MEDYA HABERLERİ

Nihat Genç yazdı: "İlhan Kesici'ye ders olsun yaşasın İnce"

Nihat Genç yazdı:

ODATV.com yazarı Nihat Genç yazdı: "İlhan Kesici'ye ders olsun yaşasın İnce"

BİR

İskender ordusu İran'dan doğuya yönelince büyük çöllerle karşılaşır, ıssız ot bitmeyen çölleri gören İskender'in ordusu: 'Üzerinde yaşam süren toprakların sınırına vardıkları zannına kapılıp çok korktular...'

Seçim öncesi ülkede yaşanan büyük korkunun sebebi: 'Üzerinde yaşam belirtisi olan 'siyasetin' sınırına vardık'...

Bundan sonra ot yok su yok, kişilik hakları yok, meclis yok, demokrasi yok, hayat yok!

Bu yüzden ideal (istediğimiz, fikrimiz, hayalimiz) siyasetten çoktan taviz verip 'reel siyaset'i (imkanlar dahilindeki) konuşmaya başladık.

Bu saatten sonra hiç birimiz için 'altın oran' bir aday mümkün değil.

Sorun, iki ayrı kültürü karşılaştırdığımızda ortaya çıkar, diyelim, Hitit heykelleri kayalara yontulmuş Yunan heykelleri ise 'mermere'...

Mermerin imkanlarıyla kayanın imkanları aynı değildir!

Reel siyaset işte budur, bizler eldeki varolan mümkün imkanlarla konuşmak zorundayız.

Ya yeni bir kader yeni bir başlangıç, ya anayasal kurum ve hakların tümüyle tasfiyesinin arefesindeyiz, en ideali arama günleri sona erdi, artık Muharrem İnce'yle yola çıkıyoruz.

Matematik sonsuz'dan korkar bu yüzden rakamla bir sınır koymaya çalışır, reel siyaset de sonsuz'dan '(belirsizlikten-kaostan) korkar, seçenekleri eler ve eldeki en makullerin adlarını önünüze koyar, CHP kararını vermiştir, aday tartışması bitmiştir.

PERSOPOLİS'TEN BİLDİRİYORUM

İKİ

Ne kadar gerçekçi hatta istatistik rakamlarla önümüzü görmeye çalışırsak çalışalım siyaset kültürü 'kehanet'ten kurtulamıyor.

Kehanet, Babil, Mısır, Pers, eski Yunan kültürlerinde çok güçlü bir kurumdu. Krallar kahinlerin ağzına bakardı. İskender Mısır'ı fethettiğinde ilk işi ünlü bir kahinin yanına gitmiştir. Kahin'in neler söylediği sanki bugünkü iletişim çağının dünkü günü görüşmüşler gibi ayrıntılarıyla tarih sayfalarındadır.

Kahinler bugünün bilim adamları gibidir yıldız haritalarını çıkartır geçmiç felaketleri ve doğum ölüm tarihleriyle kıyaslar yapıp (sonuca varır) üfürür. Mesela bir defasında 'kralın (şu tarihte) öleceği' söylenmiştir.

Kralın öleceği kesin olduğuna göre Babilliler bir 'hülle' yöntemi düşünmüş, ölüm cezası almış hapiste yatan bir katili kral yapmışlardır, ki kral zaten öleceğine göre bari bu katil ölsün diye. Geçici katilden yapılmış kral tarih gün saatinde ölmeyince Babilliler geçici kral yaptıkları katili kehanet tutsun diye kendileri öldürmüşlerdir.

Katilden yaptıkları kralı öldürdüklerinde ise 'kehanet' bir şekilde tutmuş oldu.

Bugünkü dünya siyasetinde 'tek adamlık' artık bulaşıcı salgın bir hastalık.

Kahinler ne diyor? Kurtulabilir miyiz?

Kahinlik artık 'ortak inançtır!'

Ve muhalifler olarak asıl ortak gayemiz ortaya çıkmıştır: Muhalif herkesin siyasi önceliği tek adamlığın mutlak surette sona erdirilmesidir.

