RÖPORTAJ HABERLERİ

Murat Serezli: 'Evde romantik bir huzur vardı'

Murat Serezli: 'Evde romantik bir huzur vardı'

Usta tiyatrocular Nevra ve Metin Serezli’nin 45 yıllık evliliklerinden olan oyuncu çocukları Murat Serezli’yle kasım ayında vizyona girecek yeni filmi ‘Seni Seviyorum Adamım’, anne ve babasının efsanevi aşkı ve oyunculuk konusunda idealleri hakkında konuştu.

Akşam Life'dan Zehra Çengil'in röportajı...

Yeni projelerinizden biraz bahsedelim öncelikle. Neler yapıyorsunuz bu aralar?

Bir tane sinema filmi projesi bitirdik ‘Seni Seviyorum Adamım’ ismi. Gizem Karaca ve Barış Kılıç oynuyor. Yönetmeni de Biray Dalkıran. Çok farklı bir karakteri oynadım. Tam bir koltuk patatesi tonmaister. Uzun sakal, saçlar birbirine girmiş, fiyonk edilmiş sakalıyla yarı keş, sersem bir karakter. Bu sene ‘Eyvah Eyvah 3’e katılmıştım. Senin Hikayen filminde de ilk kez annemle oynamıştım. Yeni bir film projesini kabul ettim. Ağustos ayında güzel bir drama çekeceğim. Reklam dublajlarım da devam klasik olarak. Program sunuculuğu nasıl olsa gelecektir ama ben bu sene drama bir dizi yapmak istiyorum.

Neden özellikle drama türüne yöneliminiz var?
Komedi çok oldu. Hareketlilik ve hiperaktiflik var. Özel hayatımda da komedi konusunda çok aktifim. Arkadaş sohbetlerinde falan hep kahkaha krizlerine sokan bir tipimdir. O yüzden bu konuda sürekli idmanlıyım. Aslında çok da seviyorum ama insanlar beni sadece komedi rollerini tercih ediyor zannetmeye başladılar. Halbuki Av Mevsimi, Devrim Arabaları, Senin Hikayen, Yaşanmış Şehir Hikayeleri, Böyle Bitmesin dizilerinde oynadım. Başarılıyım da… Yapmayı ve yapmayı da tercih ettiğimi göstermek için, dramayla ilgili karşı duruşum olmadığı mesajını iletmek istiyorum.

KLASİK SANATÇI NÖBETLERİ GEÇİRMEM

Kendi hayatında bu kadar komik olan insanların, normalde her şeyi daha fazla içselleştirdiği ve daha çok üzüldüğü söylenir. Siz de var mı böyle bir durum? İniş ve çıkışlarınızın arası çok mu açık?
Manik depresif tarzı üzüntülerimi çok yoğun yaşamam. Genellikle küçük şeylerden mutlu olur ve kendimi yüksek hissetmeye çalışırım. Bioritm teorisinde olduğu gibi ayın 1-2 günü her şeyin moralimi bozduğu, down olduğum, nedensiz ya da bütün nedenlerin bir araya toplandığı negatif modlarım olur. Onları da klasik sanatçı şeyi gibi kapıda vazolar, duvarda tabaklar ‘İstemiyoruuuum’ tarzı bağırmalar ve nöbetler şeklinde değil, kendi içime kapanıp düşük surat ve öflemeli püflemeli geçiriyorum.

ANNEMLE BABAM BİZE ASALET VE DÜRÜSTLÜK VERDİ

Nevra ve Metin Serezli’nin oğlu olmak size neler kattı? Yıllar boyu çizgisini hiç bozmayan sanatçılarımızdan… Böyle bir ailede yetişmek büyük bir şans değil mi?
Aydın, açık fikirli, kültürlü, bilgili, farklı farklı dünyaları çok iyi bilen, ahlaklı doğru düzgün iki insanın yetiştirdiği bir çocuk olmak onlara layık bir evlat olmayı standart kılıyor. Hayattaki duruş, doğru ve yanlışı ayırt etme becerisi çok önemli. Annemle babam kardeşime ve bana asaleti ve doğruluğu, dürüstlüğü, doğru bir sanatçı olmayı verdiler. Ve bu onların sanatçı kimliğinden gelmiyordu. Bu onların Nevra ve Metin olmasından kaynaklanıyordu. Bir de ‘Serezli’ olmaları yüzünden evimize giren çıkan, dönemin en bilinen saygın ve dolu sanat insanların her birinden bir şey kapabilmek ayrıcalığına sahip oldum. 

