Yeşilçam’ın ‘kötü kadın’ tahtına göz diken Tamar Oner Tanrıyar…

Yeşilçam’ın “kötü” kadınları vardı. Bu kadınlar kimi zaman canlandırdıkları rollerle öyle özdeşleşdirildi ki seyirci onları, sokakta gördüğünde saldırırdı. Hepsi sinema tarihinin unutulmazlar galerisinde yerlerini çoktan aldılar... Göçüp gidenlere Allah rahmet eylesin diyorum.

Türk sinemasında 'kötü kadın' denilince bir çok isim akla gelir Günümüzde ise bu kadınlara adeta rahmet okutan bir isim var. Adı, Mafyatik Baroniçe Tamar Oner Tanrıyar!

Değerli okurlar, rol icabı ‘kötü kadın’ olanlarla aralarındaki tek, Tamar Oner Tanrıyar’ın ‘rol’ yapmıyor olması! Allah vergisi doğuştan kötü olur kendileri!

Nasıl mı?

Anlatacağım ama önce sakinleştirici etkisi olduğu bilinen papatya çayınızı yanı başınıza almanızı tavsiye ederim. Yazdıklarımı okudukça eminim sinir katsayınız artacak! Sinir olacak bir kişi daha var o da sözde magazinci 

Mahpusluk zordur herkes bilir o yüzden sözde magazinci Can Tanrıyar’a ‘kendine dikkat et önümüz kış hasta olma’ diyerek başlayayım... Gerçi vicdan yoksunu bu adama ‘kendine dikkat et’ diyeceğim aklıma gelmezdi ama yine de insanlık bende kalsın! Çünkü karısı Tamar Oner’in dışarıda ne işler çevirdiğini bir bilse eminim kahrından revirden çıkamazdı!

Değerli okurlar gün geçmiyor ki ‘kalbi kötülüklerle dolu’ bu kadınla ilgili kuşlar bana bir şeyler söylemesin! 

Şimdi sizlere ilk kez duyacağınız Tanrıyargillere dair ‘evlilik sözleşmesini’ ve ‘Şeytan Baroniçe’nin Şeytani Planını’ anlatacağım… 

Can Tanrıyar için sonun başlangıcı işte bu evlilik sözleşmesi ile başlıyor!

Nasıl mı?

Önce biraz geçmişe gidip sonra ana konuya döneceğim…

Can Tanrıyar için sonun başlangıcı 2020 yılıdır. Tamar Oner, Seren Serengil’in yanındadır. Ve sektör onu Serengil’in çantacısı olarak tanır. Hatta iddia o ki, Seren Serengil, Can Tanrıyar’ın psikopatlığından bıkar ve Tamar’ı da kendisinden uzak tutması bilerek Can Efendinin yanına yollar. Tamar da ‘Ben bunu kafalarım sen merak etme’ diyerek Can ile samimi olmaya başlar! 



Yeşilçam’ın ‘kötü kadın’ tahtına göz diken Tamar Oner Tanrıyar…


Tamar Oner, sosyal medyada aralarında büyük bir aşk varmış gibi göstermeye çalışır… 

Ve gün gelir evlilik kararı alırlar… Bu karar sonrası Can Efendi, Tamar kızımızın önüne birkaç sayfalık bir kâğıt koyar! Merakla kâğıtta yazılanları okuyan Tamar adeta beyninden vurulur. Bu bir evlilik sözleşmesidir. 

Oner, müstakbel kocasının önüne koyduğu evlilik sözleşmesi dayatmasına çok içerlenir. Yüzüğü atsa ailesine ve çevresine ne diyeceğini de bilemez. O yüzden istemeye istemeye sözleşmeyi imzalar! 

Ancak Tamar kızımız bunu bir gurur meselesi haline getirir. “İntikam soğuk yenilen bir yemektir” der ve Can Tanrıyar sonrasına dair planlar yapmaya başlar!



Yeşilçam’ın ‘kötü kadın’ tahtına göz diken Tamar Oner Tanrıyar… - Resim : 2


Baroniçe’nin Şeytani Planı…

Peki, sözleşmede ne mi varmış?

