Başbakan Yıldırım: "Tehdit neredeyse hedef orasıdır"

Başbakan Binali Yıldırım, Kandil'deki terör operasyonu, Münbiç, Amerika ile ilişkiler ve 24 Haziran seçimleri ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

186 okunma
İHA'nın haberine göre Başbakan Yıldırım, İzmir’de televizyon programında gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Yıldırım, "Kandil operasyonu adım adım ilerliyor. Temizlik yapa yapa daha derinliğe doğru güvenlik unsurlarımız, özel kuvvetlerimiz, profesyonel askerler bölgede faaliyetlerini sürdürüyorlar" derken, Münbiç ile ilgili de, "Oradaki terör örgütlerinin buradan çıkmaları yetmez. Silahlarının ellerinden alınması lazım. Fırat’ın doğusuna gitse orada da problem. Terörle mücadelemizin coğrafi bölge şartı ile alakası yok. Fırat’ın doğusunda da tehdit varsa bizim için orası da hedeftir" dedi.

“Muharrem İnce nereden biliyor?”

Başbakan Yıldırım, CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin “Kandil’de terörist kalmadı” sözlerini şöyle değerlendirdi: “Muharrem İnce nereden biliyor? Ora ile irtibatı mı var? Nereden biliyor? Kandil terörle mücadele açısından bizim için stratejik bir noktadır. Biz bölgemize sızmaya çalışan ağır silahlarla donatılmış teröristleri mahallinde etkisiz hale getirmek için uzun süredir operasyon planı vardı. Bu mart ayı ile yürürlüğe girdi. Bunu seçimle ilişkilendirmek gayri ciddi bir yaklaşım. Kandil operasyonu adım adım ilerliyor. Temizlik yapa yapa daha derinliğe doğru güvenlik unsurlarımız, özel kuvvetlerimiz, profesyonel askerler bölgede faaliyetlerini sürdürüyorlar. Hedef, Kandil dahil bölgede terörist kalmaması ve oradan ülkemize sızmalarının tamamen ortadan kalkması. Yurt içinde terörü büyük ölçüde kontrol altına aldık. Ancak arazi yapısındaki zorluklarımız nedeniyle zaman zaman içeri sızmalar oluyor ve az da olsa zayiat oluyor.”

“Teyit edilmiş bir bilgi yok”

“Suriye ne de Irak’ta toprak bütünlüğü, egemenlik hakları ile alakalı herhangi bir tasarrufumuz söz konusu olmaz”
diyen Başbakan Yıldırım, Kandil’de Cemil Bayık’ın öldürülüp öldürülmediği hakkındaki soruya, “Bu ülkelerde olan otorite boşluğundan kaynaklı terörü etkisiz hale getiriyoruz. Gönül ister ki bu ülkeler bize böyle iş bırakmasınlar ama bu mümkün olmadığı için böyle bir şey yapmak durumundayız. İran ve Irak’la işbirliği önemsiyoruz. Bu konuda Türkiye’nin ne kadar kararlı ve hassas olduğunu Zeytin Dalı’nda Fırat Kalkanı’nda gördük. Sincar’a yaptığımız hava operasyonunda ortaya koyduk. Doğrusu şu ana kadar teyit edilmiş bir bilgi yok (Cemil Bayık). İhtiyatlı olmakta fayda var ama bunların yuvalarına bir hava harekatı düzenlendi. Önemli ölçüde kayıplar olduğunu biliyoruz. Detaylar zamanla ortaya çıkacak. Terörle mücadelede hedef, 1370 kilometre İran’dan başlayıp Akdeniz’e uzanan Irak ve Suriye sınırı ülkemiz için yüzde 100 güvenli oluncaya kadar bu faaliyetlerimiz sürecek. Kesin hedef bu. Çünkü biz büyük bedel olarak yurt içinde belini kırdığımız terörün güneydeki komşularımız üzerinden yeni bir baş ağrısı olmasına müsaade edemeyiz” cevabını verdi.

Münbiç sorularını yanıtladı

Münbiç’le ilgili soruları da yanıtlayan Başbakan Yıldırım, “Orada ağırlıklı olarak Arap nüfus var ancak oldu bitti ile PYD, YPG terör örgütü duruma hakim. Bizim ABD’den istediğimiz bunların buradan çıkarılması. Bu yeni bir şey değil. Obama zamanında verilen bir sözdü. Seçim oldu kulaklarının üzerine yattılar. Nihayet iki tarafından dış işleri bakanı bir ataya gelip 4 Haziran itibariyle yol haritası belirlendi. Bunun planlama safhası anlaşmanın kendisiydi. Şu anda uygulama safhasındayız. Türk Silahlı Kuvvetleri ve ABD’nin kuvvetleri bu programın uygulanmasından sorumlu. İlk olarak Münbiç’in dış mahallerinde ortak devriye gezilmesi, sonra ilçenin tamamen terör örgütlerinden temizlenmesi, yönetim modelinin belirlenmesi, terörün tekrar sorun olmayacak şekilde yüzde 100 güvenli hale getirilmesi lazım. Bunun için birlikte çalışıyoruz. Bu iki ülke arasındaki ilişkilerin gelişmesi açısından da olumlu diye değerlendirebiliriz” diye konuştu.

