RÖPORTAJ HABERLERİ

İvana Sert: "Öpüşmekten hoşlanmıyorum"

İvana Sert:

Peker Açıkalın ve İvana Sert “Karımı Gördünüz mü?” adlı filmle bir araya geldi. Açıkalın; bu kez farklı bir komedi türü denediklerini söylerken, Sert; “Herkesi eğlenceli bir film bekliyor” diyor.

Akşam'dan Aysun Yıldız Güngör'ün röportajı...

Peker Açıkalın’la nasıl bir ikili oldunuz?

Peker Bey, bildiğiniz üzere zaten çok yetenekli bir oyuncu. Ondan çok şey öğrendim. Sahneleri beraber çalıştık ve bana çok yardımcı oldu. Gayet uyumlu bir ikili olduk. Hiçbir sorun da yaşamadık.

Yeni filminiz “Karımı Gördünüz mü”den bahseder misiniz, heyecan var mı?

Olmaz mı… Sinemayı ve oyunculuğu çok seviyorum. Ekibim de iyiydi ve zorlanmadım bu filmde. Ekip güzel olunca da ortaya iyi bir iş çıkıyor. Sürekli gözlemledim diğer oyuncuları ve yeni tecrübeler edindim. Her işte de yeni bir şey öğreniyorsun.

İzleyiciyi ne bekliyor?

Herkesi eğlenceli bir film bekliyor. Hakkı’nın (Peker Açıkalın) zengin ve şımarık karısı Makbule’yi canlandırıyorum. Makbule kocasıyla bir otel tatiline gidiyor ve bir süre sonra kayboluyor. Kahkaha dolu anlar da bundan sonra başlıyor…

Filmde oynadığınız karakteri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Makbule kocasını pek sevmiyor, aldatıyor onu. Çünkü zorla evlendirilmiş. Parası için evlenmiş Hakkı’yla. Dolayısıyla bu evlilikten nasıl kurtulacağının yollarını arıyor.

Bu karakterin sizi etkileyen bir özelliği, huyu var mı?

Tabii ki aldatma durumu… Ben asla böyle bir şey yapmazdım. Sevmiyorsam ayrılırdım. Ama dediğim gibi Makbule zorla evlendirilmiş ve boşanma şansı da olmayan bir kadın. Ancak bu aldatma durumunu sevmedim ben (gülüyor).

Oyunculuktaki hedefiniz ne?

Bir dizide rol almayı çok istiyorum. Televizyon programlarına da ara verdik şu sıralar. Dolayısıyla boş vaktim var dizi için.

Oyunculukta kurallarınız var mı? “Asla yapamam” dediğiniz mesela…

Disiplin birincil kuralım. Onun haricinde öpüşmekten çok fazla hoşlanmıyorum. Teklif gelen projelerde de mutlaka böyle bir sahne olup olmadığını soruyorum. Ona göre rol seçiyorum. Filmin hikâyesi benim için çok önemli.

OĞLUMLA ARTIK ARKADAŞIZ

Oğlunuz Ateş’le anne çocuk gibi misiniz yoksa arkadaş gibi mi?


Artık arkadaşız (gülüyor). Örneğin sokakta onu öpmeme veya elini tutmama asla izin vermiyor. Elinden tutulmasından çocukken de hoşlanmıyordu zaten. Ateş’in çok sağlam bir karakteri ve çok iyi bir kalbi var. Artık değişen toplum yapısından dolayı çocuklarımızın daima yanında olmak zorundayız. Çok kötü ortamlar var biliyorsunuz. Neyin doğru neyin yanlış olduğunu öğretmeliyiz çocuklarımıza.

Nasıl bir annesiniz kurallarınız var mı?

Asla katı davranmıyorum. Konuşarak anlatıyorum her şeyi. En sıkıcı konuları bile eğlenceli bir hale getirerek anlatmaya çalışıyorum. Ateş okuma sakın bunları (gülüyor)… Çünkü psikoloji çok önemli. Ne kadar yasak koyarsanız, o kadar o yasağı delmek istiyor çocuklar. O yüzden arkadaş olmak zorundayız.

Evlilik hakkındaki düşünceleriniz değişti mi?

Hayır değişmedi. Eğer çocuğum olmasaydı belki tekrar evliliği düşünebilirdim. Ama şimdi benim hakikaten ihtiyacım yok. 11 yaşında bir evladım var şu an ve onun etrafında dönüyorum. Bir de erkek çocuğunun anneyle olan ilişkisi daha farklı oluyor. Kocam gibi oldu Ateş benim. Kıyafetimi, makyajımı, saçımı hep ona soruyorum. Kime sorayım, benim kocam da Ateş işte…

Aşkı nasıl tarif edersiniz? Aşk nedir?

Klişe bir laf olacak belki ama çocuğum benim en büyük aşkım. Çünkü koca ya da sevgili bugün var yarın yok. Ve sevgiliye ya da eşe olan aşk en fazla 6 ay sürüyor, sonra bitiyor.

İlişkiyi ve evliliği ayakta tutan sizce kadınlar mı?

Değil elbette. İki tarafın da sorumlulukları var. Neden sadece kadınlara yükleniyor ki bu görev?

Fedakâr mısınız?

Sevdiğim ve değer verdiğim insanlar için ödün veririm elbette.

Evlilik aşkı öldürüyor mu?

Öldürmemesi gerekiyor ama maalesef öyle… Aslında aşkı öldürüyor demek de doğru değil, başka bir biçime dönüştürüyor desek daha doğru. Çünkü sevgi ve saygı devam ediyor sonrasında. Sevgi ve saygı yoksa da tamamen bitiyor zaten. Bence çiftlerin evlenmeden önce 1-2 yıl aynı evde yaşaması gerekiyor.

