Alparslan Özmol: "'Gebermedi gitti' denilmesine çok üzülüyorum"

Alparslan Özmol, 2002 ile 2019 yılları arasında yayınlanan "Çocuklar Duymasın" dizisinde canlandırdığı 'Çaycı Hüseyin' karakteri ile tanınarak büyük ün yaptı ve herkes onu çok sevdi. Fakat ilginçtir ki, yıllardır sosyal medyada öldüğü iddiası ortaya atılıyor ve ünlü oyuncu her seferinde yalanlıyor.

Akşam Gazetesi'nden Yasemin İlan'ın röportajı...

Sosyal medyada en çok öldürülen ünlü isim sizsiniz. Bunun nedeni nedir?

Şuanda ekranda tekrarları yayınlanıyor dizinin fakat benimle yetişen çocuklar beni şu an göremiyor benim ne yaptığımı merak ediyor. Yeni nesil de elinde cep telefonu ve sosyal medyayla yaşıyor. Onlar için öldürmek çok basit, ortaya bir iddia atıveriyorlar. Çok kez öldüm, ama kendini fenomen zanneden biri ortaya çıkıp da ‘Ben gerçekten bunu öldüreyim, öteki dünyaya göndereyim’ derse ne olacak. Sanal alemin insanlarımız kendilerini kanıtlamak için böyle bir delilik yapabilir, yapabileceklerine inanıyorum. Fenomen olmak için ‘Ölmedi ölmedi dediniz ama bakın ben öldürdüm’ diyebilir. Böyle bir ruh hali bir dengesizlik yaşanabilir. Bunun önlemini kendi çapımda alıyorum. Paranoyakça değil ama tedbir alıyorum. Ben şu an size kendimi kanıtlıyorum ama ertesi gün yine bir öldü haberi çıkıyor sonra yine bir ekrana çıkıyorum, bu kez kimse inanmaz oldu. Günün birinde bir başrol oyuncusu çıkıp da bunu gerçekleştirebilir. Bu duruma devlet el atmalı, devlet bu iddiaları ortaya atanlarla ilgilenmeli, benim gücüm yetmez önlem almaya.

Sosyal medyayı kullanmama nedeniniz bu mu?

Sosyal medyayı aktif kullanmıyorum çünkü ekranda değilim. İş yapmıyorsam, Selfie çekip neden paylaşayım. Orada kendimi fazla açıklama istemiyorum. Biraz gizemli kalmak istiyorum. 2018’den bu yana ekranda olmadığım için selfie çekip koymamın bir anlamı yok napayım ben de eskileri paylaşıyorum. Belki eskileri paylaştığım için ‘Aaaa rahmetli ne kadar iyi adamdı’ da diyor olabilirler. Her şey yoruma açık. Proje olmadıktan sonra havadan sudan paylaşım yapmamın bir anlamı yok. Öte yandan sosyal medyada hakkımda yapılan espriler hoşuma gidiyor ama dozunda olmalı. Mizah adı altında ağır cümleler kuruluyor. ‘Gebermedi gitti’ diyenler oluyor.

Çayı güzel demler misiniz?

Çok güzel çay demlerim. Mesela hazırlarım çayı bardağa doldururum o soğusa da beş saat sonra da tüketirim, güzel demlendiyse soğuk bile lezzetli oluyor.

Çay ocağı açmayı hiç düşündünüz mü?

Çay ocağı açarsam parayı bulurum bunun farkındayım ama biri gelip de bana ‘Hüseyin gel buraya çay getir bana’ derse o zaman bozuşuruz, işler değişir. Bu nedenle yapmak istemem. Halkın içinde doğal bir insanım ama bu diyaloğu istemem, iyi para kazanacağımı bile bile bu işe girmedim, girmek istemedim. Çay ocağı açmak değil de çay firmalarının reklamlarında oynayabilirim. Ben çaya güzellik katan, çayla özdeşleşmiş bir isimim.

‘Adamı hasta etme’ repliği çok tuttu. Siz bu repliği günlük hayatınızda çok kullanır mısınız?

Bu replik babama aittir. Ben çocukken, o arkadaşlarıyla oturur sohbet ederken, ben yaramazlık yapınca bana dönüp, ‘Adamı hasta etme’ derdi. Ben bunu senaryoya doğaçlama ekledim. Bir de ‘Çaylarrrrrr’ repliğinin sonundaki 5 tane R bana ait. Dizide Selami’ye çay götürürken odaya girince masasına gidene kadar birkaç adım atmam gerekiyordu bende o süre boş geçmesin diye R’lere bastırdım 'Çaylarrrrr' böyle çıktı.

Birol Güven’le yeni bir projeniz var mı?

İnternette komedi dizisi yapacağız. Metin Şentürk de yer alacak kadroda. 10 bölümün senaryosu hazır yeni yılda çekimlere başlayacağız. Ben yine Hüseyin’im ama bu kez Mafya Hüseyin olacağım. Mafyavari bir karakter olarak izleyicinin karşısına çıkacağım. Dizinin açılışında bir konuşma yapacağım ‘Ben yaşıyorum, ölmedim. Bir düşmanım var bu haberleri bilinçli olarak o çıkarttırıyor’ diyorum ve sonrasında o düşmanım dediğim kişiyle yani Metin Şentürk’le atışmalarımız başlıyor.

Alparslan Özmol şanslı biri midir?

Alparslan Özmol gerçekten şanslı biridir. Almanya’da dünyaya geldim, boy sorunumdan ötürü okula adapte olamadım. Geçimsiz bir öğrenciydim, her gün kavga ediyordum yaşıtlarımla. 1989 yılında 14 yaşında iken okuldan ayrıldım. Antikacının yanında çalışmaya başladım. Orada çalışırken bir gün lahmacun yemişim ellerim kirli, çeşme başına gittim. Cebimde son bir liram var. Ellerimi yıkadım kazı kazancı yanıma geldi o da su içmeye, ‘kazımak istiyorum’ dedim, ‘Kazı ama ellerin ıslak’ dedi. ‘Ne yapacağım?’ diye sordum. ‘Diğerlerini ıslatmadan çıkık olanı çekeceksin’ dedi. Pervaz yaptı kartları, çıkık olanı çektim duvara yasladım kazıdım ve tam 5 milyon lira kazandım. 20 milyonluk büyük ikramiyenin dörtte birini aldım. O parayla sadece bir bisiklet aldırdım babama geri kalanı babama verdim o yatırım yaptı benim adıma. Sonrasında 17 yaşına kadar çalışmadım. 17 yaşında tiyatroya adım attım. Tiyatroda alkışı duydum, annemler prömiyere geldi. Orada şanslı olduğumu anladım. Bu dünyada şanslı olduğumu anladığım ikinci andı.