“Silahlarının ellerinden alınması lazım”

“Münbiç asıl sahiplerine iade edildin istiyoruz” diyen Yıldırım, “Münbiç’te gözümüz yok. Oradaki terör örgütlerinin buradan çıkmaları yetmez. Silahlarının ellerinden alınması lazım. Fırat’ın doğusuna gitse orada da problem. Terörle mücadelemizin coğrafi bölge şartı ile alakası yok. Fırat’ın doğusunda da tehdit varsa bizim için orası da hedeftir. ABD, DEAŞ’la mücadele için bunlarla iş tuttu. DEAŞ bitti. Şimdi ABD’nin yapması gereken, müttefik olarak sözünde durması ve bunların elinden silahları alması, bunların da dağıtılması. Beklentimiz budur. Bu Münbiç, iyi bir modeldir, bir başlangıçtır. Buradaki uygulamanın gidişatına göre Fırat’ın doğusunda da bunu isteme hakkımız var. Gözümüzün önünde en modern silahlarla PKK’nın kılık değiştirmiş adamlarını donatmak ne anlama geliyor? Bunun haklı bir izahı olabilir mi? Tehdit neredeyse hedef orasıdır. Kimseden icazet almak gibi bir konumumuz da yoktur” ifadelerini kullandı.

“DEAŞ bitti o halde neyi bekliyorlar?”

“ABD’ye güveniyor musunuz?” sorusuna Yıldırım, “Ülkeler arası ilişkilerde güvenden ziyade karşılıklı çıkarlar vardır. Oradaki terör örgütü varlığı Türkiye’ye tehdittir. ABD ile bizim köprümüz çok boyutlu. NATO ortaklığından tutun savunma sanayide yıllardır işbirliği yaptığımız ülke. ABD kalkıyor, can düşmanımız terör örgütleri ile iş tutuyor. Bunu kabul etmemiz mümkün değil. Bize ‘Bu bir tercih değil mecburiyet’ dediler. Bize göre mecburiyet de değil. Biz nasıl Afrin’de Fırat Kalkanı’nda bu temizliği yaptık orada da yapılır ama bunu değil onları tercih ettiler. DEAŞ bitti o halde neyi bekliyorlar? ABD bir an önce bu çapulcuların elinden silahları alması ve bize yönelik tehditlerin ortadan kalkması gerekiyor” yanıtını verdi.

“Münbiç olumlu adımdır”

Başbakan Yıldırım, Amerika ile ilişkiler hakkında da şu yorumu yaptı: “Amerika ile doğrusunu isterseniz FETÖ darbesi ile beraber ilişkilerimiz gerildi. Türk kamuoyu, bu darbenin FETÖ tarafından yapıldığını ve FETÖ’nün ısrarla verilmemesini hayra yormuyor. Bunun arkasında bir iş mi var sorusunu her vatandaş soruyor. Bu adama niye sahip çıkıyor? 251 şehidimiz, 2 bin 194 gazimiz var. Memleket uçurumun eşiğinden döndü. Her şey ayan beyan belliyken vurdumduymaz şekilde işlem de yapılmıyor. İade ede edilmiyor. İki ülke arasında gerginlik olduğu bir sır değil. Zarrab ve Hakan Atilla davasında ilişki daha da gerildi. Onların da Rahip Brunson var. Diyorlar ki ‘Bizim oradaki tutuklu vatandaşlarımızı bırakın.’ Ne demek bu kardeşim? Bizim orada darbeyi yapan adamı verin diyoruz, ses yok. Böyle çifte standart olur mu? Mahkemeler bakıyor, hakkında ciddi iddialar var. İddialar sabit değilse zaten sonunda serbest kalır. Sabitse şeriatın kestiği parmak acımaz. ‘Benim hukukum üstün ona göre hareket ederim, sizinkileri boş verin’ gibi mantık olmaz. Zarrab ve Hakan Atilla davası tam bir komedi. Nerede hukuk? FETÖ’cülerin illegal yollarla temin ettiği yollarla yargılama yapılıyor. Münbiç olumlu adımdır. ABD ile ilişkileri konuşarak çözmekten yanayız.”