MODA BENİM İÇİN HAYAT TARZI

Modayı nasıl tanımlarsınız?


Hayat tarzı. İnsanların nasıl giyindiğinden kim olduklarını ve karakterini anlarsınız zaten. Psikolojinin dışavurumu aynı zamanda, sadece giyim değil moda.

Türkiye’de tarzını beğendiğiniz kimler var?

Arzu Sabancı’nın tarzını çok beğeniyorum. Çok asil ve güzel giyiniyor. Hem güzel giyinmeyi başarıyor hem koleksiyon hazırlıyor. Bu yönünü takdir ediyorum.

Yolda sizi çevirip “Nasıl olmuşum” diye soruyorlar mı?

Olmaz mı, hatta fotoğraf gösteriyorlar ve “Bu elbiseyi mezuniyet töreninde giysem nasıl olur?” gibi sorular soruyorlar.

Türk kadınları sizce doğru giyiniyor mu?

Türk kadını çok zevkli, ancak kombin yapmakta biraz zorlanıyorlar. Bir de vücutlarını çok fazla tanımıyorlar. Bu da en önemli şey aslında…

Tarzınızı birkaç kelimeyle özetlesiniz?

Spor ve şık. Bazen rock tarzı giyinmeyi seviyorum. Programlarda bambaşka biri oluyorum ama gündelik hayatta kuru kafalar deriler falan seviyorum yani.



FARKLI BİR KOMEDİ TÜRÜ DENEDİK

Peker Bey nasılsınız, bu aralar gündeminiz ne?

Sağlığım çok yerinde. Gündemim yeni yapacağım sinema projeleri için masa çalışmalarım ve Türkiye’nin en kısa zaman da maddi manevi gülümsemesi.

“Karımı Gördünüz mü” filmiyle yollarınız nasıl kesişti?

Yazarı, yönetmeni, yapımcısı, oyuncusu ve bütün sinema emekçileriyle projeye inanmamız… Ayrıca bu minimalde morali bozuk olan Türk toplumunun biraz tebessüm etmesi ve nihayetinde ekmek parası…

Bu filmde oynamayı kabul ettiren neydi?

Sellers komedi tarzını Türk sinemasında tarihe bir not düşmekti. Yaptığım işi sevmemden dolayı bir performans denemesiydi. Kendi oyuncu kadromla çok farklı bir komedi türü denedik. Biz şahsen çok mutluyuz.

Açıkalın bu defa nasıl bir karakterle izleyici karşısına çıkacak?

“Karımı Gördünüz mü?” filmimiz de yaptığım karakter Hakkı Geçer ve karısı Makbule Geçer’in tatil amaçlı bir süreçte otel de başına gelen absurt olayların başına gelmesiyle komedi-aksiyon tarzı bir çalışma.

İvana Sert’le nasıl bir ikili oldunuz?

İvana Sert, oyuncu olmamasına rağmen profesyonelliğini, duruşunu beğendiğim bir kişi. “Karımı Gördünüz mü?” filmindeki rolünün de hakkını bana göre icra etti.

BU ARALAR TADIM YOK

Ekranın güldüren yüzlerindensiniz. Peki, sizi neler, kimler güldürür?

Bu aralar pek tadım yok. Ama en azından uzun yıllardır türk toplumu tarafından sokakta korumasız ve kibirsiz dolaşan bir sanatçıyım. İzlerken güldüğüm sanatçılar; Ahmet Kural, Murat Akkoyunlu, Şahan Gökbakar ve kendim.

Nelere üzülürsünüz?

Balık burcuyum, çok duygusal ve algıları açık bir kişiliğe sahibim. Dolayısıyla her şeye çabuk üzülüyorum. Bu yüzden çocukluğumdan beri insanları güldürmek beni mutlu ediyor. Fakat buna rağmen çeşitli dönemlerde ekmek paramla oynandığı için de üzülüyorum.

Rol modeliniz var mı?

Türkiye de Sadri Alışık, Öztürk Serengil, Metin Akpınar ve Ali Poyrazoğlu ama yurtdışında rol model olarak Robert De Niro, Al Pacino, Tim Roth ve Anthony Hopkins.

Sizi en iyi ne tanımlar?

Soyadım…

Uzun zamandır dizilerde görmüyoruz sizi. Neden?

Çünkü televizyon çeşitli dönemlerde bazı kartellerin eline geçiyor. Dolayısıyla 12 senedir televizyon çalışmalarıma ara verdim. Ne ilginçtir ki son 15 senedir Türk televizyonlarında yabancı kültür topluma empoze ve lanse edilmeye çalışılıyor. Fakat masam ve kafam projelerimle dolu… Türk halkıyla en kısa zaman da buluşup yeni projeler yapmayı istiyorum.

Dizi veya film çekmiyorsa Peker Açıkalın ne yapar?

Özel hayatına özen gösterip doğayla birlikte terapi yapar. Senaryo yazar, resim yapar ve sevdikleriyle ya da zaman zaman tek başına konuşur. 2 kız çocuğu yetiştirmenin sorumluluğu ve mutluluğunu yaşar.

Oynadığınız rollerin dışına çıkmak istediğiniz oluyor mu?

Oynadığım bütün roller bir kereliğine denmiş ve başarıya ulaşılmıştır. Eğer yurtdışında yaşayan bir sanatçı olsaydım kesinlikle komedi yapmazdım. Çünkü ben konservatuar kökenliyim ve Türk toplumun bireylerini iyi analiz eden bir kişiliğim var. Mesleğimle gurur duyuyorum.

“Karımı Gördünüz mü?” filmimizin ekipte yarattığı enerji ve sinerjiden dolayı ikincisini çekmek için çalışmalara başladık. Adı da “Kocamı Gördünüz mü?”
  • Bu Haberi