırıyor ki. Göz önünde olmasının verdiği hiçbir zorluğu bana yaşatmıyor. İdo yurt dışında kadınlar matinesinde konser veriyor ama içim o kadar rahat oluyor ki. Onun içini çok iyi biliyorum.

Bu aşk sana ne öğretti?

Sevgi, saygı, sadakat. İdo’ya o kadar sevgi doluyum ki anlatamam. Bir önceki hayatımda “Acaba sen benim oğlum muydun?” diyorum bazen. Bir insanı candan sevmek vardır ya hani, her şeyiyle onu düşünmek, tam da öyle…

Evlenme teklifi etti mi?

Etmedi. (Gülüyor) Valla İdo bana iki yıldır doğum günümde yüzük alıyor. Biz bunu konuştuğumuzda “Evlenme teklifini bu şekilde etmek istemiyorum, kafamda bambaşka şeyler var” diyor. Bu bizim söz yüzüğümüz olsun diyoruz.

Tatlıses ailesine girme fikri nasıl hissettiriyor sana?

Şimdiden hepsi benim ailem oldu zaten. Sadece ‘İbrahim Tatlıses’in gelini’ olarak da bakamıyorum duruma. Bu, benim için hiçbir zaman dezavantaj olmayacak.

İdo’yla nasıl tanıştınız?

İstinye Park’ta valeden aracımı alıyordum. Eşyalarımı araca yerleştirme telaşından görememişim. İdo bir anda arkadaşlarıyla karşıdan karşıya geçerken bana “Yavaş yavaş” diye bağırmaya başladı. “Ne diyorsun ya sakin ol” diye kafamı çıkarttım camdan. Bir baktım o kişi İdo’ymuş. Sonra bir hafta içerisinde o kadar çok karşılaştık ki bir tebessüm olmaya başladı artık yüzümüzde. Bu olaydan bir yıl sonra başladı ilişkimiz.

Kıskanç mısın?

Kıskancım. Kıskanıyorum ama dilimden o sözler asla dökülmüyor, kendimi aşırı tutuyorum. Kova burcuyum. Kıskançlık ruhuma işlemiş ama kendimi frenliyorum.

“Bir kere bitince bir daha olmaz” derler. Siz de ayrılıp barıştınız...

Asla katılmıyorum bu düşünceye. Biz üç ay ayrı kaldık ve o üç ay hayatımı en çok sorguladığım dönem oldu. Bir daha barışacağımızı biliyordum sanki... O üç ayın her gününde kendime şu soruyu sordum: “Nerede yanlış yaptık biz?”

İdo maço mudur?

İdo, çok kibar bir çocuk. Onu tanımadan önce “Kesin bu çocuk çok şımarık” diyordum. Ama o kadar bambaşka ki. Çok kibar, çok efendi, herkesin seviyesine inebiliyor. Maço tarafını bile en kibar haliyle görüyorum. İyi ki benim sevgilim! Ondan çok şey öğreniyorum.

Birbirinizin telefonunu karıştırır mısınız?

Durup dururken karıştırmıyoruz ama yandan bir göz hissediyorum. (Gülüyor) Ben de aynı şekilde. Her ilişkide vardır bu. “Asla telefonuma bakamaz” denmesini hiç doğru bulmuyorum.

Konular Röportaj