Dijital kumar bağımlılığı ocak söndürüyor

Son dönemde kripto para ve kaldıraçlı işlemlerin de sisteme girmesiyle sanal kumar bağımlılığının arttığını söyleyen Prof. Dr. Nesrin Dilbaz “Kriptoların emek vermeden hızlı ve çok kazanmanın yolu olarak lanse edilmesi, bağımlılığı körüklüyor” uyarısında bulundu.

Dijital kumar bağımlılığı ocak söndürüyor

Türkiye Gazetesi'nden Ziyneti Kocabıyık'ın haberine göre Türkiye’de yaklaşık 2 milyon sanal kumar bağımlısı olduğu bildirildi.

Dijital kumar bağımlığının son yıllarda büyük artış gösterdiğini söyleyen NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, özellikle gençler ve yüksek eğitimliler arasında daha yaygın olduğunu belirterek “Son dönemde kriptolar, kaldıraçlar işin içine girdikçe insanlar bu alanı fazla emek vermeden hızlı para kazanmanın bir yolu olarak görmeye başladı. Böyle görüldüğünde denedikçe çok hızla bağımlı olunuyor” uyarısında bulundu. Prof. Dr. Dilbaz, kumar yüzünden dağılan ailelerin ve intihar girişimlerinin de sayısında artış olduğunu söyledi.

ÇOCUĞUNUZ 30 SANİYEDE 30 MİLYON KAYBEDEBİLİR

Bir faaliyetin bağımlılık hâline gelmesini sağlayan en önemli faktörün “kolay ulaşılabilirlik” olduğunu anlatan Prof. Dr. Dilbaz “Dijital kumar internet sayesinde insanların parmaklarının bir ‘tık ötesinde’. Kumarhaneler artık evlere, ceplere girdi. Pokeri de, iddiası da, at yarışı da avucunuzun içindeki cep telefonundan oynanabiliyor. Sitelere kayıt olmak için 18 yaş sınırlaması var ancak çocuğunuz da bir başkasının üzerinden bu sitelere erişebilir. Siz kahvaltı masasında birlikte yemek yerken, o karşınızda kumar oynuyor olabilir. 30 saniye içinde 30 milyon kaybedebilir” dedi.

KRİPTO PARA SİSTEMİ BAĞIMLILIĞI ARTIRDI

Üsküdar Üniversitesi tarafından düzenlenen Balkanlar ve Orta Doğu Beyin Girişimi Zirvesi’nde görüştüğümüz Prof. Dr. Dilbaz, dijital kumar bağımlılığının sadece Türkiye için değil dünya için büyük tehdit olduğunu belirterek “İngiltere’de yapılan bir araştırmada popülasyonun yüzde 6’sının interneti sanal kumar için kullandığı ortaya çıktı. Ülkemizdeki verileri de toparlıyoruz. Bunları yayın olarak sunacağız” diye anlattı.

İNTİHARLAR ARTTI

Dijital kumarın kredi sistemi ile oynanmasının insanları borç batağına sürüklediğine işaret eden Prof. Dr. Nesrin Dilbaz “Ortada kumarhane yok, para yok. İnsanlar olmayan para ile kredi karşılığında oynuyorlar. Bu sistemlerde her hafta hesap kesiliyor. Kredi ile oynayan kişiler kaybettikçe, borçlarını ödeyebilmek için daha fazla kredi çekiyorlar. Sonunda hesap kesim gününde gerçekte ödemeleri gereken binlerce lira zararla karşı karşıya kalabiliyorlar. Bu şekilde yuvaları dağılan, intiharın eşiğine gelen çok insan var. Bir kısmı ailelerinden yardım istiyor. Bize Türkiye’nin her yerinden böyle vakalar geliyor” diye konuştu.

YENİ SALGIN KRİPTO PARA

Son yıllarda giderek popüler hâle gelen kripto para ve kaldıraçlı işlemlerin toplumu sanal kumar bağımlılığına yönelttiğini ifade eden Prof. Dr. Dilbaz “Eskiden at yarışı oynamak kumar sayılırdı. Şimdi kumarın niteliği değişti. Kripto para özellikle eğitimli ve sosyokültürel düzeyi yüksek kişiler, doktorlar, mühendisler, üniversite öğrencileri arasında yaygın. Toplumda kabul gören ve yasal bir faaliyet alanı olduğu için de kumar olarak kabul edilmiyor. Hem toplumun saygın ve zeki kesiminin oynaması hem yasal olması hem de reklamlarının yapılıyor olması, insanların bu tuzağa düşmesindeki çok önemli etkenler. Özellikle gençler ve eğitimli olan kesim kendi zekâlarına ve öngörülerine güvenerek bu işe giriyor. Burada para kazanmak bir zekâ ve yetenek ürünü gibi lanse ediliyor. Diğerleri de kısa sürede büyük paralar kazanabilme hevesiyle başlıyor ve sonra bağımlısı oluyor. Kumar gibi görülmüyor ama emek vermeden, yüksek paralar kazanmak için büyük risk almak zorunda kalmak işin kumar tarafı ” dedi.

Türkiye’deki dijital kumar bağımlılarının büyük bir bölümü 18-25 yaş arasında yoğunlaşıyor.

GENÇLER ARASINDA ÇOK YAYGIN

Genel manevi değerlerin azalması ve her şeyin maddi olarak değerlendirilmesinin gençleri ve çocukları çok eklediğini söyleyen Prof. Dr. Nesrin Dilbaz “Buna bir de aile içindeki çatışmalar eklenince risk artıyor. Bağımlı hastalarımızın çoğunda bir haz eksikliği var. Bununla ilgili olarak ilaç tedavisi, davranış psikoterapisi, aile terapisi ve hepsi birlikte olmak üzere multidisipliner bir yaklaşım içinde oluyoruz. Ama bize göre en önemli tedavi önleme. Çünkü bağımlılık bir defa başladıktan sonra yani beyinde adaptif değişiklikler oluştuğunda onu tedavi etmek çok kolay olmuyor” dedi.