Tek adamlığın mutlak surette sona erdirilmesi artık halkın ortak inancı, bu seçimlerde ya da başka...

Şüpheniz olmasın bu (ortak inanç) 'kehanet' kesin çıkacaktır.

Ortak inanç-kehanet ortaya gelmişse artık muhalif kitleleri devlet imkanları medya gücü ya da dayatmalarla sindirmenin imkanı yoktur, yıldız kayar şimşek çakar, borsa coşar, ve kehanet bir şekilde kendini gösterir.

Bıçak kemiğe dayanmıştır şakası şukası yoktur muhalif kitleler mutlaklaşan iktidara karşı bıçkılı savaş arabalarını demokrasinin hukuk ve kurumları normaleşinceye kadar hızını kesmeden sürerek yola çıkmıştır.

Artık geri dönüş yok, bu kehanet er ya da geç çıkacak.

Babil Kulesi'nden bildiriyorum.

Mısır Piramitleri'nden bildiriyorum.

Tarihin en zengin en büyük imparatorluklarından Persopolis'ten bildiriyorum.

Sezar'ın imparatorluğa dönüştürmek istediği Roma senatosundan bildiriyorum.

Cengiz Han'ın Karakurum'daki çadırı'ndan bildiriyorum.

Kırk yıl hükümdarlık yapmış Abdülhamit'in Yıldız Sarayı'ndan bildiriyorum.

KEHANET ÇIKACAK...

O kuleler o saraylar yerle yeksan olacak.

ARTIK MUHALEFETİN GÖREVİ MUHARREM İNCE'Yİ DESTEKLEMEKTİR

ÜÇ

CHP içinde Muharrem İnce ve İlhan Kesici arasında kıyasıya bir yarış yaşanmış ve parti içi yapılan aday yoklamalarında partililer Muharrem İnce ismini büyük bir farkla öne sürmüştür.

Artık muhalefetin görevi itirazsız şikayetsiz sızlanmadan şeksiz şüphesiz Muharrem İnce'yi desteklemektir.

CHP'nin aday belirleme sürecinde adaylar arasında taraf tutmamak o aday olur bu olmaz gibi tercihler kullanıp kamuoyunu etkilememek ve adaylar arasında harbiden hakkaniyetli bir parti içi seçim yarışı olması için bizler ve bir çok yazar araya girip kamuoyu ve kanaat oluşturacak tek yazı yazmadık.

Herhangi bir adayı öne çıkartmak diğer adaylara haksızlık olurdu ve adayların saygın mücadelesine gölge düşürürdü, en ideali oldu, CHP bir parti olarak içine kapandı ve iç sesini dinledi ve kararını aldı.

Ve adayların hiç biri Ekmeleddin gibi piyangodan çıkmamıştı, Kesici, İnce, Şener, Büyükerşen, vb. hepsinin birikimli saygın bir siyasi mücadele tarihleri var.

Artık bu tartışma bitmiştir: Yaşasın İnce!

DEHŞET VERİCİ MEDYAMIZ İÇİN UTANÇ VERİCİ

Konuya gelelim, başka bir şey söyleyeceğim.

Bu süreçte otuz uzun yılı siyasetin içinde geçmiş İlhan Kesici isminin kamuoyu ve kitleler ve hatta CHP nezdinde yeterince tanınmıyor oluşu beni fazlasıyla şaşırttı.

Bu kadar ortada bir siyasetçinin hiç bilinmiyor oluşu karşısında inanın küçük dilimi yuttum.

Benim bildiğimi herkes biliyordur zannıyla olaya yaklaştım, değilmiş, İlhan Kesici gibi bürokrasiden siyasete sağ merkezden CHP'ye geçmiş ve çok uzun yıllar siyaset yapmış ve çok renkli ve çok entellektüel bir ismin hemen hemen hiç ama hiç tanınmıyor oluşu bende hayal kırıklığı yarattı.

Entellektüel dürüstlük diye bir şey vardır, halk deyimiyle doğruya doğru.

