Alişan'ın gözyaşları dinmiyor

Alişan, altı ay önce biricik kardeşi Selçuk Tektaş’ı koronavirüs nedeniyle kaybetmişti. Büyük bir acı yaşayan Alişan, evlatları ve yeğenleri için ayakta kalmaya çalıştı. Alişan, ailece neler yaşadıklarını ve nasıl hayata döndüğünü anlattı.

Sabah Gazetesi'nden Merve Yurtyapan'ın röportajından...

Yaşadığınız acı kayıptan sonra işinize ne zaman geri dönebildiniz?

Tam 45 gün sonra işe döndüm. Selçuk hastanede yoğun bakımda yatarken günde 2 kere 10-15 kişiyle gidip dua ediyorduk. Kapıda bekleyip ona güzel enerji gitsin diye sohbet ediyorduk. (Ağlamaya başlıyor) 15'inci gün Buse'nin omzunda 'Eğer Selçuk'a bir şey olursa ben bir daha bu işi yapamam' demiştim. Nasıl şarkı söyleyeceğim, insanları nasıl eğlendireceğim diyordum. Kardeşim rahmetli olduktan sonra da aynı şeyleri düşündüm. 45 gün boyunca kendimle mücadele ettim. Selçuk benim sadece kardeşim değil aynı zamanda menajerimdi. Her işimde, her dakikamda yanımdaydı. Sahneye çıkıp onu görüp rahatlıyordum. Sahnede onu her göremeyişimde kahroluyorum. Yaşamayan bunları bilemez. Ateş düştüğü yeri yakar lafını başına geldiğinde anlıyorsun. Ölümün bu kadar yakın olduğunu anlayamamıştım.

RÜYA OLSUN İSTİYORSUN

Tedavi sürecinde neler oldu?

Boğazını delip kardeşimin ciğerlerine oradan hava verdiler. Bir ay boyunca işlem gördü ama suratı melek gibiydi. Bayramın ilk günü ilk defa yanına girdim, sarıldım öptüm, bayramlaştık. Son vedamız o oldu. Eve gelince doktoru 'Tekrar yüz üstü çevireceğiz' dedi. Kötü giden bir şeyler olduğunu anladım. Kardeşimin eşine haber verdim. Hemen hastaneye gittik. 3 saat sonra ölüm haberini aldık. İstiyorsun ki bunların hepsi rüya olsun, sabah kalktığında her şey geçmiş olsun ama maalesef gerçek.

Şimdi kardeşinizden bahsedilirken ne hissediyorsunuz?

Merhum denmesi ciğerimi dağlıyor. Mezarına gittiğimizde tanımadığım insanlar görüyorum. Bir kadın dua ediyordu. Bu kadın zor günlerinde kardeşime ulaşmış. Selçuk ona ve ailesine yardım etmiş, o da Selçuk'a dua okuyor. Kardeşimle gurur duyuyorum.

Psikolojik destek alıyor musunuz?

Psikoloğa gittim ve her şeyi anlattım, ağladım. Bana 'Sen normal bir ağabeyin kardeşini kaybetmesinin ardından yaşanabilecek doğal süreci yaşıyorsun. Acını yaşa. İşine dönmen çok iyi. Eğer işine dönmeseydin o zaman seni tedavi ederdim. Bir daha sıkıntın olursa gel' dedi. Hayatımda ilk kez o gün psikoloğa gittim.

Kardeşinizle olan fotoğraflarınıza bakıyor musunuz?

İlk 3-4 ay hiçbir şeye bakamadım ama artık yavaş yavaş bakabiliyorum. Onu çok özledim. Hem sesini çok dinliyorum, hem de videolarını izliyorum. Önce kabullenemiyorsun sonra artık bir daha geri gelmeyeceğini kabul ediyorsun. Herkese yazılmış bir ömür var. Selçuk, o dönem sırası gelmediği için aşısını olamamıştı. Şimdi 'Aşı olsaydı acaba bir şey olmaz mıydı?' diyorlar. O zaman belki de başka bir şey olacaktı bilmiyoruz ki.

