Yaz sıcakları beyin kanamasına yol açabilir

Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Çokluk, "Özellikle sıcaklığın 32 dereceyi ve nem oranının yüzde 67'yi geçtiği havalarda daha dikkatli olunmalı. Güneş ışınlarının yeryüzüne dik olarak geldiği 10.00-16.00 saatleri arasında dışarıya çıkılmamalı." dedi.

Yaz sıcakları beyin kanamasına yol açabilir
189 okunma

İHA'nın haberine göre uzmanlar, aşırı sıcaklarla gelen beyin kanaması riskini en aza indirmenin, güneş altında kalmamak, sabah ve akşam saatlerinde spor yapmak, alışık olunmayan efor sarf etmekten kaçınmak ve bol su içmekle mümkün olacağını ifade ediyor. Medicana Samsun Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümünden Prof. Dr. Cengiz Çokluk, beyin kanamasının önlenebilir bir hastalık olduğuna dikkat çekerek, "Özellikle sıcaklığın 32 dereceyi ve nem oranının yüzde 67'yi geçtiği havalarda daha dikkatli olunmalı. Güneş ışınlarının yeryüzüne dik olarak geldiği 10.00-16.00 saatleri arasında dışarıya çıkılmamalı. Bu mümkün değilse yanımızdan su şişesini eksik etmememiz lazım" diye konuştu. 

Özellikle aşırı kilolular ve yüksek tansiyon hastaları risk altında 


Yaz mevsiminde ortaya çıkan beyin kanamasının en sık obez ve yüksek tansiyon hastalarında görüldüğüne vurgu yapan Çokluk, "Aşırı sıcaklar nedeniyle oluşan terleme sonucu su kaybı, bir süre sonra vücutta biriken hararetin ter yoluyla atılmasına engel oluyor. Bu da kan basıncında ani düşme ve yükselmelere yol açıyor. Tansiyondaki oynamalar sırasında da sıvı kaybına bağlı olarak damarlar içinde yer alan kan koyulaşıyor, bunun sonucunda emboli denen damar tıkanıklığı sorunu ve beynin kanlanmasında sorunlar ortaya çıkıyor. Çok hızlı gelişen bu olaylar felç, hatta ölümle bile sonuçlanabilen beyin kanamasına kadar gidiyor" uyarısında bulundu. 

“Şiddetli baş ağrısı, kusma ve bilinç kaybı görülebilir” 


Prof. Dr. Cengiz Çokluk şu bilgileri verdi: 


“Beyin kanamaları en sık iki şekilde gelişir. Beyin dokusu içine olan ve daha çok yüksek tansiyonun yol açtığı kanamalar ve beyin ana atardamar ağının üzerinde gelişmiş baloncuklara (anevrizma) bağlı kanamalar. Beyin kanaması rastlanma sıklığı her yıl için 100 bin kişide 10 civarındadır. Beyin dokusu içine olan kanamalar çoklukla derin yerleşimlidirler ve klinik tablo aniden gelişir. Hastada ciddi baş ağrısı, bulantı, kusma, bilinç kaybı ve kanamanın etkilediği beyin bölgesine bağlı olmak üzere felç gibi birtakım belirtiler gelişebilir. Orta yaşın üstünde bilinen şeker hastalığı, damar sertliği, tansiyon yüksekliği olan kişilerde bu tablonun ortaya çıkması durumunda, beyin kanaması ihtimali düşünülerek hasta hemen tam donanımlı bir hastanenin acil servisine götürülmelidir. Hastalığın tanısı çoklukla bilgisayarlı tomografi tetkiki ile konulur. Hastaların tedavisinde kanamanın büyüklüğüne ve yerleşimine bağlı olarak cerrahi girişim de gerekli olabilir. Cerrahi girişim gerekli değilse konservatif yöntemlerle hastanın tedavisi yapılır. Sıcak havaların beyin kanamasıyla doğrudan ilintisi, bilimsel çalışmalarla gösterilmemişse de sıcak havaların tansiyon hastalarında beyin kanaması riskini artırdığı bilinmektedir.” 

Dikkat edilmesi gereken hususlar 


Dr. Çokluk, özellikle yüksek tansiyonlu hastaların dikkat etmesi gereken hususları şöyle sıraladı: 


“Güneş altında uzun süre kalmamaya özen göstermeli, güneşin direkt etkilerinden kendilerini korumak için baş bölgelerini koruyacak şapka ya da bandana ile dolaşmalı, sabah 10.00 ile öğleden sonra 14.00 arasında güneş altında kalmamalı, geç kalmamaya dikkat edip sağlıklı ve düzenli beslenmeye özen göstermeli, gün içerisinde artan su ihtiyacını gidermeli, aşırı şiddetli baş ağrısı durumunda dikkatli olmalı, ilaçlarını düzenli olarak almalı, tansiyon kontrollerini daha sık yapmalıdırlar. Sıcak havada tansiyonunuzu yükseltecek etkenlerden mutlaka uzak durun. Son derece ölümcül olan bu tablonun ortaya çıkmasını engellemek için, özellikle sıcak havalarda tansiyonu yükseltecek her türlü nedenden kaçınılmalıdır. Tansiyonun, düzenli ilaç kullanımı ve sık kontrollerle kontrol altında tutulması sonucu son yıllarda beyin dokusu içine olan kanamaların sıklığında ciddi bir düşüş sağlanmış olduğu unutulmamalıdır.”