Serpil Çakmaklı: "Kül yutmam"
Serpil Çakmaklıyla geçmişten bugüne uzanan samimi bir söyleşi...
- Neler yapıyorsunuz bu aralar?
Engelli kardeşlerimiz için 28 Mayıs'ta bir gece hazırlıyorum.
Defile de düzenleyeceğim, sürpriz sanatçıların da yer alacağı
eğlenceli bir gece olacak. Sanatçı arkadaşlarımız bir sene boyunca
o kadar çok kazanıyorlar ki. Ne olur bir kere de ücret talep
etmesinler! Sanatçı kimliklerini unutup daha insani şekilde
yaklaşırlarsa mutlu olurlar. Yaz sonunda televizyon programım ve
güzel bir dizi projemiz de olacak. Artık özlemiştim.
SANATÇI, KENDİNİ YENİLEYENDİR
- Bir dönemin starıydınız ama yıllardır ortada yoksunuz.
Siz mi istemediniz, sizi mi seçmediler?
Benim
seçimimdi. Teklifler de geldi ama bana uygun değildi. Kobay gibi
olmak istemedim. Çok güzel kadrolarla çok sayıda dizi çekiliyor ama
bir süre sonra yayından kalkıyor. Bunca aradan sonra çok akıllıca
hareket etmem gerekiyordu. Çünkü yanlış bir adım, kariyerime katkı
sağlamayacaktı. Bundan sonra yapacağım proje ‘Serpil Çakmaklı'
imajının üzerine çıkmalı. Çünkü sanatçı, kendini yenileyen ve
eleştirendir.
- Kendinizi eleştiriyor musunuz?
Her oynadığım filmde kendimle dalga geçerim. “Niye böyle
oynamışım, keşke oynamasaymışım” derim ama o dönemin de sineması
oydu. Bu meslekten para kazandım, o yüzden yaptığım işe sahip
çıkıyorum artık. Sanatçı, hatasıyla, doğrusuyla eleştirilerek,
eleştirerek olgunlaşıyor ve pişiyor. Biz hata yapmasaydık, belki
şimdiki sistem bozuk olurdu. Hiç kimsenin hayatı baştan sona düzgün
olmaz ki. Hayat bu; kimi zaman ağlarsın, kimi zaman mutlu
olursun.
- O dönemlerde senaryoya ya da oyuncu seçimine karışır
mıydınız?
Herkes karışırdı. Yönetmenimizi de, jönleri de seçerdik. Ama
seçilmiş bir oyuncunun yerine de “Şu kişi oynasın” demezdim.
Kimsenin ekmeğiyle oynamadım.
- Star gibi davranılmasını ister
miydiniz?
Yemeğimi set ekibiyle yer, çantamı
taşıtmazdım. Ama saygı duydukları için elimden alırlardı. Onlar
ailem gibiydi. Setin son günü, bitiyor diye çok üzülürdüm.
Arkadaşlarıma zarf içinde ya para, ya hediye verirdim. O yüzden
bana “Kraliçe Elizabet” derlerdi. Çünkü o zamanın şartlarına göre
güzel paralar kazandık, onların da bütçeleri azdı. Zaten kapris
yapanlar da çok fazla yer alamadı.
- Set aşkları olur muydu?
Her zaman olurdu. Olmaz mı? Rahmetli Neriman Abla (Köksal), kendi
döneminden kimin kimle aşk yaşadığını çok anlatırdı. Bomba isimler
var ama söylemeyeyim.
- Sizin set aşkınız oldu mu?
Sadece benim
değil, herkesin oldu. Ama çoğu insan nedense yaşadıklarına sahip
çıkmıyor. Oysa ki eğrisiyle doğrusuyla bizim hayatımız. İnsan
yaşadıklarından utanmamalı, gizlenmemeli. Tabii ki yaşanıyordu. Ama
sorsanız “Yaşanmıyordu” derler. Bu samimiyet değil, insanı
kandırmaktır. İnkâr ederek “Sizi ciddiye almıyorum, saygı
duymuyorum” demektir.
İNANIR'A ÂŞIK OLMAYAN YOKTU
- Kadir İnanır'ın adı geçiyor, doğru mu?
Onu herkes biliyor. Zaten geldi geçti, bitti. Kadir İnanır'a âşık
olmayan kadın yoktu ki. Hanımlar beğenirdi.
- Siz de çok âşık olmuş muydunuz?
Bu kadar
ayrıntıya girmeyelim. Şimdi de sinema değil de, dizilerde aşklar
yaşanıyor. Var olan ilişkiler bitiyor, diziden biriyle aşk
yaşanıyor. Kurunun yanında yaşı yakmayalım ama genelde ilişkiler
uzun ömürlü olamıyor. Eskiyle yeninin bir farkı yok, sistem
bozulmamış yani.
- Sevişme sahneleri çekiyor, partnerinizle öpüşüyordunuz.
Hiç etkilenmiyor muydunuz?