“Ümit ederiz ilişkiler daha fazla gerilmez”


ABD’nin F35 kararı hakkında da konuşan Başbakan Yıldırım, Türkiye’nin alternatifsiz olmadığını belirterek, “Onların gönlü gelecek, canları istediği zaman savunma sistemi verecek, istemediklerinde ‘bir dakika’ diyecekler şeklinde muamele görecek ülke değiliz. Biz yerli sanayimizi geliştiriyoruz. F35 ABD’nin tek başına projesi değil. Biz de proje ortağıyız. Ümit ederiz ilişkiler daha fazla gerilmez. Türkiye NATO’nun köprü ülkesi. NATO için de böyle bir çatışma ortamı NATO’nun bölgedeki etkinliğini de önemli ölüde olumsuz etkiler. Bu süreçler devam ediyor. Buna çok takılmamıza ihtiyaç yok. 74 harekatında da ABD ağır ambargo uyguladı. Ne oldu, kendi gemimizi, helikopterimizi, akıllı mühimmatımızı, İHA, SİHA yapar hale geldik. ‘Kötü komşu kiracıyı ev sahibi yaparmış’ derler. Bu da o misali. En fazla o olur” dedi.

“Onlar ‘Rusya ile ilişkiyi azaltın’ deme hakkına sahip değil”

Rusya ile ilişkiler ve NATO hakkında konuşan Başbakan Yıldırım, “Rusya bizim asırlardan beri komşumuz, ABD değil. Komşu ile tabii iyi geçineceğiz. Bunu NATO ile ilişkilendirmeyi anlamlı bulmuyorum. NATO ayrı Rusya ayrı. Onlar ‘Rusya ile ilişkiyi azaltın’ deme hakkına sahip değil. Bizim NATO içinde savunma ihtiyaçlarımızı görmeyi arzu ederdik. Nasıl onlar ‘PYD, YGP bir tercih değil mecburiyet’ diyorlar, bizim de S 400 mecburiyetti. İstedik, vermediler. Vermeyince ne yapacağız? Tedbirimizi alacağız. Yaptığımız bundan ibaret. S 400 NATO savunma sistemine de aykırılık teşkil etmiyor” diye konuştu.

“AB kendi gelecek vizyonunu net ortaya koyacak, eşit şartlarda tam üyeliği konuşacağız”

Başbakan Yıldırım, “Türkiye Avrupa Birliğinden (AB) uzaklaşıyor mu?” sorusuna, “Biz hiçbir yerden uzaklaşmıyoruz. Biz Asya ve Avrupa ortasında iki medeniyeti birleştiren bir stratejik bölgedeyiz. AB hedefinde herhangi bir sapma yok. Bu tek taraflı bir iş değil. Özellikle İngiltere’nin çıkışından beri kafası karıştı kimyası bozuldu. Vizyonu yok. Gelecek vizyonunu belirlemesi lazım ama cami kapatmakla, ırkçı söylemleri artırmakla, Avrupa Birliği geleceğini bulamaz. Mültecilerde, özgürlüklerde çifte standart. Bu nereye kadar gidecek? AB kendi gelecek vizyonunu net ortaya koyacak, eşit şartlarda tam üyeliği konuşacağız. Biz buradayız. Yarım asır bekledik önemli değil. Ne zaman aklı balına gelirse biz hazırız. Biz üzerimize düşen bütün vecibeleri yerine getirdik” yanıtını verdi.

“Bahçeli ile aramızda sıkıntı yok”

Başbakan Yıldırım, Cumhur İttifakı ile ilişkilerin de gayet iyi gittiğini belirterek, “İttifakın ruhuna zarar verecek hiçbir davranışa müsaade etmiyoruz. Bahçeli ile aramızda sıkıntı yok. İttifak yaptık ama tek parti değiliz. Onların kendi partileri var. Bizim kendi kurumsal kimliğimiz var. Bunları muhafaza ederek güç birliği yapıp seçime gidiyoruz. Farklı fikirlerde olmamız yadırganacak bir iş değil, son derece doğal” dedi. 

