Futbol dünyasını sarsan dava başladı! 6 sanık hakim karşısına çıktı

Aralarında Arda Turan, Emre Belözoğlu, Fernando Muslera, Selçuk İnan gibi ünlü futbolcuların da bulunduğu 18 kişiyi dolandırdığı iddia edilen banka müdürü Seçil Erzan ile birlikte 6 sanık, hakim karşısına çıktı.

Futbol dünyasını sarsan dava başladı! 6 sanık hakim karşısına çıktı

Sözcü Gazetesi'nden Ali Selim Yamanlı'nın haberine göre özel bir bankanın Levent Büyükdere Caddesi Şubesi'nde aralarında ünlü futbolcular, Arda Turan, Emre Belözoğlu, Fernando Muslera ve Selçuk İnan'ın da bulunduğu 18 kişiyi dolandırdığı iddia edilen şube müdürü Seçil Erzan, Ali Yörük, Asiye Öztürk, Atilla Yörük, Hüseyin Eligül, Kerem Can ve Nazlı Can'ın “Özel belgede sahtecilik” ve “Nitelikli dolandırıcılık” suçlarından yargılanmasına İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlandı.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya 4'ü tutuklu 6 sanık ve tarafların avukatları katılırken 1 tutuksuz sanık Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlandı. Aralarında Emre Çolak ve Volkan Bahçekapılı'nın da bulunduğu 11 müşteki de duruşmada hazır bulundu.

“BEN BATMAK ÜZERE OLAN BİR GEMİNİN KAPTANIYDIM”

Duruşmada ilk kez savunma yapan Seçil Erzan, “Her şey gereksiz ‘Ben yaparım' özgüveniyle başladı. Benim görmezden geldiğim küçük küçük şeyler meğer çok çok büyük şeylermiş. Bu hayat banka müdürü Seçil Erzan olmaktan daha zormuş. Genel Müdür Hakan Ateş şube müdürü olarak çalıştığım zamanlarda bize, ‘Benim şube müdürlerim kaptanlarımdır. Çıplak ayakla kor üstünde yürür' derdi. Ben Şubat ayına kadar korların üstünde yürüdüm. Hiçbir yanlışım olmadı. Ben batmak üzere olan bir geminin kaptanıydım. Dolandırıcı olsam gemi batar ben kurtulurdum. Suça konu olan bakiyenin bende olmadığı, bu bakiyeyi bir yerde saklamadığımı, bununla bir şeyler almadığımı salondakilerin bildiğini çok iyi biliyorum. Bakiyenin 45 milyon olmadığını bildiklerini de biliyorum. İddianamede adı geçenlerle paradan para kazanma konusunda ortak noktamız vardı. Çok iyi çalışandım, çok iyi iş yapardım bu yüzden o camiada bilinirliğim oldu. Ben dolandırıcı değilim. Beni ben dolandırdım. Son dönemde bir şeyler ortaya çıktı. Ben Galatasaray kulübüne yakın olduğum için oyuncuların parasını değerlendirme konusunda elimden geleni yapıyordum. Ben insanların parasını üzerime almadım. Birileri beni dolandırdı. Dışarıda parayı değerlendireceğimi düşündüm ve evimi defalarca ipotek ettim. Arabamı sattım her şeyi mi sattım” dedi.

“AZA TAMAH ETMEMELERİ BENİ BU HALE SOKTU”