Bu süreçte en büyük desteği sanırım eşinizden gördünüz...

Allah razı olsun ondan. Buse'yle uzun bir birlikteliğimiz olmadı, aşık olup ilişkimizin 7. ayında evlendik. O kadar fazla şey yaşadık ki. Kaza geçirdik, hastalıklar atlattık, kardeşimi kaybettik, onun ailesinden kayıplar oldu. Hepsinde yan yanaydık. Selçuk, Buse'yi kardeşi kadar çok seviyordu. Çocuklar ona 'Teyze' diyorlar.

Şimdi ailenizle birbirinize nasıl tutundunuz?

O dönemde annemin yüzüne bakamıyordum. Hâlâ göz göze gelemiyorum. 3 saniye birbirimize bakınca direkt ağlamaya başlıyoruz. Kardeşimin eşiyle de 6 aydır her gün telefonda saatlerce konuşuyoruz. En güzel geçirdiğim vakit çocuklarım ve yeğenlerimle geçirdiğim zaman. Haftada iki kere hep birlikte yemek yiyoruz. Haftada bir iki gün onları okuldan almaya gidiyorum. Kuzenler birbirlerini çok seviyorlar. Özlüyorlar. Onların arasındaki bu bağ beni çok mutlu ediyor.

Anneniz Suzan Hanım ile babanız Mehmet Bey kendilerini toparlayabildi mi?

Henüz iyi değiller. Ben kardeşimi, onlar evladını kaybetti. (Ağlıyor) Annem dışarı çıkamıyor, sadece mezarlığa ve bize geliyor. Babam ise her sabah mezarlığa gidip öğle ezanına kadar mezarlıkta duruyor. O şekilde rahatlıyor. Samimi bir şekilde söylüyorum; evli olmasaydım, çocuklarım ve yeğenlerim olmasaydı böyle bir kayıpta her şeyi bırakıp gitmiştim. Yapamazdım. Şu an sadece çalışmak zorunda olduğum ve Selçuk'un emanetlerine gözüm gibi bakmam gerektiği için ayakta duruyorum. Beni hayatta tutan çocuklarım ve yeğenlerim.

Sahnede şarkı söylerken ne hissediyorsunuz?

İlk konserime çıkarken sakinleştirici içtim. Tir tir titriyordum. Yapamayacağımı düşünüyordum. 'Kardeşin ölmüş bir ay sonra sahneye çıkıyorsun' diye düşünenler oldu. Ama bu benim mesleğim. Ne yapayım? Yapacağım başka iş yok ki. Bugüne kadar ufak bir iki ticaret yaptım ve başarısız oldum. Yaz boyu Selçuk'un aldığı 30-40 tane düğün ve konser vardı. Onları iptal etmiştim. Paralarını iade ettim. Ama bir sanatçı var, onunla yaşadığım olayı asla unutmayacağım.

Ne yaşadınız?

Bir sanatçı var, adını verip onu gündeme getirmek istemiyorum. Paraya hiç ihtiyacı olmayan, tanıdığım biri. Daha önce anlaştığım bir iş vardı ve sahneye çıkamayacağım için aldığım kaporaları iade edeceğimi söyledim. Organizatör başka bir şarkıcıyla anlaşmış. Kardeşimin vefatının 12'nci günüydü, bu şarkıcının menajeri kuzenimi arayıp 'Sanatçım parasını almadan sahneye çıkmıyor' dedi. Ben de kuzenimi arattırdım ve 'Para bende, çıksın pazartesi vereceğim' dedim. Zaten dünya başıma yıkılmış, gözüm hiçbir şey görmüyor. Ama ısrar etti ve ben parasını o haldeyken yolladım. O şekilde çıkıp konser verdi. Aylar sonra menajeri aradı, 'Bir daha beni gördüğü yerde selam vermesin' dedim.

O da 'Sanatçının haberi yok, ben yaptım' diye cevap verdi. Ama sanatçının haberi olmadan menajerinin asla böyle bir şey yapamayacağını biliyorum.

Selçuk'un ölümünden sonra herkes bana destek oldu. Bir tek bu olayı unutmuyorum.