Fatih Altaylı zincir marketleri topa tuttu!

Gıda alışverişine çıkanlar marketlerde ödeme yaparken isyan ediyor. Özellikle ayçiçek yağı, zeytinyağı, yumurta ve süt ürünlerinde yapılan zamlar büyük tepki çekiyor.

Çocukluğumdan beri duyduğum bir tamlamadır, “hayat pahalılığı.”

Çok açıktır ki, üretemeyen, ürettiremeyen yönetimler sonunda hayat pahalılığı ile karşılaşırlar.

Ve böyle durumlarda ortaya çıkan hayat pahalılığı fırsatçıları ile de polisiye tedbirlerle mücadele etmek zorunda kalırlar, mücadele ediyormuş gibi yaparlar.

Ama genelde yanlış suçluya yönelirler.

Son yerel seçimlerden önce yine fiyatlardaki anormal artışlar gündemdeydi ve seçim öncesi olduğu için ciddi bir mücadele veriliyormuş hissi uyandırmak gerekiyordu.

Zabıtalar marketleri basıyor, tanzim satışlar kuruluyor, tanzim satışların önünde “varlık kuyrukları” oluşuyordu.

Başka dönemlerde “yokluğa” işaret eden kuyruklar, AK Parti döneminde “varlığa” işaret ediyordu.

Bu arada stokçuların da depoları basılıyordu sıklıkla.

O günlerden aklımda kalan bir depoya yapılan baskında suç delili olarak tonlarca kuru soğan ele geçirilmişti.

Gariban üretici baskını yapan jandarmaya “Arkadaşlar ne stoğu. Bu kuru soğan. Hasadı senede bir, bilemedin iki yapılıyor. Yıl boyu da kullanılıyor. Ne yapacağım ben? Hasat günü satılmayanı çöpe mi atacağım?” diyordu. Dinleyen olmadı tabii. O günlerde stokçu lazımdı herkese, medyada sergilemek üzere.

Seçimle beraber göstermelik mücadele de bitti ama zamlar bitmedi.

Hatta hızlandı.

Şimdi yine topyekun mücadele kararı alınmış.

İş dünyasının desteği ile.

Dün de yazdım, TÜSİAD’ı, TOBB’u, MÜSİAD’ı hep beraber fiyat istikrarı istiyor.

İlginç olan hiçbir muhabir de MÜSİAD’ın peynir üreticisi başkanına “Abi, kilosu 60 TL nasıl oluyor peynirin” diye de sormuyor.

Belki de asıl soru sorulması gereken yer üretici değil.

Bu fiyat artışının kodları başka yerde gizli.

Dev market zincirlerinin halka açık bilançolarında.

Bu market zincirleri, pandemi dönemini büyük ve arsız bir fırsatçılığa çevirmiş vaziyetteler.

Hafta sonları millet eve kapandığı, pazarlar kurulamadığı, herkes bu zincirleri muhtaç hale getirildiği için bunlar bir yandan üreticiyi, bir yandan da tüketiciyi kucağa almış vaziyetteler.

Satın alma fiyatlarını olabildiğince aşağı çekerken, satış fiyatlarını da alabildiğince yukarı taşımışlar.

Bunu ben söylemiyorum, bilançoları söylüyor.

Dün Türkiye’nin en yaygın, en büyük “sözde ucuz” market zincirinin bilançosuna baktım.

Cirosunu yüzde 40 civarında arttırmış.

Peki ya kârlılığını?

Söyleyeyim de dudağınız uçuklasın.

Yüzde 100.

Bunun net anlamı şu.

Halka net yüzde 60 geçirmiş.

Diğerlerinin de pek farklı olduğunu zannetmiyorum.

Altaylı dün kaleme aldığı bu yazısının devamında bugünkü yazısında yeni çarpıcı bilgilere yer verdi...

FATİH ALTAYLI'NIN HABERTÜRK'TE YAYINLANAN YAZISININ DEVAMINI BURAYA TIKLAYARAK OKUYABİLİRSİNİZ!..