Savunmasının devamında Erzan, “Faiz adı altında bu insanların aza tamah etmemeleri, çok kazanmak istemeleri beni bu hala soktu. Şubat ayından sonra ben baskı altına girdim. Bu insanlar 7/24 beni rahatsız ettiler. Çok kötü olaylar yaşadım, evimi bastılar, silahla tehdit ettiler, mermi gösterdiler, işten attıracağız diye tehditler ettiler. İnsanların hepsi kağıt parçası istiyorlardı çünkü o kağıtlar ‘Ben size borçluyum' demekti. Amacım orada ben size parayı ödeyeceğim demekti. Ben hesap kitap yapamadığımda bana yardımcı olmalarını istediğim insanlar oldu. Bana dolandırıcı dedirtmeyin. Ben dolandırıcı olsaydım kimseye senet vermezdim. Ben canımla buradayım. Nisan ayından beri sağlıklı düşünemiyorum. Ben çok korkak biriyim. Ben 45 milyon dolar değil bin dolar bile kaçıramam. 11 Nisan'da biz bunların hesap kitabını yapmaya başlamıştık. Evime gelerek beni darp ettiler. Çok özür dilerim, çok üzgünüm. Ben banka dolandırıcılığı yapsaydım cebimde para olurdu. Bu salondaki herkes benim etimden sütümden faydalandılar. Ben sadece canımla kaldım. Ben bankadan para alıp vermesem de kendi malımı satıp onlara para verdim. Ben kaçmadım, gitmedim. Amacım kimseyi dolandırmak değildi. Basiretli bir bankacıydım. Ben dolandırıldım. İnsanlar benim sayemde bir şey sahibi oldu” diye konuştu.

FATİH TERİM'DEN 300 BİN DOLAR ALMIŞ

Erzan, “2011 yılında Florya şube müdürü oldum. 2020 yılına kadar kimseye borcum yoktu. Bu dönemde yakınlarım bana para verir değerlendirirdim. O dönem halka arza filan giriyordum kendi hesabımdan. Bu insanlar da saygın insanlardı. Paramın yetmediği yerde kredi çekiyordum. Bakiyenin birilerinin evlerinde arabasında kolundaki saatlerinde yazlıklarında, birilerinin cebinde olduğunu biliyorum ben. Adı geçen herkesle ortak paydamız paradan para kazanmaktı. Bu işlemlerden komisyon da almıyordum. 2020 yılında Galatasaray camiasında saygın biri 300 bin dolar para vermişti. Sonrasında o dönemde kulüpten ayrıldı. O kişi kendisi elden parasını teslim etti, o parayı değerlendiriyordum. Bana verdiği paradan çok çok fazla istemeye başlayınca hayır diyemedim. İstediği zaman 50-100 bin gibi ona geri gönderiyordum” dedi.

Mahkeme başkanının 300 bin dolar veren kişinin kim olduğunu sorması üzerine Erzan, Fatih Terim cevabını verdi.

FUTBOLCULARDAN MİLYONLARCA DOLAR ALMIŞ

Savunmasının devamında Seçil Erzan, müşteki Emre Çolak'ın 3 milyon 200 bin dolar verdiğini ve bu paranın hepsini geri almadığını, Emre Belözoğlu'nun 4 milyon 200 bin dolar verdiğini ve geri almadığını, müşteki Arda Turan'ın teslim ettiği miktarı daha sonra yazılı beyanda bulunarak sunacağını söyledi. Fatih Terim'le aralarında para alışverişi olduğunu ancak kendisine borcu olmadığını savunan sanık, Fernando Muslera'nın ana parasından 500 bin dolarının ödenmediğini belirtti.

“KAZANDIRAMAYINCA DOLANDIRICI OLDUM”

Seçil Erzan, “Fon adı altında kimseden para almadım. Bana herkes çok para kazanmak için ikna olmuş şekilde geldi. Fon adı altında para aldığım kişiler oldu. Emre Belözoğlu bana Volkan Bahçekapılı'nın referansı ile geldi” dedi. Volkan Bahçekapılı'nın avukatı, Bahçekapılı'nın kendisine nasıl ulaştığını sordu. Erzan, “Volkan Bahçekapılı'nın ailesi beni tanır, çok severdi. Oradan bildiği için geldi” dedi. Bunun üzerine Bahçekapılı'nın avukatı tekrar, “Ailesinden kim?” diye sordu. Bunun üzerine Seçil Erzan, “Fatih Terim” şeklinde konuştu. Savunmasının sonunda Erzan, “Kazandırırken Seçil’dim, kazandıramayınca dolandırıcı oldum” ifadelerini kullandı.

