Yazın bakım rutininizi değiştirin

Her mevsim cildimizi farklı etkiliyor. Haliyle yüz temizliğinde uyguladığımız bakım ritüelleri de mevsime göre değişiyor. İşin sırrı cildi nemli tutmak, bol su içmek ve doğru güneş kremi kullanmak.

162 okunma

Akşam Gazetesi'nden Merve Yılmaz Oruç'un haberi...

Yaz ayının gelmesiyle birlikte güneş kendini hissettirmeye başladı. Güneş insan sağlığı için oldukça önemli. D vitamini sentezini düzenler, cilde sağlıklı bir ışıltı verir, seratonin salgısını arttırarak mutlu hissettirir. Ancak güneşin zararlı ışınlarına maruz kalmak, cildin erken yaşlanmasına ve cilt kanseri gibi tehlikeli hastalıklara sebep olabilir. Özellikle deniz tatili yapanlar ciltlerine çok dikkat etmeli. Yaz aylarında akıllarındaki ilk soru ise güneş kremi kullanımı ile ilgili oluyor. Uzmanlar her mevsim güneş kremi kullanmayı öneriyor. Tabii sağlıklı bir cilt için güneş kremi tek başına yeterli değil. Cildi temiz tutmak da gerekiyor. Bu yüzden kendinize belli rutinler belirlemeniz şart. En önemli nokta ise nemliliği sağlamak.

SU EN TEMEL GÜZELLİK SIRRI

Her mevsime göre cilt bakımı ritüelleriniz farklı olmalı. Yaz aylarında doğrudan güneş ışınlarına maruz kaldığımız için cildin daha fazla hasar görebileceğini belirten Medikal Estetik Hekimi Dr. Şafak Göktaş, “UV ışınları, cilt lekelerine, cilt kanserine ve dönüşü olmayan hasarlara neden olabilir. Yazın da aynı kış aylarında olduğu gibi nemlendiricilere devam edilmeli. Fakat daha çok su bazlı nemlendiriciler kullanılmalı.” uyarısında bulundu. Cildi nemli tutmak için bol bol su içilmesi gerektiğini belirten Göktaş, “Yaz aylarında en az 2-3 litre su içilmesini öneriyoruz. Ayrıca hyaluronik içerikli serumlar, dermaroller ile cilde yedirilebilir. Ayrıca cildin nemini artıran mezoterapi ürünleri yaptırılabilir” diyor.

Yüz temizliği için tonik kullanılabileceğini ve çeşitli maskelerin tercih edilebileceğini belirten Dr. Göktaş, evde, kuru ciltler için nemi artıracak maske önerilerinde bulundu: “En pratik olanlar; badem ve gül suyu maskesi, yulaf ve salatalık maskesi, yoğurt yüz maskesi ve papaya maskesi olarak sıralanabilir. Bu maskeler cildin nem kapasitesini artırarak kurumasını engeller.”

CİLDİMİZİN YAŞLANMASINI YAVAŞLATABİLİRİZ

Cildin yaşlanmasında en önemli üç etkenin; yetersiz su tüketmek, sigara kullanmak ve güneşe yoğun bir şekilde maruz kalmak olduğunu dile getiren Göktaş, “Elimizde olan yaşlanma sebeplerine müdahale ederek yaşlanmayı yavaşlatabiliriz. Güneş kremi kullanımıyla da cilde zarar veren UV ışınlarının etkisini azaltabiliriz. Bu sayede cildin yaşlanma hızı azalır. Bununla beraber UV ışınlarına uzun süreli maruziyet sonucu cilt kanseri gelişebilir. Güneş kremini yeterli miktarda ve sık sık uygulamak gerekir. Ancak gebe ve çocuklar güneş kremi seçimine dikkat etmeleri gerekiyor. Paraben, parfüm ve alkol içeren ürünler kullanılmamalı. Su bazlı ve 50 faktör olan kremler alınmalı” diyor.  

NEM VEREN UYGULAMALAR TERCİH EDİLMELİ

Yazın nem veren bazı dermokozmetik uygulamaların yapılabileceğini belirten Dr. Göktaş şunları aktardı: “Yazın yapılan uygulamaların en önemli özelliği nem vermesidir. Bunun için de birçok ürün mevcuttur. Bunlarda başrol oyuncusu Hyaluronik asittir. Hyaluronik asitin en önemli özelliği, uygulandığı bölgeye nem vermesidir. Bunun dışında içinde ‘Monnstol’ barındıran ürünler de ciddi miktarda su tutar. Su tutması demek, uygulamanın yapıldığı bölgenin daha parlak, nemli ve sağlıklı görünmesi anlamına gelir.”

MASKENİN YERİ SIK SIK DEĞİŞTİRİLMEMELİ 

Yaz aylarında sıcağın da etkisiyle bakterilerin çoğaldığını söyleyen Göktaş, bundan dolayı cildi her gün temizlemek gerektiğini belirtti. Pandemi nedeniyle maske takmanın zorunlu hale gelmesiyle bakterilerin kontaminasyon ihtimali de artıyor. Göktaş, “Ter, her ne kadar steril bir vücut sıvısı olsa da sıcak ortamlarda bulunmak ve maskeyi sık sık takıp çıkarmak yüzdeki bakteri miktarını artırır. Bu yüzden maskenin yerini sık sık değiştirmemek gerekir. Örneğin; ağızda olan maskeyi boğaza indirmek veya kola takmak bakteri kontaminasyon ihtimalini artırır.” diyor ve ekliyor: “Maske kullanımı sonrası el ve yüzü su ve sabun ile en az 20 saniye yıkamak gerekir.”

Pandemi döneminde Damar İçi Glutatyon Tedavisi’nin öneminin anlaşıldığını belirten Göktaş bunun nedenini şöyle açıklıyor: “Glutatyon, damar içine uygulandığında bilinen en güçlü antioksidanlardan biridir. Bağışıklık sistemini yükseltmenin yanında cilt kalitesinde artış, yüzde parlama ve daha zinde bir görünüm sağlanabilir. 3-4 seans uygulanması durumunda zindelik ve estetik açılarından fark gözle görülebilir. Avrupa’da yoğun olarak kullanılan bu tedavinin önümüzdeki yıllarda ülkemizde de değerinin anlaşılacağını düşünüyorum.”