Erkek için daha zor. Kadın
yaradılış olarak erkekten farklı. Etkilenmiyoruz, çünkü rol
yapıyoruz. Üstelik yalnız değiliz ki, kalabalık içinde yapıyorsun.
Ben oyuna konsantre olduğum için asla böyle düşünmezdim. Mesleğinse
yapman gerekir.
- Sizin döneminizle kıyaslarsak daha mı muhafazakârlaştı
oyuncular? Erotik sahneler fazla yer almıyor...
Nasıl
yer almıyor? Hep görüyoruz. ‘Aşk-ı Memnu' dizisinde vardı mesela.
Diyelim ki oyuncu hayat kadınını canlandıracak ama tam
yansıtamadığında ne anlamı kalır? Oyuncu rolü kabul ediyorsa
gereğini yapacak. Şimdi öpüşen, omuzunu açıkta gördüğünüz bir
oyuncuyu yeni teknikle çekince daha soft ve yumuşak bir görüntü
ortaya çıkıyor. Şimdi de muhafazakârlık yok ki.
ESKİDEN PORNO ÇEKİLİRMİŞ
- Şimdi şöhret olmak daha mı kolay?
Bizim zamanımızda o kadar kolay yıldız olunmuyordu. Zor koşullardan
gelip birçok ustanın arasından sıyrıldım. Esas o koşullarda bir
yere gelmek önemliydi. Eğitim almışsanız, fiziğiniz yerindeyse, iyi
bir firmadaysanız, arkanızda dayınız, halanız da varsa bir omuz
verildiğinde kolay yıldız oluyorsunuz.
- Zeki Demirkubuz, Nuri Bilge Ceylan gibi yönetmenlerle
çalışmak ister misiniz yoksa gişe filmlerini mi tercih
edersiniz?
İstemez olur muyum? Fatih Akın'la da mesela... Hepsi son derece iyi
yönetmenler. Artık oyunculuğumla orgazma ulaşmam gerekiyor.
Oyunculuk açlığımı gidermem lazım. Klişe roller istemem, yenilenmem
lazım. Farklı çizgide olan, yeni yönetmenlerle iyi bir hikâye
içinde olmak bana kazandırır. Ancak böyle orgazma, doyuma
ulaşabilirim. Bu da benim açlığım.
- “Erotik film çekeceğiz” deseler kabul eder
misiniz?
O zamanlar Türkân Şoray da soft erotik film yaptı. Onun da
göğüslerini örten, upuzun örgülü saçlarıyla fotoğrafları var. O ne
peki? Ustalarımız da bunları yapmış.
İŞTE O FOTOĞRAFLAR (FOTO-GALERİ)
Eskiden de porno film çekilirmiş. Ne gülüyorsunuz, siz daha iyi
bilirsiniz. Birçok isim veriliyor. İnternete girin, Google ‘Amca',
size kimin, ne yaptığını gösterir. Ben de oradan öğreniyorum
(kahkahalar)... Şimdi de öpüşüyorlar. Aslında biz doğru olanı
yapmışız. Hollywood'ta farklı mı? Oyuncu verilen rolün üstesinden
gelmeli. “Oram gözüktü, buram gözüktü” diyeceksen de başından kabul
etmeyeceksin.
- Bir ilişkiniz var mı, ister misiniz?
Uzun zamandır yok. İstemez miyim; hangi kadın ilişki istemez ki?
Doğru düzgün bir adam göremiyorum. Gündelik ilişkiler yaşayacak
biri de değilim. Benim için arkadaşlık, seviyeli ve kaliteli
olmalı. Hayat arkadaşı olmalı ve önce güven duymalıyım. Beni
anlamayacak bir erkekle yol almam mümkün değil.
- Yeniden evlenmek ister misiniz yoksa “Yeter mi”
dersiniz?
Evlilikten hep korktum. Evliliklerimin arası
çok uzundur. Kızım Merve 5 aylıkken ayrılmıştım yani 18 yıldır
bekârım. Evlenmedim. İlişkimin uzun süreli olmasını severim. Boğa
burcunun özelliği evcimen olmasıdır. Alışıp da severse kolay
vazgeçmez. Onun için de aşktan korkarım. Doğru insana âşık olmak
isterim. Çok duygusalım. Bazen biz kadınlar yanlışlara
düşebiliyoruz. “Allah'ım ne olur doğru insanı karşıma çıkar” diye
dua ederim. Kısmet.
BİR KERE ÂŞIK OLDUM
- Size ‘asılan' oluyor mu?
Olmaz mı? İlgilenen, asılan olursa hiç önemsemem. Çünkü erkeklerin
doğasında var. Herkesi bir denerler. Bu işler böyledir.
- Unutamadığınız biri var mı? “Şimdi ki aklım olsaydı da
onunla yeniden bir araya gelsem” dediğiniz biri?
