Su içmeliyiz ancak ne zaman ve ne kadar?

Vücudumuzun yüzde 50’si-80’i sudan oluşur. Su, başlıca yaşam kaynağımızdır.

Su içmeliyiz ancak ne zaman ve ne kadar?
598 okunma
Akşam Gazetesi'nden Nil Şahin Gürhan'ın yazısı...

Suyun bol bol içilmesi konusunda herkes hem fikirdir. Ancak bu kadar önemli ve işlevsel bir besin maddesi olan suyun tüketim şekli hakkında birçok soru ve sorunlar üretilmekten de geri kalmıyoruz. Suyu ne zaman içsem? Nasıl içsem? Yemekten önce mi, sonra mı içsem? Bardakla mı, şişeyle mi içmeli? Limonlu mu, sade mi daha faydalı? Ne şekilde su içmeli? Su tüketimiyle ilgili hep bir soru işareti, yetersizlik, memnuniyetsizlik. Oysa ne zaman ve nasıl içerseniz için, önemli olan yeterli miktarda içmek ve su ihtiyacını karşılayabilmek.

Olmazsa olmaz besindir

Bugüne kadar beslenme bilimi besinlerin yapısında sağlığımız için önemli 50 çeşit besin elementi tespit etmiştir. Ancak hiçbiri su kadar hayati öneme sahip değildir. Suyun vücudumuzda ki işlevleri;

• Sindirim sisteminde çözücü olarak görev alır.

• Yemek yerken ağzımıza aldığımız ilk lokmadan itibaren çiğneme başladığında tükrük yapısında ki su göreve başlar.

• Vücut ısısının dengelenmesinde görevlidir.

• Terlemeyle ısı dengesi sağlanır.

• Kan dolaşımında hayati önem taşır. Kanımızın yüzde 90’ı sudur.

• Zararlı atıkların vücuttan atılması da suyla sağlanır. İdrarın yüzde 97’si sudan oluşur.

• Yeterli miktar suyu sağlamak için en az 1.5 litre su içmek gerekir. Çünkü vücudumuzda metabolizmanın çalışması sırasında zorunlu olarak her gün minimum 1.5 litre su kaybedilir.

• Susamadan su içmeliyiz.

• Kanda sodyum konsantrasyonunun yüzde 1 oranında artması bile susamayı başlatır.

• Susamak beyindeki hipatalamus tarafından kontrol edilir. Ancak yoğun stres, aşırı çay, kahve tüketimi, hareketsiz yaşam ve su içmeme alışkanlığı susama hissini maskeleyebilir.

• Hastalık durumunda susama azalır.

• Normal bir yetişkin günde minimum 1.5 litre su tüketmelidir. Tabii su kaybının arttığı durumlarda, sıcak havalarda, yoğun egzersiz yaptığımız zaman, zayıflama diyeti uygulayıp kilo verirken... vb. durumlarda su ihtiyacımız 2-3-4 litreye kadar çıkabilir.


Dehidratasyon – su kaybı

Vücut, sahip olduğu suyun yüzde 1-2’sini kaybetmeye başladığında performansta azalma gibi olumsuz etkiler baş göstermeye başlar. Aşırı su atımı diyare (ishal), aşırı kusma ve şiddetli yanıklarla meydana gelebilir. Vücudumuzdaki suyun yüzde 20’sinin kaybı ise ölümle sonuçlanır. Hassas su dengesini bozmamak için susamadan su içme alışkanlığı kazanılmalıdır. Sıvı oldukları halde; çay, kahve, asitli içecekler ve alkollü içecekler sıvı ihtiyacını karşılamaz. Aksine vücuttan su atımını artırdığı için su kaybını artırır. Bu nedenle bu tür içecekleri su yerine düşünmeli susadığımızda, ilk yapmamız gereken su içmek olmalıdır.

Nil Şahin GÜRHAN / Akşam Gazetesi