OLAYIN GEÇMİŞİ

Arda Turan, Nestor Fernanda Muslera, Emre Belezoğlu gibi birçok ünlü futbolcu ve Fatih Terim'in kızı Buse Terim Bahçekapılı ve damadı Volkan Bahçekapılı'nın da aralarında bulunduğu 18 kişiyi “Yüksek karlı gizli fon” vaadiyle dolandırdığı gerekçesiyle tutuklanan özel bir bankanın şube müdürü Seçil Erzan'ın da aralarında bulunduğu 8 şüpheli hakkında yürütülen soruşturma iddianameye dönüştü.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 62 sayfalık iddianamede 18 kişi müşteki olarak yer alırken, 7 kişi de şüpheli olarak yer aldı.

Özel bir bankanın Levent Büyükdere Caddesi Şubesi müdürü olarak çalışan Seçil Erzan’ın müşteki Bülent Çeviker’den 31 Mart 2023 tarihinde kişisel güven ilişkisine dayanarak 2 milyon dolar parayı değerlendirmesi amacıyla elden alarak 3 Nisan 2023 tarihinde 3 milyon dolar olarak iade edeceğini bildirdiği anlatıldı. Bunun karşılığında da müşteriye yazılı bir evrak verdiğininin belirtildiği iddianamede, müştekinin şube müdürüne ulaşmaya çalışsa da ulaşamadığını müşteki bankaya bildirdiği kaydedildi.

BANKA MÜDÜRÜNE ULAŞILAMADI

İddianamede, banka tarafından araştırma yapılmaya ve Seçil Erzan’a ulaşılmaya çalışıldığı ancak ulaşılamadığı, bu nedenlerden dolayı Seçil Erzan’ın gerçekleştirmiş olduğu eylemlere ilişkin suç duyurusunda bulunulduğu ve soruşturma işlemlerine başlanıldığı ifade edildi.

İddianamede, banka bünyesinde 2023 yılının Nisan ayına kadar şube müdürü olarak görev yapan şüpheli Seçil Erzan hakkında bu dosyada yer alan eylemlere ilişkin olarak 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nda yer alan “Bankacılık Zimmeti” ve “Nitelikli dolandırıcılık” suçlarından soruşturma başlatıldığı kaydedildi. İddianamede, “Bankacılık zimmet” suçunun oluşabilmesi için muhakeme şartını yerine getirmek üzere BDDK’dan rapor istenildiği, ancak ihbar şartı yerine getirilmediğinden ek takipsizlik kararı verilerek soruşturmaya “nitelikli dolandırıcılık” suçundan devam edildiği aktarıldı.

ODASINDAKİ KAMERALAR İNCELENDİ

Seçil Erzan’ın görev yaptığı şubeye ait 1 Mart-7 Nisan 2023 tarihleri arası kamera kayıt görüntülerinin incelenmesi neticesinde oluşturulan bilirkişi raporunda; banka müdürü odasını gösterir toplamda 77 adet güvenlik kamerası görüntülerinin incelendiği, Seçil Erzan'ın odasına ait görüntü kayıtlarında aynı kişilerin farklı günlerde giriş çıkışlarının tespit edildiği kaydedildi.  İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü Ekonomik Suçlar Büro Amirliğinden alınan fotoğraf bilgilerinde ise, fotoğraftaki kişilerin Seçil Erzan, Selçuk İnan, Musa Mert Çetin, İsmail İbrahim Çağlar, Volkan Bahçekapılı, Emre Belözoğlu isimli müştekiler olduğu tespit edildi.

Savcılık, “Dolandırıcılık suçunu oluşturan hilenin belirli bir oranda yoğun ve ustaca olması gerektiği, ifade ediliş ve sergileniş tarzı açısından yöneldiği kimseyi etkileyerek doğurduğu güven ortamı ile kişiyi istediği yöne çekebilecek nitelikte olması gerektiği, dolandırıcılık suçunu oluşturan hilenin nitelikli bir yalan olduğu, yapılan yalan açıklamaların dolandırıcılık suçunun hile unsurunu oluşturabilmesi için bu açıklamaların doğruluğunu kabul ettirebilecek böylece muhatabın inceleme eğilimini kıracak güçte olması ve gerektiğinde yalana dış hareketlerinde eklenmiş bulunması gerektiğini” belirtti.

