Yunanistan, Brüksel'de aradığını bulamadı

Libya ile Akdeniz anlaşması üzerine Libya’nın Atina Büyükelçisini deport eden Yunanistan, önceki gece itibariyle hava sahası ve hava limanlarını Libya’dan kalkan uçaklara kapattı.

487 okunma

Yeni Şafak Gazetesi'nden Kıymet Sezer'in haberine göre Dolmabahçe’deki deniz anlaşması sonrasında Libya’nın Atina Büyükelçisini deport eden Yunanistan, önceki gece itibariyle hava sahası ve hava limanlarını Libya’dan kalkan uçaklara kapattı. Uluslararası hukukta izah edilemez bu adımla Yunanlılar açık bir şekilde Libya’nın seyrüsefer hakkını ihlal etti. Bu son adımıyla diyaloğa kapalı duruşunu muhafaza eden Yunanistan bir yandan da Türkiye’ye karşı BM, AB ve NATO nezdinde girişimlerde bulunsa da istediğini bir türlü elde edemedi. Avrupa Birliği, Türkiye-Libya mutabakatının üçüncü ülkelerin egemenlik haklarını ihlal ettiğini ve deniz hukuku sözleşmesine aykırı olduğunu iddia etmekle yetindi. Atina’nın ‘yaptırım’ ve ‘ekonomik ambargo’ talepleri karşılık bulmadı. NATO da kurumsal olarak benzer şekilde pozisyon aldı.

FRANSIZLAR İMZALADI

Atina, meşrû Ulusal Mutabakat Hükümeti ile ilişkilerini keserken AB ve NATO üyesi ülkelerin şirketleri ise UMH’yi muhatap alarak önemli anlaşmalar imzalıyor. Bunlardan biri Fransız Total. Total, Libya petrolüne ilişkin yatırımını büyük ölçüde artırdı. 10 Aralık salı günü Fransız Total şirketi ile UMH kontrolündeki Libya Petrol şirketi arasında 650 milyon dolarlık anlaşma imzalandı. Anlaşma uyarınca Total, 650 milyon dolarlık yatırım sözü verirken günlük petrol üretiminin 180 bin varil artırılacağı kaydedildi.

BM TARAFSIZ KALDI

Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Birleşmiş Milletler’i de istediği şekilde kışkırtamadı. BM’den yapılan açıklamada, iki kara arasındaki genişliğin 400 milden az olmasından hareketle bu bölgede genel kuralların uygulanamayacağını vurguladı, BM’nin karar verici pozisyonda olamayacağı konunun taraflar arasında barışçıl yolla çözülmesi gerektiğini belirterek ‘tarafsızlığını’ ilan etti. BM ayrıca bölgedeki adalara da işaret ederek, kapalı veya yarı kapalı belirli alanlarda üçüncü tarafların çıkarlarının göz önünde bulundurulması gereğine işaret etti. Türkiye ile Libya arasında koordinatları uluslararası hukuk uyarınca titizlikle belirlenen anlaşma, sözkonusu özeni göstererek açık kapı bırakmıyor. Atina yönetimi, anlaşma dolayısıyla Türkiye’yi BM’ye şikayet etmiş ve BM Güvenlik Konseyini toplantıya çağırmıştı.