Sözleşmenin içeriğinde ‘boşanmaları’ durumunda Mafyatik Baroniçe avucunu yalayacakmış! Karı koca arasındaki bu ‘sır’ Can Efendinin kasasının polis tarafından açılmasıyla ortaya çıkmış. Doğal olarak Can Tanrıyar’ın kanser hastası olunca terk ettiği Şafak hanımdan olan 2 erkek çocuğu da bu sözleşmenin varlığından haberdar olmuş! Ve çocuklar şimdilerde cici annelerine karşı oldukça mesafeliymiş!

“Sözleşmenin ayrıntıları ise çok daha ilginç!”

Sözleşmeye göre Can Efendi, "Terk-i Diyar" eylerse bu fani dünyadan işler değişiyormuş! Can Efendinin yıllarca yalan, iftira ve beddualar alarak edindiği mallarının yarısı Tanrıyargillerden Tamar hamıma kalıyormuş! Hem eş durumundan hem de yeni doğan çocuğunun annesi olduğundan…

“Gerçeklerin, bir gün ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardır...!”

Tamar kızımız imzalamak zorunda kaldığı ‘evlilik sözleşmesini’ aklından bir türlü çıkartamıyormuş! Çok sevdiği sırdaşı olan yakın arkadaşı ile dertleşirken sık sık ‘O Can görecek’ diyormuş! 

Hatta bir gün, evlilik kararı alındığı dönem sırdaşı Tamar’a sorar “Ne buluyorsun bu adamda?” diye. Cevap basittir ‘PARA ve GÜÇ’

Evet o dönem Can Efendi iş ortağından paraları hortumladığından Mafyatik Baroniçe ‘değirmenin suyunun hiç kesilmeyeceğini’ düşünmüş ve evlenmekle hayal ettiği yaşantıya ve güce kavuşacağını düşünüyormuş…

Ah o evlilik sözleşmesi yok mu?

Mafyatik Baroniçemiz ilk olarak tescilli bir kadın düşmanı olan Can Tanrıyar’ın izinden gider… Sosyal medyadan sağa sola ‘racon’ keser. Ne de olsa o artık bir Tanrıyar’dır artık! Yalan, dolan, iftira ve şantaj yapmak onlardan sorulur!

Vicdan yoksunu bu adam çocuklarının annesi Şafak hanıma yıllarca kan kusturmamış mıydı? Çocuklarını kalorifer demirlerine bağlayacak kadar ruh hastası bu adam kanser hastası eşini terk edip Petek Dinçöz ile evlenmemiş miydi?

Gün gelip de bu gaddar adamın gerçek yüzünü gören genç assolistimiz ayrılmak istediğinde başına gelmedik kalmamıştı! Dayak, psikolojik işkenceler ve biten bir sanat hayatı…

Zavallı kadın çıktığı TV kanalında canlı yayında hüngür hüngür ağlayarak Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Saygıdeğer Hanımefendi Emine Erdoğan’dan yardım bile istemişti. 



Yeşilçam’ın ‘kötü kadın’ tahtına göz diken Tamar Oner Tanrıyar… - Resim : 3


“Beni bu manyaktan kurtarın” diye yalvarmıştı sevgili Petek Dinçöz. Bu yayınlar hala YouTube’da duruyor meraklıları izleyebilir.

Ve Petek’in “manyak” demesi de boşuna değildir bu adama hani… 

Neden mi? 

Bu Can Efendi kanser ettiği çocuklarının annesi Şafak Hanım’dan ölümünden sonra özür dilemek adına kitap yazmıştı.

Tarihler 2012’yi gösterdiğinde gittiği bir gece kulübünde kör kütük sarhoş olup milletin üzerine işer ve Star gazetesine verdiği röportajda bu olayla ilişkin olarak sözüm ona günah çıkartır:

“Eski karımın yakın plan resmini görünce sarhoş oldum…Özür dileyecek bir eşim bile yok çünkü Karacaahmet’te… Eğer o yaşasaydı ben bu duruma düşmezdim. Tek şansım kendimi öldürtmek…” 

Sonuçta ‘ilahi adalet’ diye bir şey var… Kimse ‘çektirdiğini çekmeden gitmez’ demiş büyüklerimiz… Öyle de oluyor zaten!

Evlilik sözleşmesi ve intikam!