Yıldırım, CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin “Kürt sorunu” sözlerini ve sorunların çözümüne ilişkin söylemlerine şu yanıtı verdi: “Mecliste PKK’yı af mı edeceğiz? Sorun Kürt sorunu değil. Sorun PKK’dır. Türkiye’nin sorunu PKK’dır. Bunu kaldırdığımızda ortada sorun kalmıyor. HDP’nin iradesi yok. İrade terör örgütünün elinde. Yoksa herkes siyaset yapsın. Projelerini ortaya koysun. Ama kimsenin terör propagandası yapmaya, ona lojistik destek yapmaya hakkı yok. Öyle bir siyaset alanı dünyanın hiçbir alanında yok. Bunun özgürlükle alakası yok. 7 Haziran’dan önce birlik mesajı verdi, gülücükler dağıttı. Millet inandı, 81 milletvekili kazandılar ama daha üzerinden kısa süre geçti, iki genç polisi yatağında şehit ettiler. Orada her şey bozuldu. Sonra hendek eylemleri, yakıp yıkmalar. Tam bir ayrılıkçı, bölgeyi kana bulayan politika izlediler. Ondan sonra da gereken önlemleri aldık. Bugün dağlarımız da terörden arındı meralarımız da, otlaklarımız da arındı. Akıllarını başına alsınlar. ‘Terörle alakamız yok, PKK alçak bir terör örgütüdür ve yok edilmelidir’ desinler başım gözüm üstünde yeri var. Bizim itirazımız terör örgütü esaretinden kurtulmayan ve bölücülüğü esas politika kabul eden siyaset anlayışı.”

“FETÖ’den mağdur olanlara fazla izin vermememiz lazım”

Yıldırım, FETÖ ile mücadele hakkında şunları söyledi: “Kapalı örgüt. Örgüt kayıt dışı çalışıyor. Saydam ilişkileri yok. Her türlü kayıt dışı faaliyet var. İnsanların adeta beyinlerini formatlamışlar. Bu zaman alacak ama bu zamanda da hak etmediği halde mağdur olanlara da fazla izin vermememiz lazım. Bunu yapan da FETÖ, ‘Biz yandık başkaları da yansın’ diye ifade veriyorlar. Ne yapsın mahkeme? Göremezden gelemez. Çağırıyorlar. Onlar kendini ifade edinceye kadar bir sürü mağduriyet yaşanıyor. Bu yargının işi. Burada da bir takım manipülasyonları yaparak hiç suçu günahı olmayanları da ‘Ben yandım o da yansın’ hesabına işin içine çekiyor. Biz fark ediyoruz. Bunların yeni dönemde daha dikkatli hesaba alınması gerektiğini düşünüyoruz. İhanet grubu hiçbir şekilde affedilmez. Buna destek veren örgüt elemanı, kaynak sağlayan, devlet imkanını kullanarak örgütün faaliyetlerini yerine getirmesine yataklık eden kesim de bunun içinde. İbadet amaçlı, inancından kaynaklı yardım edenleri bu kategorinin içine almak doğru değil. Bunun hızlanması lazım. Bu işin hızlanması, mahkemelerin kesinleşmesi şile çok daha hızlanacak.”

“Yaşam tarzı sorusu gelmesini bekledim ama gelmedi”


Konak’ta Kordon’da gençlerle bir araya geldiklerini söyleyen Başbakan Yıldırım, “Gençler aykırı görüş seviyorlar. Ben de her şeyi sormalarına fırsat verdim, ‘her şeyi sorun’ dedim. Çok güzel sorular sordular. Aykırı sorular da sordular” dedi. Yıldırım, İzmirli gençlerden yaşam tarzı sorusunun gelip gelmediğiyle ilgili soruya, “Yaşam tarzı sorusu gelmesini bekledim ama gelmedi. Bu İzmir’de birinci derecede konuşulan bir konu değil. 2011’den beri buradaydım. Bunu CHP bir siyaset aracı olarak kullanmaya çalışıyor ama milletin çok itibar ettiğini düşünmüyorum. Onları aştı Türkiye” cevabını verdi. Yıldırım, muhalefetin seçimlerde mutluluk ve huzur vaat ettiği ile ilgili soruya, “Mutluluk ilacı mı dağıtacaklar? Mutluluk lafla olmaz. İnsanların beklentilerini karşılamakla olur” yanıtını verdi.

"Alevi kültürüne de çok uzak değiliz"

Binali Yıldırım, isminin bir Alevi komşusu tarafından verildiği konusun hakkında da, “Erzincan, Alevi ve Sunni vatandaşların birlikte kardeşçe yaşadığı bir ildir. Benim ismimi koyan da bir Alevi komşumdur. Alevi kültürüne de çok uzak değiliz. Bizi birbirimize düşürmezler. Türkiye Dersim’i, Madımak’ı, Başbağlar’ı, Maraş ve Çorum olaylarını yaşadı ama birliğimizi muhafaza etmesini bildik. Alevi inancı, öğretisi kabulümüz. Cem evleri için yeni dönemde beyannamede sözlerimizi yerine getireceğiz ve statülerini resmen başlatmış olacağız." şeklinde konuştu.