Hayret, İlhan Kesici adı Cumhurbaşkanlığı Adaylığı'nda geçti ve İlhan Kesici'nin birikimi zekası siyasi derinliği üzerine tek kelime duymadık işitmedik, kulağımızı CHP içinde siyaset yapanlara verdiğimizde hayret ki hayret Kesici'yi hiç tanımıyorlar, CHP'li seçmeni dinlediğimizde hayret ki hayret Kesici'yi ancak basma kalıp bir kaç cümleyle tanıyorlar.

İlhan Kesici ismi üstüne söylenenlerin hepi topu şu: 'Yaaa bir kaç seçime girdi kazanamadı'..

'Yaaa o zaten CHP'li değil....'

'Yaa o Demirel ailesinden'...


Bu kadar yüksek bir birikimin bu kadar zalimce harcanması ülkemiz için dehşet verici medyamız için utanç verici.

Herkesin tanıdığını sandığım İlhan Kesici meğersem bir Çatı Katı Yalnızlığı yaşıyormuş, küçük dilimi yuttum.

İlhan Kesici gibi kalite bir insanın kim olduğunu tanıtmak bana kalmışsa bu ülkenin aydınları ve kamuoyuna gerçekten yuhhh olsun.

'Bak azizim...' diye söze başlayan İlhan Kesici hadi muhteşem mükemmel demeyelim ama birinci sınıf entellektüeldir, sağ merkezde daha yükseğini görmedim, duymadım.

Ve otuz uzun yılı siyaset içinde olduğu halde halkımız için hala kapalı bir kutu olması gerçekten çok düşündürücü, böyle yalnızlık hikayeleri benim billdiğim az okunan edebiyat dergilerinde yaşanır, otuz uzun yıl siyaset sahnesinde boy gösterenler için hiç değil.

Birikimi ve kariyeriyle otuz uzun yıl siyaset içre bir şahsiyet dahi marjinalize olabiliyorsa bu ülkenin yaşadığı türbülansın kum fırtınasının büyüklüğünü düşünün.

Üstelik, İlhan Kesici'nin etrafı arkadaşları gazeteci ve yazarlarla çevriliği olduğu halde...

Ve İlhan Kesici sessiz ve kapalı biri hiç değil sadece yerinde saatinde zamanında konuşmayı karakteri haline getirmiş aksine aşırı sosyal bir insan.

Ağız dalaşına girdiği hiç görülmemiştir, hizip iç çekişme kavgalarına katıldığı hiç olmamıştır yalan söylediği eğip büktüğü salladığı hiç görülmemiştir.

Çaresizlik sıkıntı çözümsüzlük üreten sözler asla sarfetmez aksine en karamsar anlarda dahi 'umudu' olmadan ve o umudu coşkusuyla kırbaçlamadan hiç konuşmaz.

Kendine ve bilgisine ve yeteneklerine muazzam bir güveni vardır, bu güvenle kimseyi suçlamaz kimseden yakınmaz kimseye çelme takmaz, siyasetin arka kapılarında hiç işi olmaz.

Her yere her toplantıya her konuşmaya her mevzuya asla atlamaz.

En sert nedameli konularda dahi yumuşak alçakgönüllü tavrını hiç bozmaz.

İlhan Kesici yerini bulamayan mücevher bir taşdır, bu ülkenin siyaseti maalesef İlhan Kesici gibi yeteneği göz önünde sihirbaz gibi yitirdi, yüzük mü kolye mi yapayım küpeye mi takayım sandıkta mı saklayayım diye karar veremeden, İlhan Kesici'yi hiç bir şey yapamadan sahne arkasında bıraktı.

İlhan Kesici, bir maraton siyasetçi, bilgisi birikimi vekilliği günlük hayatı hobileriyle her şeyiyle hayatına bir yön verip liderliğe odaklanmış, kendisini otuz uzun yıl hazırlıyor.

