Aslışah Alkoçlar: "Ben kimim ki, ben de şaşırıyorum"

Aslışah Alkoçlar kendi işini kurdu. Şimdi bir spor salonu işletiyor...

Aslışah Alkoçlar: "Ben kimim ki, ben de şaşırıyorum"
16665 okunma

Sabah Gazetesi'nden Sonat Bahar'ın röportajı...

 -Aslışah Alkoçlar kimdir de biz onu bu kadar tanıyoruz?


- Ben kimim ki bu kadar ilgi oluyor ve tanınıyorum? Buna ben de çok şaşırıyorum. Bir birey olarak henüz kendimi kanıtlamadım ki, insanların saygısını kazanayım... Babama, aileme güvenip, hiçbir iş yapmadan, o yemekten bu yemeğe giden bir kız olamam! Hiperaktif ve çok üretici bir kızım.

- Dışardan bakıldığında farklı bir imajınız var ama çok iyi bir eğitim altyapınız olduğunu biliyorum. Başarılı bir çocuk muydunuz?

- Ailemin işi nedeniyle Uludağ'da doğup büyüdüm denebilir. Bu nedenle kayak, hayatımda hep yer aldı. Liseden önce senelerce kayak milli takımında yarıştım ve altı sene üst üste şampiyon oldum. Liseye girdiğimde kayağı azalttım ve okula verdim kendimi. Akademik hırslarım vardı. Bunları gerçekleştirdim de... Okuduğum liseyi birincilikle bitirdim. Üniversite zamanı geldiğinde Londra'daki King's College'ı hedefledim. 20 Türk girdik hazırlık sınıfına, Türk olarak bir tek ben mezun oldum. Orada iş yönetimi okudum. Çok çok zor bir eğitimdi.

- Proje çocuktunuz yani...

- Tam olarak proje çocuk diyemem aslında. İmkanlar dahilinde bana bir şeyler katmaya çabaladılar demek daha doğru olur sanki. Piyano dersi de aldım, bale de yaptım, babamla atışa da gittim, ralli de yaptım. Ama günün sonunda seçimi bana bıraktılar.

- Londra'da okul bittikten sonra İstanbul'a geldiğinizde sudan çıkmış balık gibi oldunuz mu?

- Tam anlamıyla! Tüm ergenliğimi Londra'da yaşamıştım ve 21 yaşımda İstanbul'a döndüm. Hiç adapte olamadım. Herkesin gözü üstümdeydi ve o beni mahvetti. Hiç alışık değildim bunlara. İngiltere'de okurken o kadar az geliyordum ki İstanbul'a, alışık değildim. Nereye gitsem basın vardı. Çok zorlandım ve yapamadım. Ne yapıp, edip Londra'ya dönmem gerektiğine karar verdim. Bir gün içinde Londra'ya dönme kararı aldım, master yapacağım dedim aileme. O benim kaçışımdı. Hayatta yaptığım tüm seçimler ve kararlarım şu an olduğum noktaya itti. Öyle bir şey okudum ve yaşadım ki, kalbimin sevdiği şeyi buldum.

- Londra'da nasıl bir hayatınız vardı? Lüks içinde mi yaşıyordunuz?

- Yok canım.... Ne lüksü. Maaşlı bir elemandım. Bizim ailede şımartılmak gibi bir kavram yok. Orada bir aile evimiz vardı, kira derdim yoktu ama babam beni şımartmadı. Her yere metroyla, toplu taşımayla gidiyordum, bulaşıklarımı, çamaşırlarımı yıkıyordum, para biriktiriyordum. Hatta bazen almak istediğim bir şey olduğunda yemeğimden kısıp, biriktirmeye çalışıyordum. Öğrenci harçlığım vardı. Londra'da para biriktirmeyi ve paramı kontrol etmeyi, limit denen şeyi öğrendim. Bizim ailede şöyle bir durum var; pahalı bir şey mi istiyoruz... Bunu hak etmemiz gerekiyor. Bir okul mezuniyeti olabilir, bir şeyin başarısı olabilir. Ben böyle büyütüldüm, çocuklarımı da böyle büyütmek istiyorum. Her işimi kendim halletmeyi öğrendim. Orada büyüdüm. Burada fanus içinde yaşıyordum. Hep bir otelde, etrafımızda çalışanlar, babamın elemanlarının göz hapsinde. Oradaki insanlar gerçek Aslışah'la tanıştı ve onu sevdiler. Buradaki arkadaşlıklarımdan hep korktum ve sorguladım.

HAYATTAKİ EN BÜYÜK ŞANSIM ABLAM NESLİŞAH

- Arkadaşlıklarımı sorguladım dediniz. Neden?

- Aslışah popülaritesini kullanarak bir yerlere gelen, isim yapan, bir yerden bir yere atlayan kişiler çok oldu etrafımda; çok sahte bir kitle oluştu. Davetten davete koşan bir kitle var ve ben onun içine düştüm. O zamanlar şöyle düşünüyordum, "Ne kadar iyi bir insan, benim yanımda." Hata! O kişi tamamen kendi çıkarı için senin yanında. Arkadaşım zannettiğim birçok insandan çok kazıklar yedim. Tüm bu esnada Aslışah harcandı. Herkesi kendim gibi zannettiğim için, o darbeleri yiye yiye, insanları tanıdıkça yalnızlaştım.

- Çok küçüksünüz bunu söylemek için...