KANUNA GÖRE AĞIR YAPTIRIMLARI OLDUĞU BELİRTİLDİ

İddianamede, 765 sayılı ve 5237 sayılı TCK bakımından kanun koyucu banka veya kredi kurumlarına duyulan güven nedeniyle, bunlar aracı kılınarak gerçekleştirilen eylemlerde, hilenin daha kolay gerçekleşmesi, bankaya duyulan güvenden mağdur ya da mağdurların araştırma eğiliminin azalması ve tümü ile ortadan kalkması nedeniyle, eylemlerin aldatıcı nitelikleri göz önüne alınarak nitelikli dolandırıcılık olarak düzenlenerek daha ağır yaptırıma bağlandığı aktarıldı. Öte yandan tacir ve şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında gerçekleştirdiği dolandırıcılık eylemlerinin de daha ağır yaptırımlara bağlandığı da ifade edildi.

YÜKSEK KAR GETİRİSİ BULUNAN GÜVENİLİR FON OLDUĞUNU SÖYLEMİŞ

İddianamede, söz konusu olayda mağdurların kamuoyunda tanınmış sporcular, iş adamları, hekim gibi çeşitli meslek gruplarına sahip kişiler olduğu, fakat hepsinin alınan beyanlarında şüpheli Seçil Erzan’ın kendilerine yüksek kar getirisi bulunan güvenilir bir fon olduğunu ve yine kamuoyunda tanınmış Fatih Terim, Hakan Ateş gibi isimlerin bu fona dahil olduğunu söyleyerek bu fona para yatırmaya ikna ettiği şeklinde benzer ifadelerin bulunduğu belirtildi.

Gerçekte böyle bir fonun hiç olmadığının kaydedildiği iddianamede, şüphelinin dosya kapsamında incelenen banka ile imzaladığı hizmet sözleşmesinden de anlaşılacağı üzere uzun yıllardır banka müdürü olarak görev yaptığı ve yine aynı banka tarafından özellikle sosyal medyada zaman zaman başarılarına yer verildiği anlatıldı.

BANKA MÜDÜRÜ SIFATIYLA GÜVEN SAĞLADI

Müştekilerin Şube Müdürü olan şüpheli Seçil Erzan’a teslim ettikleri paraları başından itibaren yatırım amacıyla ve banka müdürü sıfatıyla sağladığı güven sebebiyle verdiklerinin kaydedildiği iddianamede, şüphelinin yıllardır kazandığı bankacılık tecrübesinin sağladığı kolaylığı da kullanarak müştekilerle teker teker görüşerek aslında hiç olmayan bir fona, bu fon varmış gibi inandırarak yatırım yapmaya ikna ederek menfaat sağladığı aktarıldı.

İddianamede, şüphelinin daha da inandırıcı olmak için zaman zaman müştekilerin yanında birileriyle telefonda konuşarak bankacılık literatüründe yer alan ISIN kodu gibi tabirler kullanarak karşı tarafa verdiği güveni daha da pekiştirdiği anlatıldı. İddianamede, müştekilerin verdikleri paralara ilişkin sahte belgeler oluşturup bu belgelere bankanın kaşesi vurup, ıslak imzasını atarak müştekilere teslim ettiğine de yer verildi.

BANKA MÜDÜRÜNÜN 216 YILA KADAR HAPSİ İSTENDİ

Savcılık, şüpheli Seçil Erzan’ın başından itibaren dolandırıcılık kastıyla hareket ettiğini değerlendirerek, Seçil Erzan hakkında “Özel Belgede Sahtecilik”, “Tacir veya Şirket Yöneticisi Olan ya da Şirket Adına Hareket Eden Kişilerin Ticari Faaliyetleri Sırasında; Kooperatif Yöneticilerinin Kooperatifin Faaliyeti Kapsamında Dolandırıcılık” suçlarından 66 yıldan 216 yıla kadar hapis cezası talep ediyor.

Öte yandan diğer 6 şüphelinin ise “Tacir veya Şirket Yöneticisi Olan ya da Şirket Adına Hareket Eden Kişilerin Ticari Faaliyetleri Sırasında; Kooperatif Yöneticilerinin Kooperatifin Faaliyeti Kapsamında Dolandırıcılık” suçundan 3 yıldan 65 yıla kadar değişen oranlarda hapis ile cezalandırılmaları isteniyor.