Kadın cinayetleri hız kesmiyor!

Türkiye’de her yıl yüzlerce kadın, erkekler tarafından öldürülüyor, binlercesi ise çeşitli şekillerde şiddete maruz kalıyor.

Kadın cinayetleri hız kesmiyor!
708 okunma

Milliyet Gazetesi'nden Çiğdem Yılmaz'ın haberi...

‘Eteğinin boyu kısa’, ‘Makyaj yapma’, ‘Rujun çok mu kırmızı’, ‘Yakan çok mu açık’, ‘Seni çok seviyorum ama sensiz yaşayamam’ söylemleriyle şiddet uygulayan erkekler karşısında, kadınlar çoğu zaman sessiz kalıyor.

Kadınların bu sessizliği ileri boyuttaki şiddeti getiriyor. Sonrası ise ya darp ya da ölüm. 2019’da 404 kadının vahşice katledildiği Türkiye’de kadın hakları savunucuları ise kadınlara “Boyun eğmeyin. Hiçbir kadının hayatı başka bir erkeğin imtiyazı altında değildir. Şiddet gördüğünüz anda bu erkeklerden uzak durun” diyor.

Bu yılın başından bu yana 404 kadın, eş, sevgili, kardeş, baba ve yakınları arkadaşları tarafından vahşice öldürüldü. Binlercesi de erkeklerin tehdidi ve şiddeti altında hayat mücadelesi veriyor. “Kadın cinayetinin ilk adımı ‘Hayatım o düğmeyi de ilikleyeceksin değil mi?’ bakışı ile başlıyor, ‘Sen karışma’, ‘Bir kadın olarak haddini bil’ gibi sözlerle devam ediyor. O bakışa itiraz etmediğimiz, sustuğumuz ya da gereğini yerine getirdiğimiz andan itibaren kesinlikle arkası sözlü müdahale, daha sonrasında da fiziki müdahale olarak gelecek” diyen kadın hakları savunucuları, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde Milliyet’e konuştu.

‘Bu olmamış’ dediğinde...

“İlişkilerinizde size tavır koyan ve sizden biat etmenizi bekleyenlerden kesinlikle uzak durun” diyen Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü, şiddetin temelinde toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin olduğunu söyledi: “Kadın doğumundan itibaren bu eşitsizlikle karşı karşıya kalıyor. Kadın doğduğunda vücuduyla utandırılır, erkek doğduğunda vücuduyla onurlandırılır ve övünmesi sağlanır. Kız çocuğu regl olduğunda ‘Sus ayıp’ denirken erkek çocuğuna yapılan görkemli sünnet törenlerini duymayan kalmaz. Ya da bir genç kızın evlenmeden önce biriyle flörtleşmesi çok ayıpmış, namus meselesiymiş gibi algılanıp erkeğinkinin ise gururla dilendirilmesi gibi. Bu nedenle şiddetin hukuki boyutlarından önce temelinin konuşulması lazım. Bu temeller üzerine inşa edilen bir yapı erkeği şiddete götürüyor. İkili ilişkilerde, size sesini yükseltmesi, beden bütünlüğünüze karşı davranışı, kıyafetinize karışması, sizden hizmet beklemesi, ‘Bu olmamış’ diye hakaretlerde bulunması şiddete yeltenmeye başladığını gösteriyor. Ve bu size ‘Makyajını az yap’, ‘Diz altı olsun eteğin’, ‘Toplum içindeyken kahkaha atma’, ‘Konuşma başkasıyla’ gibi kısıtlamalarla geldiği anda artık onunla konuşarak bu yolun böyle gitmeyeceği konusunda bir uyarı vermeniz gerekiyor.