Şeytanın avukatlığına devam edelim…

Şeytana pabucunu ters giydirme yeteneğiyle kendi alanında 1 numara olan Tamar Hanımın acaba diyorum, müstakbel kocasının demir parmaklıklar arkasına giden sürecinde parmağı var mı?

Gelin taşları yerli yerine koyalım ve sorumuza yanıtı hep birlikte verelim. 

Can Efendi, uzun yıllar boyunca magazin dünyasında bilinen sevilen ve saygı duyulan isimlerden birisi Fevzi Siverek ile yakın dosttu. Tanrıyargiller her başı sıkıştığında yanına giderdi. Ta ki, Tamar hayatlarına girene kadar! 


Yeşilçam’ın ‘kötü kadın’ tahtına göz diken Tamar Oner Tanrıyar… - Resim : 4


Müstakbel eşinin gazıyla eski dostu Fevzi Siverek’e demediğini bırakmayan Can Efendi bir kez daha ‘vefa’ duygusunu gözler önüne serdi. Oğlu Anılcan ‘amca’ diye hitap ettiği Siverek’e “büfeci Fevzi” diyerek iftira atacak kadar zavallılaşmamış mıydı?

Bakın bunları niye yazıyorum biliyor musunuz? Bu insanların nasıl bir yılan olduğunu bilin diye!

Benim yakından bildiğim bir başka konu ise Can Efendinin Uçankuş TV’de iş insanı ortağını hortumladığının ortaya çıkması üzerine ilk olarak kimden yardım istiyor? 

Fevzi Siverek’ten..!

“Abi bizi barıştır, konu mahkemeye gitmesin! Param olursa ben vereceğim söz” diye yalvaran Tanrıyar için devreye “büfeci Fevzi” dedikleri abileri Fevzi Siverek girmişti… 

Peki, sonra ne mi oluyor? 

Bu kez de devreye Tamar giriyor ve “Ne para vermesi sıkıysa versin mahkemeye de bak neler oluyor?” diyerek Can Efendiyi gaza getiriyor.

Bu hortum olayı mahkemeye intikal edince de Tanrıyargiller ellerindeki internet sitesi ve sosyal medya hesapları üzerinden ‘iftira ve şantaja’ yapmaya başladı. Ortağının namusuna bile dil uzatmaktan geri kalmayan bu ailede içten içe sevinen bir tek isim vardı o da Tamar Oner’di. Amacına ulaşmaya yani müstakbel kocasının malının üstüne konmaya az kalmıştı!

Kocasını herkes ile kanlı bıçaklı yapacak, insanları kışkırtarak ellerine kana bulamaya zorlayacaktı!

Gün geldi bu aile “saldırıya uğradık” diye televizyonlara demeç verdi. Oysa saldırıya uğradık dedikleri olay aylarca maaş ödemedikleri çalışanlarını televizyon kanalının önünde haklarını aramaktan öte bir şey değildi. 

Paskalya partilerinde paraları ezen patronları Can Efendi haklarını arayan emekçilere küfrederek tehditler savurmuş onlarda üzerine yürümüştü bu dengesiz adamın. Önce ‘dayak yedik’ diyen Can Efendi daha sonra ailecek çektikleri videoda ‘Bizi kimse dövemez’ diye böbürlenmekten geri kalmamıştı!

Kötülüğün yeryüzünde vücut bulmuş hali Tamar bu kez bir başka oyunu sahneye koydu!

Zekeriyaköy’deki villalar yaptırdıkları ancak parasını ödemedikleri Recep Emir Kanturaoğlu’nu tahrik etmeye başladı…Telefonda “sana sapanla el bombası atarım” diyerek tehditler savurdu iflasın eşiğine gelen Kanturoğlu’na. 

Yetmedi adamın ‘satılamaz’ şerhi koydurttuğu villalar için emlakçı getirerek satılık tabelası astırdı! 

Şeytanın aklına gelmez ama Tamar’ın aklına gelir…  

Kanturaoğlu da delikanlı adam sonuçta milyonları gitmiş ve haklı… Malına çökülmesini hazmedemiyor ve şikayetçi oluyor. Karakolda ifade verirlerken Can ve Tamar’ın tehditkâr mimik ve el hareketleri üzerine bıçağını çekiyor adam. Hanımağa pozundaki Tamar süt dökmüş kediye dönerken Can Efendi yerlerde sürünüyor. Adamcağız ‘Değmez sizin gibiler için elimi kirletmeye’ diyerek duruyor.  