Gelin İlhan Kesici'ye, madalyonun iki yüzüyle bakalım, bir tarafta zehir gibi bilgisi diğer tarafta siyasi varlığını zehirleyen özel mahrem dostları. Filmin birinci yarısını sabırla okuyun, ikinci bölümü filmin, çok kısa bir kaç cümleyle, dramatik bir şekilde sona erecektir, o bir kaç cümleyi bekleyin.

Sağ merkez bir siyasi isim diyoruz ama Deniz Baykal'la geldiği CHP'de kendisini hep 'cumhuriyetçi' bir merkeze yerleştirmeye çalıştı, an itibariyle CHP içinde en hakiki cumhuriyetçi bir isimdir.

SEÇİM YENİLGİLERİYLE KONUŞULMASI DA İLHAN KESİCİ'YE BÜYÜK HAKSIZLIKTIR

İlhan Kesici, çok okur, dünyayı okur.

İki tür okuması vardır, birincisi, ekonomi mesleği gereği dünyanın en meşhur ekonomi dergilerini haftalık periyodlarını hiç kaçırmadan ve altını çizerek okur.

Bütçe konuşmalarına baktığınızda nelerin altını çizdiğini de görürsünüz. 2009'da dünyayı kavuran büyük ekonomik krizi üç yıl öncesinden SKY ekranlarından buna emlak krizi diyorlar dünya batıyor deyip grafikleri rakamları bağırtarak söylediği ve ama sadece birkaç kişinin duyduğu o meşhur konuşmalarını gayet iyi hatırlıyorum.

İkinci okuması, Tanzimat'tan bugüne yakın tarih, hatıralar biyografiler biri gider biri gelir, uzman bir tarihçi kadar sıkı okur, hafızası yüzlerce tarihi anekdotla yüklüdür, bir saatlik bir sohbet içinde peşpeşe onlarca tarihi kırılma anlarını hikaye ederek ve hepsini sebep-sonuç'a bağlayarak anlatır.

Üçüncü okuması, kültür ve folklördür, herkes beni Karadenizli sanır ama ben Sivaslıyım, der. Başta Sivas'ın kültürü Anadolu kültürü, İlhan Kesici'nin 'hobi'den öte hayatının varoluşunun ana kaynağıdır, çocuksu bir neşeyle nadide kültür folklor kitaplarını araştırır arar bulur ya da eskilerden dinlemeye bayılır.

Dördüncü okuması, din ve İslam kültürüdür, bir İslamcı ilahiyatçının İlhan Kesici karşısında sallamaya kalktığında başına geleceklerini düşünemiyorum, ayet, suresi, numarasıyla ve arapça okunuşuyla cevabı yapıştırır, donup kalırsınız, üstüne bir de Kur'an'ı makamlı okur. 'Bu kadar gırtlak boğaz makam nereden öğrendiniz' dediğinizde 'bir siyasetçiye gün gelir herşey lazım olur!' der.

Beşinci meşguliyeti 'hobileridir', çok bilinmemiş türküleri gazelleri teyplere kasetlere CD'lere çeker, defalarca dinler, bir konservatuvar öğrencisi gibi çalışır, hatta çok ama çok güzel söyler. İlhan Kesici'yi tanımayan bir insanın İlhan Kesici bir gazel ya da uzun havaya başladığında yaşadığı şoku şaşkınlığı düşünemiyorum. 'Yahu İlhan Bey bu hiç bilinmeyen gazelleri böyle gaydeli okumayı nerede öğrendiniz? dediğinizde: 'Bunlar bu memleketin kültürü ben de bu kültürün bir evladıyım' der.

Akademi mezunu değme bir sanatçıyla aylarca bu gazelleri ustaları söylenişleri makamları pratikleriyle saatlerce tartışabilir.

Yani, fikirlerimiz düşüncelerimiz hayat anlayışımız ne kadar farklı olursa olsun İlhan Kesici entellektüel olarak doyulmayacak lezzette saatlerce konuşulacak oradan oraya çok konuda fikri olan bir adamdır.

Geçtim sağ merkez kültürü, Cumhuriyetçi sosyal demokrat kültür içinde, dünyayı ideolojileri felsefi kavramları süreçleriyle sonuçlarıyla toplumsal etkileriyle konuşup tartışabileceğiniz İlhan Kesici gibi bir siyasetçi bulmanız , çok az bir ihtimaldir.