‘Boyun eğmeyin’

Tartıştınız, eşyanızı topladınız ve ailenizin yanına gittiniz. Bir daha o eve döndüğünüzde güç kaybetmiş olursunuz. Sizi her azarladığında da gönlünüzü bir buket çiçekle ya da yemeğe götürerek alacak ve ‘Bu iş tamam’ diyecek. Buna izin vermeyin. Kendinize fren koymasını bilin. ‘Birey olarak bu evde ortak yaşıyoruz, ortak hayatımız var ve bu ortak hayatı bana saygı duyarak geçirmek istiyorsan ben varım’ demelisiniz. Bunun yanı sıra, sizin kişiliğiniz veya kimliğinizle psikolojik olarak dalga geçiyorsa, psikolojik ve fiziksel olarak şiddet varsa ilişkiyi yürütmeyin. Çünkü şiddet bir hastalık değildir. Şiddet, toplumun erkeğe yüklediği görevlerin onda yarattığı duygu ve dönüşüm emaresidir. Onun kendini haklı gördüğü, her şeye sahip olma iç güdüsüyle ve erkeklik olgusunu gösterdiği bir taleptir. Bir birey olduğunuzu unutmayın ve kimseye boyun eğmeyin.”

‘Şiddet bir döngü’

İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Şükran Eroğlu da şiddetin devam eden bir döngü olduğunu vurguladı. Eroğlu, şu görüşleri paylaştı: “Şiddet denildiğinde toplumun büyük bir çoğunluğu bunu fiziki şiddet olarak algılıyor. Oysa şiddetin farklı şekilleri var. Şiddete meyilli hareketleri varsa, kıskançlık ve baskı yapıyorsa, tavırlarınıza ve giyiminize karışıyorsa o erkekten uzak durun. Israrla takip ediyorsa mutlaka tedbir kararı aldırın. Evlilikte sizi aldatıyorsa, şiddet uyguluyorsa ondan uzaklaşın. Bir kere yaptı diyerek susmayın. Şiddet bir döngüdür, bir kere olunca arkası da artarak gelir. Bunun yanı sıra, sözel olarak bağıran çağıran ve kendi isteklerini sürekli olarak dayatanlardan da uzak durulmalı.”

‘O bakışa itiraz etmediğimiz zaman...’

Eşitlik İzleme Kadın Grubu’ndan Feminist Avukat Hülya Gülbahar, şiddetin alışkanlık haline gelmeden ve işler sarpa sarmadan önünün kesilebileceğini belirterek, şu tespit ve önerilerde bulundu: “Büyük şiddetler, küçük iktidar oyunlarından doğuyor. Suç büyüdükçe öfkemizin ve tepkimizin artması anlaşılabilir bir duygu. Son sözü ‘Ölmek istemiyorum’ olan bir kadını gördüğümüzde isyan ediyoruz. Ama o şiddeti başlatan ilk eylemlere bazen gülüp geçiyoruz. Bazen aşk, sanat, fikir özgürlüğü, ilişkinin tuzu biberi ve benzeri gerekçelerle meşrulaştırıyoruz, bazen de umursamayıp yürüyüp gidiyoruz. Oysa bir kadın cinayetinin ilk adımı, ‘Hayatım o düğmeyi de ilikleyeceksin değil mi’ bakışı ile başlıyor, ‘Sen karışma’, ‘Bir kadın olarak haddini bil’ gibi sözlerle devam ediyor. O bakışa itiraz etmediğimiz, sustuğumuz ya da gereğini yerine getirmediğimiz andan itibaren kesinlikle arkası sözlü müdahale, ondan da sonrası fiziki müdahale olarak gelecek. İttirme, tokat, yumruk, tekme, bıçak olarak büyüyüp gidecek. Bir kadının hayatı daha erkeklerin kontrolü altına girecek. Çözüm, şiddet büyümeden, işler sarpa sarmadan, alışkanlık haline gelmeden net bir tavır koyup durdurmakta. Unutmamak gerekir ki, şiddet tekrar etmeye başladığı anda sistematik hale gelmiştir ve bu şiddet çemberinin içinden çıkmak çok daha zordur. Bu nedenle Türk Ceza Kanunu’nun 96. Maddesi çok önemlidir. Bir kişiye psikolojik ya da fiziksel olarak sistematik bir şiddet uygulamak işkencedir, eziyettir. Sıradan ilişkiler için cezası iki yıldan başlar, aile içi ilişkiler için üç yıldan başlayıp sekiz yıla kadar uzar. Şiddetle mücadele için bu maddeyi işletmek gerekir.”