Can Efendi paçayı kurtarırken Tamar öfkeden kuduruyor! 

Niye mi?

Yine olmamıştı! Kurtulamamıştı Can’dan…

Mafyatik Baroniçe bekarlık yıllarında “Seni mermi manyağı yaparım” diyerek tehdit ettiği bir şahıs yüzünden ceza almış ve cezası ertelenmişti. Tanrıyar soyadını aldıktan sonra kendisine bir şey olmayacağını düşünerek yeniden Hanım ağalığa soyundu. 

Can Efendi nisan ayından beri cezaevinde!

“Öyle suçumuz” yok deyip ağlamalarına bakmayın siz…

Savcılarımız büyük bir titizlikle dosyalarını hazırlamışlardır bunların. Ve yedikleri tüm haltlar günü gelince ortaya çıkacaktır. 

Tehditler ve şantajlar ayrı!

Can Efendiyi adeta ‘suçsuz yere cezaevinde’ yatıyormuş gibi gösterme çabaları ne yazık ki ters tepiyor! Adaleti töhmet altında bırakmak, hâkim ve savcılara iftira atmak tamamen bir acziyet göstergesi.

Şuursuzca hâkim ve savcılarımıza saldırdıkları o sosyal medya paylaşımlarına bir baksınlar. Ve bu paylaşımları yaptırtan bu kötü ruha dikkat etsinler!

Benim anladığım odur ki, o hakimler ve savcılar ‘Can Tanrıyar çamurdur üstümüze sıçramasın’ diye çekiniyorlar!

Asıl dosya “terör ve organize dosyası” 

“Demedi deme Baroniçe…” 

Şimdi bu kadın zannediyor ki “bana bir şey olmaz!”

Hiç böbürlenme olur hem de öyle bir olur ki, şaşar kalırsın!

Herkes her şeyin farkında…
 
Bu Tamar denen kötülüğün zaten “Seni mermi manyağı yaparım” dediği bir şahsı tehdit etmekten kesinleşmiş bir hapis cezası var…Ve müstakbel kocasıyla birlikte “terör ve organize” suçtan yargılanacak. Öyle ‘yeni doğum yaptım, bebeğim çok küçük’ diye hapse girmeyeceğini düşünüyorsa büyük bir yanılgı içinde olduğunu söyleyeyim.

İşte Dilan Polat örneği gün gibi orta yerde duruyor…

Bu terör ve organize dosyasında aynı suçlamalarla yargılanan Tamar Tanrıyar ise sırf yeni çocuğu oldu gerekçesiyle şimdilik kaydıyla dışarıda!

Ama çocuk da büyüyor yani o bebeğe acıyıp dışarıda bırakan hakimler savcılar günü geldiğinde onu da alabilirler… Çünkü suçlamalar çok ciddi!


Velhasıl kelam değerli okurlar Tamar’ın ‘evlilik sözleşmesi intikam planları’ bir bir elinde patlamış gibi duruyor.

Şimdi Can Efendi ve oğulları oturup düşünsünler. Hayatlarının içine aldıkları bu kadının başlarına nasıl çorap ördüğünü!

Son olarak ‘cici anneleri’ kayığına binen Can Efendinin oğullarına ve onların eşlerine bir çift nasihat!

Hayatı boyunca edindiği hiçbir maldan sizlere zırnık koklatmayan bu adamın eşi size bir şey verir mi?

Düşünsenize Can Efendinin mallarının yüzde 50’sine sahip olacak! Yani 51 tapunun 25’i Baroniçenin olacak! O da biliyor kocasının normal şartlarda kendisine zırnık koklatmayacağını! O yüzden tüm şartları zorluyor…

Aklınız kullanın ve evlatlarınızı biraz düşünün!

Öz annenizin ahı üstüne yapışan babanızın timsah gözyaşlarına kanmadan kendi yolunuzu çizin.

Yeşilçam’ın ‘kötü kadın’ tahtına göz diken Tamar Oner Tanrıyar… - Resim : 5



İlahi adaletin terazisi nasıl tartacağını, babanızı ve cici annenizi yaşayıp göreceğiz.!


Sacit ASLAN