- Ama maalesef bizim hayatımızda böyle oluyor. Bazı şeyleri çok erken öğrenmek zorunda kalıyoruz. Annem hep der bana, "Yaşın 25 ama yaşadıkların ve başına gelenlerle olgunlaştın". Çok geniş bir çevreye ihtiyacım yok; ihtiyacım olanın az ve öz arkadaşlık olduğunu yaşayarak öğrendim. Yakın zamana kıyasla artık yaşıtım pek arkadaşım yok.

- Aileniz uyarmıyor muydu?

- Görüyorlardı ama müdahale edemiyorlardı, kararı bana bırakıyorlardı. Müdahale edilebilir bir yaş da değildi, ters tepebiliyordu. Hayattaki en büyük şansım Neslişah oldu. Çünkü onun da başına bunların hepsi birebir geldi ve Neslişah ne dediyse çıktı. Ve ben her üzüldüğümde yanımda oldu.

"AAA SOSYETİK KIZ" DİYE İTELENDİM

- Zordur aşçılık eğitimi, her zorluğu yaşadınız mı siz de?

- Tabii. Hatta MSA'ya ilk girdiğimde "Aaa sosyetik kız" diye itelendim. Bu nedenle bana orada insanların yapmaktan kaçtığı işler ekstra yükler yüklendi, "Çöpleri sen çıkar!" şeklinde. Bu anlamda zorbalığa çok uğradım (gülümsüyor). Ama kimseye bir şey çaktırmıyordum. Yanlış anlaşılmasın çöp çıkarmak ağrıma giden değildi; insanların peşin hükümlü tavrıydı ağrıma giden. Bana böyle davranıldığı için ağlıyordum ama belli etmiyordum.

- Böyle bir algıyla ilk kez karşılaşmadığınıza eminim...

- İnsanlarda hep o algı oldu. Bilmem kimin kızı ona imtiyaz geçiliyordur dendi hep, oysa tam tersi ben bilmem kimin kızı olduğum için iki katı kendimi kanıtlamak zorundaydım. Sevilmek güzel bir şey ama ben göz önünde büyümenin hep dezavantajını gördüm.

Şu anda burnumu sokağa çıkaracak halim yok. Gece dışarı çıkmıyorum, arkadaşlarımla sosyalleşmiyorum. Çünkü 21.00'de uyuyorum. Dersim bittiğinde her yerim ağrıyor. Bu dönemi yaşayacağımı bildiğim için kuruluş aşamasında, kendimi dışarı atmak istedim.

Arkadaşlarımla olmak istedim. O dönem de hep hakkımda "Aslışah her gece dışarda" diye haberler yapıldı. Evet Aslışah 25 yaşında bir genç kız. Tabii ki dışarda olacak. 30'unda 35'inde de dışarıda olacak; tıpkı her 'insan' gibi. Belki şu anda yaptığım normal değil. Çok ileri yaşta bir kadın gibi yaşıyorum, sabahın 6'sında kalkıyorum, 9.30'da yatıyorum. Benim yaşımda tanınmamış bir genç kız rahatlıkla gezip tozuyor İstanbul gecelerinde... Ben deli kanımı bile akıtamadım gönlümce. Zaten sen Hülya Koçyiğit'in torunusun, Alkoçlar'sın baskısıyla büyümek çok zor. Hep biri seni izliyor ve açığını kolluyor. Bu başlı başına bir stres.

- Siz de hatalar yaptınız ama...

- Tabii ki. Hata yapmasam insan olamam. Şu anki Aslışah'ı o hatalar oluşturdu. Bu hatalar ile keşke değil, iyi ki demeyi öğrendim. Deneyimledim ve artık sonucunu bildiğim bir şey yeniden hata olamaz benim için. Ben hatayı halkın gözünün önünde yaparak büyüdüm, diğer gençler sessiz sedasız.

- İşinizde çevrenizi kullanıyor musunuz?

- Buraya gelen kişilerden sadece üç ya da dört tanesi arkadaşım, geri kalanı tanımadığım insanlar. Şu anda 10'ar kişiden 30 kişiye ben ders veriyorum her gün. Buraya gelenler de gelmeyenler de paket yiyecek alıyorlar. Hâlâ eğitimlerime devam ediyorum. Hafta içi Boğaziçi Üniversitesi'nde sağlıklı yaşam, hafta sonu da Marmara Üniversitesi'nde yaşam koçluğu eğitimi alıyorum.

BABAMA DEĞİL BANKAYA BORÇLANDIM

- Spor salonu macerası nasıl başladı?

- Spor yapmayı her dönem çok sevdim. Londra'da üniversite okumaya gittiğimde, bar diye bir sistemle tanıştım. Ve bayıldım. Bu arada MSA'da profesyonel aşçılık okudum. Yemek ve sporu nasıl bir araya getirebilirim diye kafa yordum ve bu iş ortaya çıktı. İnsanlara alışkanlık kazandırıp, fit olmalarını sağlamak hedefim, bunun için kendi yöntemimi kullanıyorum. Babam bunu önce küçük bir proje olarak gördü. Gerekirse bankaya borçlanırım diyerek yola çıktım ve öyle oldu... 

Burada tam olarak ne yapıyorsunuz?

- Bale yapılan bar'da bale hareketlerini günümüzün fitness ve aerobik hareketleriyle birleştiriyoruz. Bu bacak ve kolları sıkılaştırmada, yağ yakmada çok etkili. Haftada iki buçuk kilo yağdan kaybediyor insanlar sadece sporla. Haftanın beş günü her biri birbirinden farklı 45'er dakika ders yaptırıyorum. Sürekli dünyadaki metotları araştırıyorum.