“Keşke ayrılmasaydım” dediğim biri vardı ama adı bende gizli. Ben
bırakıp gitmiştim ve ayrıldıktan sonra bir sene boyunca her gece
köpekler gibi inleyip ağlamıştım. O gerçek aşk, gerçek sevgiydi ve
bir daha da olmadı. Onun yerine de kimseyi koyamadım. ‘Özel Bir
Kadın' diye film vardı, işte oradaki gibi biriydi. Gerçek anlamda
hayatımda bir kez âşık oldum.
- Madem bu kadar acı çekmişsiniz keşke
arasaymışsınız…
İstemedi beni. Çünkü ayrılırken “Düşündün mü? Gidersen çok
üzüleceksin, ben de üzüleceğim ama bu kapıdan çıktığın an bir daha
asla dönüş olmayacak. Bu güzel aşka yazık etme” demişti. Ben de
“Yeterince düşündüm” deyip çıkmıştım. Sonra da hiçbir telefonuma
bakmadı. Adam gibi adamdı. Görünce insanın içi buruluyor tabii.
Yıllar geçti, şu an evli. Çocuğu var. Allah mesut etsin. Artık
geçmişte kaldı. Defalarca sevebilirsin ama tutkulu aşk çok kolay
yaşanmıyor. Demek ki aşkı bulduğunda daha sağlam durman gerekiyor.
O zaman toydum, cahildim. Şimdiki aklım olsaydı bırakmazdım,
çocuğunu bile doğurmuştum. Onu dinlemem lazımdı.
ALDATILMAYAN KADIN MI VAR!
- Peki, hiç aldatıldınız mı?
Hayatım,
aldatılmayan kadın var mı? Bir kadın aldatılmadığına kendini
inandırdıysa buna gülerim. Hiç inanmasın. İstisna vardır belki ama
kim bilir dünyanın neresindedir... Erkeklerin doğasında var.
Yapıyorlar. Evlilikte en çok erkek aldatıyor. Ama evlilik yoksa,
kadınlar da yapıyor.
- Kadın da yapacak tabii, yapsın…
Buna katılmıyorum.
Erkek yapıyor diye ben de mi yapacağım? Kişinin kendine
saygısızlığı olur. Biri kendini attı diye ben de mi atacağım. Kadın
kadınlığını bilmeli. Kim ne yaparsa kendine yapar. Birlikte olduğum
kişi inkâr ediyordu. Bir arkadaşım yardım etti, gittim, yakaladım,
gözümle gördüm. “Karıcığım, karıcığım arkadaşız biz” diye zavallı
bir şekilde durumlarını gördüm. Hemen, tek celsede ayrıldım. Bitti
işte. Hayatta her şeyi yaşıyoruz. Herkesin hayatı bir roman.
KOLAY KOLAY KÜL YUTMAM
- Lafımı esirgemem. Kolay kolay kül yutmam. Haklıysam asla
kimseye ödün vermem. Kimseye yalakalık yapmam. Durup dururken
insanlara saldırmam. Gündeme geleyim diye kimseye çamur atmam.
Bazıları magazin gündeminden düşünce kurgu yapmaya başlıyor. Ucuz
numaralar bunlar. Kimseden de korkmam Allah'tan başka.
- Bülent Ersoy'un nişanlısını oynamıştım. Bülent, o dönem çok
güzeldi. Bebek gibiydi yüzü. İnanılmaz güzel bir vücudu ve cildi
vardı. Güzelliğini kıskanan çok kadın vardı. Bülent, bir kadınla
yan yana geldi mi daha çok öne çıkardı.
- Artık estetik yaptırmıyorum. Şimdi kendimi daha çok beğeniyorum.
Serpil Çakmaklı burnu olsun diye benim fotoğrafımı
gösterirlerdi. Elmacık kemiklerim de Allah vergisi.
- Camiadan kimseyle küs değilim. Kırılmışsam duvarımı kapatırım.
Kimseye kinim, düşmanlığım olmaz.
- Ölümlü dünyada insanlar değişiyor. Ben de kızımdan sonra
değiştim. Kendimle daha fazla yüzleştim.
SERPİL ÇAKMAKLI TOKASI KADINLARA HEDİYEM OLDU
‘Serpil Çakmaklı tokası ve saçı' diye bir kavram oluştu.
Serpil Çakmaklı saçıyla alay edildiğini düşündünüz mü?
Asla. Ne mutlu bana hâlâ o kelebek tokalar kadınların vazgeçilmezi,
can simidi. Demek ki Serpil Çakmaklı'nın hanımlara hediyesi olmuş
bu tokalar. Hülya Avşar ve Harika Avcı da takardı ama nedense
benimle özdeşleşti, gözlerimin çekik olması da ilgi çekti. Saçlarım
da hanımlara miras kaldı. Hâlâ dalgalı ve maşalı saçlar
kullanılıyor. Kelebek tokalar hiçbir zaman demode olmadı. Demode
olsaydı satılmazdı.
SİBEL ATEŞ YENGİN / AKŞAM İNTERNET SİTESİ