Adım adım flört şiddeti

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’nın hazırladığı “Flört şiddeti” rehberinde şiddete giden yol şöyle:

"Sevgilinin duygu durumunda ani değişimler oluyorsa, sana birden öfkelenip fevri davranıyorsa,

Sevgilin seni aşırı kıskanıyorsa ve sahipleniyorsa, kıskançlık yaparak sevgisini gösterdiğini düşünüyorsa,

Sevgilin sana sürekli yapman gerekenleri söylüyorsa,

Sevgilin günün her saati sana ulaşmak istiyor, ulaşamadığında öfkeleniyor ya da küsüyorsa,

Arkadaşların ya da ailenle vakit geçirdiğinde sevgilin sana öfkeleniyor ya da küsüyorsa,

Sevgilin her konuda onu haklı bulman gerektiğini düşünüyorsa,

Herhangi bir konuda sevgilinden farklı düşündüğünü söylediğinde öfkeleniyorsa,

Sevgilin senden her an onun yanında olmanı, onunla ilgilenmeni bekliyorsa,

Sevgilin seni aşırı yüceltiyorsa, dünya üzerinde onu en iyi anlayan kişinin sen olduğunu düşünüyor ve çok “özel” olduğunu söylüyorsa,

Sevgilin senin fikirlerini dikkate almıyor, önemsemiyor ve küçümsüyorsa,

Sevgilin sana ait sırları başkalarına söylemekle tehdit ediyorsa,

Sevgilin senden izin almadan telefon ya da bilgisayarını karıştırıyorsa,

Sevgilin eşyalarına herhangi bir şekilde zarar veriyorsa,

Sevgilin bedenine herhangi bir şekilde zarar veriyorsa, ilişkinde şiddetle karşı karşıyasın."

Kadınların hayatı erkeklerin imtiyazında değil

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Gülsüm Kav, Türkiye’de her gün en az bir kadının cinayete kurban gittiğine dikkat çekerek, onlarcasının da farklı şekilde şiddet gördüğünü söyledi. Her kadının mutlaka bir güvenlik planı olması gerektiğine dikkat çeken Kav, şu önerilerde bulundu: “En önemli şeylerden biri de ayrılık sürecini fiziki temas olmadan tamamlamalı. Erkekler tarafından kadına uygulanan şiddet, çoğu zaman basamak basamak yükseliyor ve giderek vahşileşiyor. Kadınlar daha ilk basamakta bu adamları hayatlarından uzak tutsunlar. Çünkü çoğu kadın özellikle de genç kuşak, flört şiddeti gördüğünde olumluymuş gibi algılayabiliyor. ‘Sensiz yaşayamam’, ‘Kıskanıyorum, ‘Senin etek giymeni istemiyorum’ gibi söylemlerle aslında bunun sinyallerini baştan veriyor. Kadınların bunun farkına varması ve buna göre bir tavır alması gerekiyor. Tavır alınmadığında ise, bu adamlar sizi kaç saatte öldürebileceğine bile karar verecek duruma geliyor. Hiçbir kadının hayatı, başka bir erkeğin imtiyazı altında değildir. Eğer erkekler sizde korku uyandıracak, kendinize olan güveninizi ve saygınızı zedeleyecek biçimde konuşuyor ve davranıyorsa uzak durun. Kadınlar, bu sinyalleri gördükleri anda ne yapacaklarını bilmiyorlarsa mutlaka bir kadın örgütü ile bağlantıya geçsinler.”