Yılmaz Özdil yazdı: "Herkes kapısının önünü süpürsün"

Sözcü Gazetesi'nden Yılmaz Özdil'in yazısı...

Sedat Peker işini namusuyla yapanları tenzih ederek, gazetecilerin “şerefsiz” olduğunu söyledi, alt tarafı bir avanta yemek parası karşılığında bile “kalemlerini sattıklarını” söyledi.

Haklı değil mi?

Bunca vahim iddiayı haber yapmayan, kenardan kenardan başka konuları yazan gazeteciler basın ahlakından söz edebilir mi?

Sedat Peker beş video yayınladı, 20 milyon defa izlendi.

Milletin merak ederek 20 milyon defa izlediği meseleyi, görmezden gelmek, yokmuş gibi davranmak, milletin bildiğini milletten saklamaya çalışmak, milletten utanmamak, tiksindirici değil mi?

Sahte hahamın iftiralarını manşete çekeceksin, sahte cephanelik kazılarını canlı yayınlayacaksın, varlığıyla onur duyduğumuz insanların evlerine yapılan sahte delil baskınlarını henüz evler basılmadan duyuracaksın, kumpas tetikçisi bavulcu'yu “yılın gazetecisi” seçeceksin… Sedat Peker'in tarih, adres, şahit göstererek yaptığı somut açıklamalarını güvenilmez bulacaksın öyle mi?

YAZININ TAMAMINI BURAYA TIKLAYARAK OKUYABİLİRSİNİZ