EVDE ROMANTİK BİR HUZUR VARDI

Uzun yıllar süren bir aşkın çocuğu olmak da daha ayrıcalıklı bir şey olsa gerek?
Evdeki o romantik huzurun mevcudiyeti de çocuğun duygusal sağlığı ve stabiletesi açısından çok önemli. Ve kardeşimin de benim de, iyi birer koca olmamızın temelinde de kesinlikle anne ve babamın efsanevi birlikteliği, sevgileri yatıyor.

Babanızın vefatından önce özellikle size bir öğretisi olmuş muydu?
Tek bir şey olarak işaretleyemem. Babamla olan her sohbetimiz özgürce her konuda esprileşmek, her konuda engel tanımaksızın konuşabilmemiz ve tartışabilmemize dayalıydı. Her anımız gülmekle ve yeni öğrendiklerimizi aktarmakla geçerdi.

Oyunculuk konusunda eleştiriyor muydu sizi?
İkimiz de birbirimizi. Annem beni, ben annemi, babam annemi. Orada olacak her kombinasyon var ve hiçbir şekilde engel, paravan yok. Çocukluğumuzda bile kostümlü provalarda ben notlar alır, sonra onları gece yemeğinde oyuncular her dediğimi tek tek dikkate alırdı. Annem de programları, reklamları, dizileri hepsini izler üzerine uzun uzun kritik verir. Negatif eleştirinin iş bilen, dost ve iyi niyetli bir ağızdan gelmesi kadar faydalı bir şey yoktur.  İyi eleştiri bana yapıldığında etkisi cümlenin noktasından sonra birkaç saniye sürüyor. Havalarıma giremeyen, şımaramayan bir tipim. Ben hep hedefi en yukarıda tuttuğum için çok acımasızımdır. 

Böyle entelektüel bir ortamda büyümemiş olsanız, yine oyunculuğu mu tercih ederdiniz?
Ben senelerdir oyunculuğu tercih etmedim biliyorsunuz. Lise 1’i bitirince kırıklarımı kurtardığım için bilgisayar alınmıştı bana ve ben bilgisayar mühendisi olmaya karar vermiştim.  Fakat mimarlığı kazandım. Mimarlık yaparken özel efekt, animasyonla uğraşıp askerlik bitince kanala girdim. Sonra mesaili hayat bitince film ve dizilere de evet diyebilmeye başladım. Senelerdir bu işleri seçmek istemeyişimin nedeni çok utangaç bir adam olmam, zorluklarını bilmem ve kamera arkasına muazzam düşkünlüğüm. 35’imden sonra armut olup dibine düştüm. Önceden arkadaş ortamlarının stand-up’çısıydım.

KENDİ FİLMİM HAZIRLIK AŞAMASINDA

Kendi filminizi  yapma planınız vardı. O hayalinizi ne zaman gerçekleştireceksiniz?
Ortaokul- liseden beri büyük hayalimdi sinema. Ve hayatımın master planı bu. Yönetmen olarak 1-2 senede bir film çekmek. Oyunculuk ve kamera teklifleri o kadar hızlandı ki erteledim sürekli. Kendimi aralıksız geliştirmeye devam ediyorum. En son bu yaz yapayım diye, düşük bütçeli az mekân ve az karakter içeren bir romantik komedi yazdık. Pazarlama aşamasını bu seneye bıraktık. Yapımcılar benim yönetmemi istiyordu. Alp Kırşan’la birlikte yazdığımız ikili komedisi vardı. Onunla hayata geçirmek istiyoruz.
  • Bu Haberi