İran'da Eşcinsel Olmak Üzerine
İran'da Eşcinsel Olmak Üzerine
İran’da iki genç kadın arasında geçen aşk hikâyesini anlatan
Circumstance, çarpıcı bir sinema örneği.
Bugün başlayan !f İstanbul’un* Gökkuşağı filmleri bölümünde
gösterilecek olan, Türkçe adıyla Koşul, namus kavramını bir ağabey
ile kızkardeşi arasındaki ilişki üzerinden anlatıyor.
Varlıklı ve güçlü bir ailenin kızı olan zıpır Atafeh hürriyetini
doludizgin yaşamak isteyen, yeri geldiğinde yüksek volümlü müzik
çalıp çılgınca araba kullanan, partilere katılıp içki içmekten
hatta uyarıcı kullanmaktan çekinmeyen, Tahran sokaklarında gece
dolaşıp duvarlara graffiti çizmekten hoşlanan biridir.
Yakın arkadaşı, klasik Ortadoğu güzeli diyebileceğimiz Shireen ise
daha zarif, duygusal ve güçsüzdür. Fakat kankasının gazına gelip
porno film seslendirmelerine katkıda bulunur, gey ikonu Harvey
Milk’in Sean Penn tarafından canlandırıldığı Gus Van Sant filmini
gözlerine kestirirler, İran’a devrim tohumlarını serpmek üzere
filmin çeviri ve dublaj faaliyetlerine girişeceklerdir.
Bu arada aralarındaki dostluk ve yoldaşlık zamanla şefkate, sevgiye
ve aşka dönüşür. Ama Atafeh’in onları yakından takip eden ağabeyi
Mehran kendi mutsuzluğunu onlara yansıtmakta gecikmez.
Uyuşturucu bağımlılığından yeni çıkmış olmasına rağmen, kendini
aklamak için ahlak polisiyle işbirliğine girer, düzenli olarak
namaz kılmaya başlar, malikânelerinin içine yerleştirdiği
kameralarla aile fertlerinin özel hayatına tecavüz eder.
"Dua ediyorum, böylece temiz olduğumu biliyorum" deyip evdekilere
ama özellikle kızkardeşine uyarıda bulunur. İslami rejim gittikçe
insanların hayatına sızarak gücünü daha çok hissettirirken
kızlarımızın her biri kendine göre bir çözüm bulacaktır.
Perde arkası
ABD’de yaşayan genç kadın yönetmen Maryam Keshavarz daha önce
çektiği kısa metrajlı filmler, ödüllü bir belgesel ve dünya çapında
ilgiyle karşılanmış Circumstance’la başarısını kanıtlamış bir
sinemacı. Filmlerinin senaryolarını, sinematografisini hatta bazen
prodüktörlüğünü de üstlenen Maryam’ın The Day I Died filmi 2006
Berlin Film Festivalinde kendisine Teddy ödülünü kazandırmıştı.
Sundance destekli Koşul ise ABD ve Kanada festival ve sinemalarında
boy gösterdikten sonra çoğu Avrupa ülkesini gezmiş, Sundance’in
Seyirci ödülü dışında, New York Lezbiyen ve Gey Film Festivali,
Valladolid, Roma gibi festivallerde de ödüller almış.
Keshavarz filmin birçok sahnesini Lübnan’da çektiklerini, nispeten
açık görüşlü bir ülke olması bir yana, savaş görmüş şehir
manzaralarının İran’ı fazlasıyla hatırlattığını ifade ediyor.
Tahran’da çekim yapılırken polisin sete gelip çalışmalarına engel
olmaya kalkıştığını, gey porno çekmediklerini kanıtlayabilmek için
filmde olmayan bazı sahneleri emprovize etmeye mecbur kaldıklarını
gülümseyerek hatırlıyor. Gerekli izinler alınarak çekilmiş olan
film için İran kökenli sinemacı otosansürü elden bırakmadığını da
itiraf ediyor.
Buna rağmen tutucu bazı insanların filmde anlatılan olguları inkâr
etmeyi tercih ettiklerinden esere tepki gösterdiklerini de
belirtiyor.
Yönetmen Keshavarz, Shireen rolü için 10 şehirdeki 1000 aday
arasından seçilen 1987 Fransa doğumlu Sarah Kazemy’yi oyunculuk
tecrübesi olmamasına rağmen görür görmez gözüne kestirmiş.
Atafeh kimliği üzerine bir tayt kadar uyan Nikohl Boosheri ise
filmdeki durumu fırtına öncesi sessizliğe benzetiyor.
İran’dan kaçmış olan asker anne-babanın Pakistan’da doğmuş ve
Kanada’da büyümüş isyankâr kızı Nikohl, Arap baharı vesilesiyle
kendisine yöneltilen sorulara özellikle nüfusun genç olduğu
Müslüman memleketlerde yorgun düşen rejimlerin yıkılmaya mahkûm
olduklarını, gelecekleri olmadığını hisseden gençlerin patlamaya
hazır bomba durumunda beklediklerini ifade etmiş.
Keshavarz, kadın gözünün avantajıyla çekeceği, İran’daki son haremi
ele alan projesi ve sonrasındaki filmlerle İslam ülkelerindeki gey
hareketine katkıda bulunmaya devam edecek gibi.
Murat TÜRKER
İstanbul - BİA Haber Merkezi