Uyandılar

Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ın uluslararası hukuku hiçe sayarak bölgede yaptıkları MEB anlaşmalarında diğer ülkelerin haklarını işgal ettiklerinin ortaya çıkması, ittifakların tekrar gözden geçirilmesini sağladı. Bu doğrultuda en önemli gelişme, İsrail’in Afrodit sahasındaki yatırımları durdurduğu açıklaması oldu. Türkiye’nin, GKRY’nin İsrail deniz alanlarını işgal ettiğini bilimsel verilerle ortaya koymasının ardından İsrail, 12 numaralı parselden yüzde 10 daha pay almıştı. Ancak İsrail bununla da yetinmedi. İsrail Enerji Bakanı Udi Adiri, Afrodit-Yishai gaz sahasındaki sınır anlaşmazlığı nedeniyle Afrodit’teki yatırımları durdurduklarını duyurdu. Adiri, Afrodit sahasında faaliyet gösteren Shell, Noble Energy ve Delek Drilling firmalarının temsilcilerine gönderdiği mektupta, “İsrail devleti, Afrodit-Yishai doğalgaz rezervindeki haklarından vazgeçme niyetinde değil” ifadelerini kullandı ve GKRY ile gerekli adil paylaşımın yapılamadığına işaret etti. Yine Yunanistan’ın Mısır ile anlaşma hamlesi de boşa çıkarken Yunan basınında, “Mısır’ın bir Türk-Yunan çatışmasına taraf olmadığı, Atina’nın tezlerini reddettiği, Mısırlıların Türklerle anlaşma yaparlarsa daha karlı çıkacaklarını düşündükleri” kaydedildi.

 Zararlı çıkarız

AB, NATO, BM ve müstakil olarak Fransa ile İsrail’in tavrı Yunan ve Rum yönetimini oldu-bitti girişiminde yalnızlaştırırken, hakkaniyetli bir çözüm için müzakereye yanaşmaları konusunda ciddi baskı yarattı. Emekli Yunan Korgeneral Kostantinos Lukopulos tarafından kaleme alınan makalede Türkiye’nin sonraki adımının zorlayıcı diplomasiyle Yunanistan’ı müzakereye mecbur bırakmak olduğunu, Türkiye’nin Girit bölgesine araştırma gemisi gönderilebileceğini belirterek, “Türkler blöf yapmıyor” diye yazdı. Lukopulos, uluslararası mahkemeye gitmeye hazırlanan Yunan hükümetini de şu sözlerle uyardı: “Unuttuğumuz bir husus var; Türkiye bu mahkemeye gitse bile söyleyeceği sözler açık. Adalara yetki alanı vermedikten sonra mahkemenin karasularına vereceği kararı tanıyabilir. Bu ise bize bir şey kazandırmaz.” Bazı Yunan uzmanlar ise gelinen noktada mahkeme yoluyla adil paylaşımın zorunlu olduğunu, askeri bir hamle karşısında ise Türkiye’nin gerek doktrin gerekse askeri güç olarak güçlü olduğu yorumlarını yapıyor. Eski Yunan Dışişleri Bakanı ve mevcut başbakanın ablası Dora Bakoyanni’nin ise “Bir savaşa gireceksek yalnız kalacağız” beyanı dikkatlerden kaçmadı.

Hakkımızı koruruz

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Libya ile yapılan anlaşmaya ilişkin, “Biz sadece uluslararası hukuktan kaynaklanan hakkımızı, hukukumuzu koruyor, kolluyoruz” dedi. İzmir-Çiğli’deki Pilot Bröve ve Mezuniyet Töreni’nde konuşan Akar, Ege, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’taki gelişmeleri değerlendirdi. Akar, “1974’te neredeysek bugün de aynı yerdeyiz. Biz iyi komşuluk, uluslararası hukuk, karşılıklı saygıdan yanayız. Bunun için yapılması gereken ne varsa yaptık, yapmaya hazırız. Bu bir zafiyet değildir. Diğer taraftan da milli hak, alaka ve menfaatlerimizi de hiçbir zaman çiğnetmeyeceğiz. Bu bölgelerde herhangi bir oldu-bittiye asla göz yummayacağız” ifadesini kullandı. Libya ile yapılan mutabakatı hatırlatan Akar, “Biz egemen devletler olarak milletimizin deniz hak ve menfaatleri konusunda yapılması gerekenleri yaptık, yapmaya devam ediyoruz. Bunlar üçüncü ülkeler için bir tehdit değil, üçüncü ülkelerin hak ve hukukuna taciz ve tecavüz değil. Biz hakkımızı, hukukumuzu koruyor, kolluyoruz” diye konuştu.