Mesela 'sürü milliyetçiliğini' sevmez kişiliğiyle kendini gruptan sürüden eleştirel tutumuyla ayırabilen vatansever insan önceliğimiz ve 'makbulumuzdur' der.

Şaşırmayın sağ merkez Demirel ve Özal'ın 'el yordamıyla' ve kendi kişisel becerileriyle yaptığı siyaseti hiç sevmez. Sağ merkezin 'kurumsal' bir gelenek ve siyasi gelenek oluşturmadığı için İslamcı partilerin yükselişinde ve Fetö sürecinde kolaylıkla yıkıldığını söyler. Sağ merkeze bu ağır eleştirilerini yazılması centilmen meşrebine uygun olmadığı için burada sıralamayacağım. Şu kadarını usulca kırmadan bu satırlara bırakayım bu ağır eleştirilerden en çok payı Demirel almıştır.

Seçim yenilgileriyle konuşulması da İlhan Kesici'ye büyük haksızlıktır, çünkü İlhan Kesici sağ merkezin coştuğu 80'li yıllarda değil sağ merkezin çöküp dağılmaya başladığı 90'lı yıllarda siyasete girip siyasi yarışlara katılmıştır. O meşhur İstanbul Belediye başkanlığını otuz kırk bin oy farkıyla kaybetmiştir, ki, gelmekte olan İslamcı dalgayı bugün daha iyi görebiliyoruz, durdurmak mümkün değildi.

İLHAN KESİCİ, DOĞRUCU DAVUT'TUR

Özel bir anıyla da hakkını verelim, FETÖ operasyonları sürecinde telefonlarımızı kimsecikler açmaz ve kimseler tek bir telefon etmezken, bizleri en çok arayan İlhan Kesici'dir.

Bir defasında İlhan Bey'e bugünlerde fazla buluşmayalım, başınıza bir FETÖ operasyonı gelebilir, diye şakayla karışık ikaz etmiştim.

Dediğim gibi oldu, Oran'daki evi, bir sohbet sonrası ben ayrıldıktan sonraki gün, gazete manşetlerindeydi, konu, İlhan Bey'in evine tuvalet penceresinden girmişler ve evde ne var ne yok karıştırıp araştırmışlar ya da böcekler yerleştirmişler. Bu yüzden ev bir kaç ay karantinaya alınıp uzmanlarca aranıp temizlendi.

İlhan Bey aklını zihnini dinç zinde tutabilmek için hergün bir tartışmanın bir konunun içinde ve kitaplarına gömülü bir hayat yaşar.

Şunun da hakkını verelim İlhan Kesici'nin dostları yakınları çevresi sağ merkez siyasiler ve ailelerdir, bu isimlerden bir çoğunu bu sütunlardan sertlik deyimiyle ana avrat düz gittiğim çok olmuştur ve İlhan Kesici'nin bu böyle değil ya da yanlış tanıyorsun Nihat diye araya girdiğine hiç şahit olmadım, siyasi meşrebine zarar verir korkum da var ve ama söylemek de zorundayım, aksine, az bile söylemişsin, der.

Bir, İlhan Kesici kimseyle kanlı bıçaklı bir adam değildir, hani hamasi olarak memleket sevgisi deriz ya, hamaseti çıkartın, İlhan Kesici gerçek bir memleket evladıdır.

Ve, İlhan Kesici ulaşılamayan havalı özentili bir adam hiç değildir.

Üçüncüsü, kırk tilkili siyasi çevresi içinde kendi kuyruğunu kimsenin kuyruğuna takmadan bulaştırmadan kendi doğrularıyla yaşamayı bir şekilde becerebilmiş, bugün daha iyi anlıyorum ki, bu kendi doğruları ona pahalı bir 'yalnızlığa' mal olmuş.

