"Alparslan: Büyük Selçuklu" dizisinin yakışıklı oyuncusundan olay açıklamalar

Uzun yıllardır TV ekranlarında ve tiyatro sahnesinde görmeye alışık olduğumuz bir isim, Korel Cezayirli. Bu zamana kadar canlandırdığı her karakterle izleyiciden tam not alan Cezayirli bugünlerde setlerden tiyatro sahnelerine koşuyor.

"Alparslan: Büyük Selçuklu" dizisinin yakışıklı oyuncusundan olay açıklamalar

Akşam Gazetesi'nden Merve Oruç Yılmaz'ın röportajı...

Oyunculuk hayatınız tiyatro ile başlıyor daha sonra TV sektörüne adım atıyorsunuz. Bunun avantajı ya da dezavantajı oldu mu?

Aldığım eğitim beni iki alana da hazırlayan nitelikteydi. Şu an hem bir dizide rol alıyorum hem de devam ediyor. TV'nin getirmiş olduğu popülerlik tiyatroya avantaj olarak yansıyor tabii.

Şu anda Alparslan Büyük Selçuklu dizisinde yer alıyorsunuz. Daha öncede dönem dizisinde izledik sizi. Sevdiniz mi bu tarz yapımları?

Alparslan: Büyük Selçuklu, çok büyük bir proje. Reytingler iyi, harika bir ekiple çalışıyoruz. Tarihi diziler oyuncular için yorucu ve zorlayıcı oluyor. Ama bir o kadar da keyifli. Kılıçlar, mızraklar, oklar, atlar... Çok büyük bir efor ve emek var. Ortaya çıkan ürünün keyfi de o büyüklükte oluyor.

Tarihe merakınız var mıdır? Dizi başlamadan önce bu döneme dair okumalar yaptınız mı?

Ben tarihi çok severim ama oynadığımız karakterleri dönemi öğrenebilmek için mutlaka okumalar yapıyoruz. İnsan hafızası genel bilgileri tutuyor. Ama tarihi bi karakter canlandırırken detay bilgiler gerekiyor. O yüzden hem bildiğimiz okuduklarımızı gözden geçiriyoruz hem de yeni birçok kaynaktan faydalanıyoruz.

Süleyman karakterine hayat veriyorsunuz... Rolü kabul etmenizde etkili olan neydi?

Rolü kabul ederken başta yapımcı olmak üzere birçok etken oluyor. Ama Süleyman karakteri özelinde şunları söyleyebilirim: Büyük Selçuklu Devleti'nin geleceği olan Çağrı Bey'in iki oğlu Süleyman ve Alparslan arasındaki veliaht mücadelesi beni çok etkiledi.

Bu tarz yapımların set hazırlık süreci daha uzun sürüyor. Bize biraz dizinin arka planından bahseder misiniz?

Yanlış hatırlamıyorsam çekimlere başlamadan 2 ay önce platoya tam zamanlı gitmeye başladık. Kostüm, saç, makyaj daha da önce başladı. Tarihi dizilerde hem karakteri oturtmak hem konuşmayı oturtmak için daha fazla çalışmak gerekiyor. Bunun yanında silah kullanma, at binme, fiziksel dayanıklılık gibi ağır ön çalışma süreci de oldu.

Tarihi dizilere yönelik bazen eleştiriler olabiliyor. Anlatılan olay öyle değildi, akış yanlış, kıyafetler böyle değildi, kullanılan dekorlar yanlış gibi... Siz bu tarz yapımların dönemi anlatmak adına önemli bir noktada olduğunu düşünüyor musunuz?

Evet bu tip eleştirilerle zaman zaman karşılaşıyoruz. Öncelikle şunu anlamamız gerekiyor. Tarih yazana göre değişiyor. Bazı majör tarihi olaylar her kaynakta aynı olsa da hikayeler kaynaklara göre değişiklik gösteriyor. Dolayısıyla böyle bir projeye başlarken öncelikle hangi tarihi kaynakları kullanacağımıza karar veriliyor. O kaynakların ışığında tüm bölümler yazılıyor ve çekiliyor. Her projede dönemi olduğu gibi anlatamıyorsunuz. Neticede yapılan iş bir drama. Dolayısıyla tarihi olduğu gibi anlatmak mümkün değil. Ama yine de bu yapımlar, izleyicilere dönemi aktarmak için önemli bir araç.

SINIRLARI ZORLAMAK KEYİF VERİYOR

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları bünyesinde çalışmalarınız sürüyor. Hem yönetmen hem oyuncu olarak tiyatronun içinde olan birisiniz... Hangisi daha ön planda sizin için?

İkisi de benim için eşit oranda diyebilirim. Kendimi iki alanda da zorlamayı seviyorum. Canlandırdığım karakterlerde de yönettiğim oyunlarda da olmayanı yakalamak, olanın sınırlarını zorlamak yaratım sürecinin acılı hazzı diyebilirim ve bu bana çok keyif veriyor.

Tiyatro sahnesinde olmak size ne hissettiriyor?

Doğamız iletişim, etkileşim istiyor. Sahneden seyirciye, seyirciden bize yansıyan canlı bir enerji var. İşte o enerjiyi yaşamak hissetmek olağanüstü.

Eskişehir'de insanların tiyatroya ilgisi nasıl?

Eskişehir sanatıyla, sanatçısıyla, izleyicisiyle özel bir şehir. Eskişehir insanının kültürel alt yapısı kuvvetli. Kültür, sanat etkinliklerini de bu sebeple kaçırmıyorlar.

Çok uzun yıllar bu camianın içindesiniz... Bu zamana kadar sizi en çok etkileyen, yeniden oynamak istediğiniz rol hangisi?

Hamlet...

SOSYAL MEDYADA GERÇEK KİMLİĞİMLE VARIM

Konservatuvar öncesi lisanslı olarak spor ile uğraşmışsınız. Şu an hayatınızın neresinde spor?

Çocukluğumda tek hayalim futbol olmasına rağmen ailemin yönlendirmesiyle yaptığım spor dalları, kazandırdığı birçok niteliğin dışında hayalim olacak kadar ben de etki bırakmadı maalesef... Ama spor, merkezimde olmasa da hayatımda her zaman olmaya devam edecek.

Twitter'da yazdığınız "Keloğlanım budur özüm, Haram malda yoktur gözüm, Garip hakkını yiyene, Elbet vardır bir çift sözüm" ... cümlesi dikkatimi çekti... Sizi ifade eden sözler mi bunlar?

Kesinlikle evet.

Sosyal medyayı aktif kullanır mısınız? Orası size ne ifade ediyor?

Sosyal medyayı aktif kullanmıyorum. Aktif kullanmak için içerik üretmek gerekiyor ve gerçek kimliğimi yansıtmayı tercih eden bir kişi olarak sosyal medya uzmanlarının benim için oluşturdukları profil ve sistemin getirdiği taktiksel yaklaşımlar, kişisel tercihlerimle uyum sağlayamayabiliyor ve kendi yönetimimde olan sayfalarım çoğu zaman, zamanla yarıştığım hayatım içerisinde arka planda kalabiliyor.

Oyunculuk dışında neler yaparsınız? Farklı uğraşlarınız var mı?

Hobi alanı biraz geniş bir adamım. En büyüğü müzik tabii. Sonra motosiklet, alıp başımı gitmek çok rahatlatır beni. Kaptanlık var, denizcilik büyük bir tutku. Futbol zaten kendimi bildim bileli. Bilgisayarla grafik tasarım başka bir hobimdir. Var da var...