İlhan Kesici, doğrucu Davut'tur, bir çok acı faturayı devlet adamı refleksiyle çoğu kez kamuoyuna söylemese de yetkili kurumsal bir yerlerin kulağına doğru bildiklerini muhakkak bir şekilde söylüyor.

Altıncı şıkkımız siyasi bir mucizedir, hiç de az bir başarı değil, sağ merkezin ihtiras canavarları arasında bir hayat yaşadığı halde hiç bir arkadaşlığı savsakladan ve rakiplerini ve kendini lekelemeden, siyasi kaderini bugüne kadar 'canlı' ve 'kalkışa hazır' bir şekilde ayakta tutabilmeyi başarmıştır

Sağlam kanıtlar olmadan hiç konuşmaz, tartmadan zihninde çevirmeden ve bir kaç uzman görüşü olmadan lafa girmez lafı ortaya atmaz.

Ve İlhan Kesici, münzevi ve mutsuz bir adam hiç olmadı, fıkralar anlatan kahkahalar atan ortamı şenlendiren hayat dolu bir adamdır.

En çok çalıştığı yer de burası: İlhan kesici bilgiyi bilim diliyle değil üslubunca halk dili çerçevesinde söylemekten büyük bir haz duyar.

İlhan Kesici'yi bu hayatta en çok ne mutlu etti derseniz bilimsel bir veriyi ya da sonucu halk diliyle Sivas'ın köylüsü nasıl anlayabilir anlatabilir diye bir halk diliyle konuşma gayreti derim. Böyle halk deyimleriyle konuşunca dünyanın en huzurlu en mutlu adamı olur.

Kalın kalın yabancı kitaplar okur ve sonra 'Bizim Sivas'ta buna şöyle derler' diye lafa girince bu halk dili onu zevkten dört köşe yapar.

İlhan Kesici'yi zevkten dört köşe yapan asıl şey Sivaslı oluşudur..

Sivas'ın türküleridir.

İlhan Kesici doyumsuz neşesi ve derin bilgisiyle BİZİM SİVAS'tan bir ağbimizdir.

Nezaketi centilmenliği bilgisi ve hiç kibir taşımayan coşkun konuşmaların adamıdır.

Ve her dönemde dinç tutmayı başardığı altın oran psikolojik dengesiyle yakınlarına çevresine hayat kadar.

Siyasetin seli önüne katan her pisliği her kütüğü sürükler ama en deli sellerin nehirleri dahi her kayayı her taşı önüne katıp sürükleyemez.

Sel suları çekilmeden taşkın suların gücünü kıran sağlam kayaları göremezsiniz.

Ve, sağcı solcu siyasetçi edebiyatçı birikim sahibi kim olursa olsun halkımız tarafından tam anlamıyla bilinmiyor oluşu:

HEPİMİZE DERT OLSUN.

Bu filmin birinci yarısı.

BU TRAJİK FİNAL: İLHAN KESİCİ BEY'E DE DERS OLSUN

Gelelim şaşırtıcı yaman eleştirimize, bu samimi görüşlerimiz burada bitmiyor, asıl hikaye burada başlıyor..

Bu trajik final: İlhan Kesici bey'e de ders olsun.

Bu kadar yüksek birikim son yıllarında büyük medya patronlarıyla bu kadar içli dışlı samimi niçin olur?

Bu kadar capcanlı entellektüel bir insan son yıllarında çok zengin eski siyasilerle bu kadar aile dost kanka niye olur?

Özel dostluklarıyla ismini düşürmesi, özel dostluklarıyla dedikoduların önünü açması, filmi çekilesi bu biyografinin çok acıklı bu trajik finalin asıl gizli kahramanları: 'çok özel burjuva dostları'. Çok başarılı İlhan Kesici ismine 'hazırlanan' 'proje edilen' gibi çok ağır bir faturaya mal oldu.

Ve bu özel dostlarına çok güvenip siyasi çalışmasını Muharrem İnce gibi parti içersinden değil imtiyazlı, ayrıcalıklı, güçlü parti dışı yerler de yapmıştır.

Nihat Genç / Odatv.com
  • Bu Haberi